Hocanın bana verdiği yazılı cevap şöyle idi: "Sana bir anekdot nakledeyim: Mülkiye öğrencisi olduğum yıllardı. Kıbrıs'ta olaylar oldu, bunalım çıktı. Türkiye'de o zamanlar İnönü önderliğinde koalisyon hükümeti var. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda bir oylama oldu ve Türkiye ala ala beş üyeden oy alabildi. Kıbrıs ise oyların kahir çoğunluğunu elde etti. Bu durum ister istemez Türkiye'de Hükümet dahil herkese sorular sordurdu. “Neden yalnızdık, bu yalnızlıkta kendi kusurumuz var mıydı vs.?” Tabii olarak yalnızlıktan sıyrılmanın çareleri neydi? Bu türden soruları hatırlıyorum. Cumhuriyet'te Ecvet Güresin, Milliyet'te Abdi İpekçi soruyu kamuoyuna da mal ettiler. Gelelim bizim anekdota: Bir gün okulun büyük salonunda hocalardan bazıları bize bir panel verdiler. İyi hatırlıyorum, Fahir Armaoğlu vardı. Yanılmıyorsam bir de Suat Bilgi ve belki Ahmet Şükrü Esmer. Dışişleri'nin talimatıyla Afrika gezisinden dönüyorlardı. Bizlere tespitlerini naklettiler. Meâlen şöyle diyorlardı: Afrika'da hemen hemen hiç tanınmıyorduk. Bu konuda hata bizdeydi. Çoğu Afrika ülkesi bağımsızlıklarını yeni kazandıkları için çok hassastılar. Onların hassasiyeti Kıbrıs'ın hassasiyetiyle buluşuyordu. Acilen Afrika'ya ilgi göstermeliydik... 70'lerin ortasında Baskın'ın [Oran] Azgelişmiş Ülke Milliyetçiliği-Kara Afrika Modeli metni elime geçtiği zaman ister istemez geçmişteki bu anımı hatırladım. Sonraki yıllarda neden gelişme kaydedilmedi sorusunun cevabı çok belli. Arka arkaya gelen askeri darbelerin Mülkiye'ye verdiği zarar malum. Kadrolar darmadağın oldu. İnsanların şevki söndü. Bizde maalesef çalışmalarda pek süreklilik yoktur. Ne diyeyim kader utansın! Şimdilerde, Türk müteşebbisler ihracat merakına tutuldukları için ‘bâkir pazardır' anlayışıyla Afrika'ya merak sardılar. Ne derece başarılı
Sayfa 46 - Dergâh Yayınları·Kitabı okuyor
Necmettin Erbakan
27 Mayıs darbesini yapan askerler "Devrim" adı altında yerli bir otomobil yapma sevdasına düşmüşlerdi. TCDD'nin Eskişehir atölyesinde örnek bir otomobil de yaptırmışlardı. Gündemde "Türkiye'de bir otomobil sanayisi kurulabilir mi" sorusu önemli bir yer işgal ediyordu. Bir gün üniversitemizde bu konuda bir panel çalışması yapılacağı ve Milli Birlik Komitesi Başkanı Cemal Gürsel'in de bu panele katılacağı bildirildi. Panel, Makine Fakültesi'nin bulunduğu Gümüşsuyu yerleşkesindeki konferans salonunda olacaktı. Merakla ben de panele gittim, ön sıralarda bir yere oturdum. Cemal Gürsel geldi. Panelde İktisat Fakültesi'nden Profesör Mükerrem Hiç, Teknik Üniversite'den Motor Kürsüsü başkanı Profesör Hikmet Binark ve Necmettin Hoca konuşmacı idi. Gerek Mükerrem Hiç gerek Hikmet Binark iktisadi ve teknik nedenlere dayanarak o gün için otomobil üretiminin rantabl olamayacağını savundular. Tezleri üretim için gerekli yan sanayinin mevcut olmaması ve rantabl bir otomobil üretim tesisi için yılda en az 100.000 araba üretimi gerektiği, Türkiye'de bu pazarın olmadığı şeklindeydi. Bu konuşmaları Cemal Gürsel'in asık bir suratla izlediğini görüyorduk. Üçüncü olarak söz alan Necmettin Hoca konuşmasına "Hocalarım kusura bakmasın onlara katılamayacağım" diye başladı ve otomobil üre-timine başlanması ile yan sanayinin gelişeceğinden söz etti, Almanya'daki Volkswagen örneğini heyecanlı bir şekilde anlattı. Cemal Gürsel'in onu gözlerini açarak ve memnu-niyetle izlediğini gördük. Panel bitti. Gürsel'in Necmettin Erbakan'ı yanına çağırdığını fark ettik. Sonra öğrendik ki Cemal Gürsel, Necmettin Hoca ile onun çalışma odasında uzun uzun konuşmuş. ... Biz artık bizim hoca tamam, Sanayi Bakanı oldu diye aramızda konuştuk. Üç gün sonra yeni bakanlar listesi yayımlandı. Sanayi
Sayfa 193 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
-Di panel û bernameyan da qala pirs û pirsgirêkên xwe dikin û dawîyê jî li tembûrê dixin û kilaman dibêjin.
Kurdî
Düz panel ve dayanıklılık?
Ksenonit o kadar sağlam ki onu basınca dirençli hâle getirmek için özenle şekillendirmenize bile gerek kalmıyor. Düz panel üretmek muhtemelen daha kolaydır.
Sayfa 216 - İthaki Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
In 1992, an NHLBI expert panel reviewed all the heart disease data on women and found that total mortality was actually higher for women with low cholesterol than it was for women with high cholesterol, regardless of age. These results were also ignored.
Yapılar, insanlığa daha İlkçağ'dan beri eşlik eder. Birçok sanat biçimi zaman içinde doğmuş ve yitip gitmiştir. Tragedya, Yunanlarla başlamış ve onlarla beraber sanat sahnesinden çekilmiş, ancak yüzlerce yıl sonra kendi "kurallar"ı eşliğinde yeniden doğmuştur. Menşei ulusların oluşumuna dayanan destan, Avrupa'da Rönesans'ın bitimiyle ortadan kaybolmuştur. Panel üzerine yapılmış resim sanatı, Ortaçağ'ın bir ürünüdür ve varlığını sürdüreceğinin hiçbir teminatı yoktur. Ancak barınma, insan için daimi bir ihtiyaçtır. Mimari hiçbir zaman unutulmamıştır. Mimarlık tarihi, tüm diğer sanatlarınkinden daha eskidir ve etkisini anlamak, kitlelerin sanat eseriyle ilişkisini açıklamakta vazgeçilmezdir. Yapılar iki şekilde alımlanır: Nasıl kullanıldıkları ve nasıl algılandıklarıyla. Daha yerinde bir ifadeyle: Dokunsal ve görsel olarak.
Sayfa 35·Kitabı okudu