10/10
·255 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
Kitap sadece kuşları ve doğayı anlamamızı sağlamıyor; yöre halkını geçmişten günümüze kültürel açıdan değerlendirmemize, bir alanın milli park kabul edilme sürecini ve uygulanan politikaları görmemize de kapı aralıyor. Bir araştırma kitabını roman tadında okumamızı sağlayan muhteşem bir eser.
Manyas Kuş Cenneti Milli ParkıYılmaz Arı · Çizgi Kitabevi · 20213 okunma
10/10
·80 syf.··
2026 143. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 00:00
"SEVGİLİ MAYAKOVSKİ" "Yaşamak saldırıya uğramaktır, demişti başka bir şair. Hüznün en koyusunu koltuğunun altına alıp gelirken hayat; gidip intiharın soğuk duvarları arasına saklandın ya, aşk olsun!" Herkes bir şeyler söylüyor ama kimse kimseyi duymuyor. Dünya gürültüyle kaplıyken, en çok susanlar acıyor insana. İnsan kalabilmek var. Ve bence kitap boyunca en çok bunun üzerine duruyor yazar. Şu dünyada, tüm bu kaosta, bombaların, yalanların, açlığın, savaşın ortasında hâlâ merhametini, hüznünü, vicdanını kaybetmemek… İnsan kalabilmek. Tanıdık isimler geçiyor satır aralarında. Haraza çocuğu, Gülistan Sarayı, Park-ı Lale, Rey, Tecriş… Her biri bir hikâye, her biri bir yara. Ama en çok o cümleler var ki, tekrar tekrar okudum yutkunarak. Çünkü metin sadece duygu değil, eleştiri de taşıyor. Sosyal, kültürel, ekonomik, politik… Hepsine aynı anda dokunuyor. “Petrol ve dolar yükseldikçe aç kalan insanlar için mi savaşıyor ülkeler?” diye soruyor mesela. Cevap vermek zor. O yüzden sessiz kalıp düşünüyoruz. Okurken farkında olmadan bir terazi kuruyoruz zihnimizde. Bu dünyada kim daha rahat yaşıyor? İyiler mi, kötüler mi? Toplum değiştikçe, ölçütler de değişiyor. “Eskiden azar azar ölüyorduk, şimdi ölmek bir yaşam biçimi oldu” cümlesi tam da bu değişimin özeti sanki. Belki de mektupların en kıymetli yanı bu: Toplumsal değişimi, bir insanın iç sesiyle, samimiyetle aktarması. Ne kadar resmî olursa olsun dünya, bir mektupta her şey kişisel, her şey gerçek. Kitabın en güçlü yanı, yazarın duygusunu saklamaması. Kızgın, üzgün, umutlu ve umutsuz aynı anda. Hiçbir şeyi “nesnel” diye anlatma derdi yok. Tam tersine, öznel olmak en büyük erdemi. Bu yüzden yazarlar, şairler, siyasetçiler de nasibini alıyor eleştiriden. Ama bu kin değil, hayal kırıklığı. Birinin “Bu diyar merhametli
Edebiyat
Sevgili MayakovskiZeki Bulduk · Dekalog Yayınları · 202625 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Üç Başı Mamur Bir Ankara Romanı: Ankara! Mon Amour
Puan vermedi·167 syf.··
2026 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 23:26
Bu yazıya kadar, hakkında yazdığım kitaplar, özellikle de romanlar, hep gelip beni bulmuşlardı. Karşıma çıkmakla kalmayıp bir şekilde beni etkileyen bu kitaplar henüz bitmeden, zihnimde tahlil cümleleri dolaşıma giriverir, haliyle de dayanamayıp o eserler hakkındaki analizlerimi satırlara dökmek zorunda kalırdım. Dergimizin bu sayıdaki ana temasının ‘Ankara’da Edebiyat’ olacağı kararlaştırıldığında bir kere daha bana kitap analizi düştü. Böylece ilk defa bir roman hakkında yazmak için bizzat arayış içine girmiş oldum. Elbette Ankara’mız, edebiyat dünyamızda hatırı sayılır bir alan işgal ediyor ancak roman söz konusu olduğunda bu alan bir hayli daralıyor. Konusu bütünüyle ya da büyük oranda Ankara olan roman sayısı ne yazık ki bir elin parmaklarını geçmiyor. Ankara ile alakalı roman söz konusu