Ölüm ve Korku Günleri yazarın okuduğum tek kitabı değil. Anadolu Mektebi bünyesinde yazar okumaları yaparken yazarın en azından beş altı kitabını okudum. Okuduğum kitaplarından bazıları: Yoldaşlar, İhtiyar Savaşçı, Benim Gibi Biri...
Buraya direkt olarak Cengiz Dağcı hakkında yazdığım panel metnimi bırakmak istiyorum, zaten okunmayacak...
CENGİZ DAĞCI’NIN ESERLERİNDE SAVAŞLAR VE İNSAN PSİKOLOJİSİ
“Vatan, yurt, toprak… İnsan, geçmiş, güzel anlar, umut dolu yarınlar… Hepsi benimle, kalbimde, zihnimde, her yerde! Çünkü hepsi birer hayal, bir rüya belki de serap! Ancak kesin olarak bildiğim bir şey var ki bunların hepsi çok uzağımda. Bazen kuruntular, bazen paranoyalar. Bunların gerçekliğine inandığım, gerçek olduğunu sandığım her an; benliğimden koptuğum, ortamdan soyutlandığım, acıdan kaçtığım anlarda saklı…
Evime, eşime, çocuklarıma, aileme, hepsinden önce kendime olan özlemimle yanıp tutuşurken hayalden bile olsa onları en azından bir kere görmek istiyorum. İçimde kalmış olduğundan şüpheli olduğum son umut zerrelerimi onların hayaliyle sularken bir nebze de olsa sönen hasret ateşi acımı dindirmeye yetmiyor, biliyorum.
Vazgeçmek geçiyor içimden, yaşamamak, devam etmemek… Ama yapamıyorum, yapamam. Zaten pes etmemi isteyen birileri varken onlara istediğini vermek acizlik olur! Devam etmeliyim. Hayaliyle yaşadığım yarınlarım için devam etmeliyim. Memleketim, memleketimin insanları, evim için ve kendim için devam etmeliyim. “
Mesela bu birkaç paragraf Cengiz Dağcı’nın Yoldaşlar kitabını okurken zihnimde dolaşan düşüncelerin doğurduğu birkaç söz sadece… Dağcı’nın yazılarında psikolojik tahliller oldukça geniş yer tutuyor. Elinize aldığınız bir Cengiz Dağcı kitabında öylesine söylenmiş cümleler bulamazsınız. Çünkü hepsinin altında yatan bir anlam gizlidir.