olduğunda, edebiyata ilgisi biraz yoğun olan birçok kimsenin olduğu gibi benim de aklıma ilk gelen Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun ‘Ankara’sı oldu. Lakin bu roman, hakkında ziyadesiyle yazılan, birçok analize konu olan eserlerden biriydi. Ayrıca, İbrahim Eryiğit Hocamız, bu sayı için hazırladığı ve önceden vâkıf olduğum hayli zengin içerikli yazısında, söz konusu kitapla ilgili de kısa ama tatmin edici bilgilere yer veriyordu. Ve ilk seçenek böylece elendi. Bir de ‘Yaşanmayanların Romanı’ vardı tabii. Muhammed Ali Koçak ile tanışmama ve dergimizin yazarlarından biri olmasına vesile olan bu roman hem neredeyse bütünüyle Ankara’da geçiyor hem de Ankara’nın kadim tarihine dair birçok bilgi içeriyordu. Lakin onun hakkında da yakın zamanda web sayfamız ve e-dergimizde bir analiz yayınlamıştım. Araştırmamı sürdürürken nihayet istediğim özelliklere sahip romanı yakaladım. Hem adı hem de hikâyesi Ankaralıydı. Başta da ifade etmeye çalıştığım gibi bu sefer kitabı ben arayıp bulmuştum;
Ankara, Mon Amour!Şükran Yiğit · İletişim Yayınları · 20221,637 okunma
9/10
·254 syf.··
2019 1257. kitabı
·
Sunay Akın'ın kitaplarını okumayı sevmemin en büyük nedeni, her seferinde bana yepyeni kapılar açması. Tarihe, sanata, bilime ya da gündelik hayata dair bildiğimi sandığım pek çok şeyin aslında ne kadar eksik olduğunu onun kitaplarında fark ediyorum. Üstelik anlattığı konular öyle herkesin bildiği, sıkça karşılaşılan bilgiler de değil. Çoğu zaman başka yerde rastlamamın zor olduğu ayrıntıları, unutulmuş insan hikâyelerini ve gözden kaçmış kahramanları gün yüzüne çıkarıyor. Geyikli Park da tam olarak böyle bir kitap. Birbirinden bağımsız gibi görünen olayları ustalıkla birbirine bağlayan yazar, tarihin satır aralarında kalmış kişilere yeniden nefes veriyor. Kimi zaman bir eşyanın, kimi zaman bir fotoğrafın, kimi zaman da unutulmuş bir olayın peşinden giderek okuyucuyu şaşırtmayı başarıyor. Kitap boyunca "Bunu daha önce hiç duymamıştım" dediğim birçok bölüm oldu. Sunay Akın'ın anlatımını ayrıca çok seviyorum. Bilgiyi kuru kuruya vermek yerine onu bir hikâyenin içine yerleştiriyor. Bu sayede okurken hem öğreniyor hem de keyif alıyorsunuz. Bir öğretmenin ders anlatmasından çok, bilgili bir dostun sohbetini dinliyormuş hissi veriyor. Bu da kitabı son derece akıcı hale getiriyor. Kitapta yer alan kısa bölümler sayesinde istediğiniz zaman elinize alıp birkaç sayfa okuyabiliyorsunuz. Her bölüm kendi içinde ayrı bir keşif yolculuğu gibi. Tarihe ilgi duyanların da, genel kültürünü geliştirmek isteyenlerin de keyifle okuyabileceği bir eser olmuş. Benim için Geyikli Park, yalnızca bir kitap değil; merak duygusunu canlı tutan, geçmişe farklı bir pencereden bakmayı sağlayan bir yolculuktu. Okurken hem şaşırdım hem öğrendim hem de birçok olayın görünmeyen kahramanlarını tanıma fırsatı buldum. Sunay Akın'ın anlatımını sevenlere ve yeni şeyler öğrenmekten hoşlanan herkese gönül
Geyikli ParkSunay Akın · İş Bankası Kültür Yayınları · 20132,941 okunma
8/10
·304 syf.··
2026 32. kitabı
Merhabalarr, Bu kitabı geçen yıl okumuştum ve 2025 favorilerimden olmuştu. Romantik komedi ihtiyacımı giderebilmek için tekrar okumak istedim çünkü ilk okuduğumda o kadar keyif vermişti ki! Ve şaşırtıcıdır yine aynı keyifle okudum çünkü Wes karakteri gerçekten mükemmel bir erkekti. Kısaca konusundan bahsetmek gerekirse Liz romantik fimlere ve müziklere aşık olan bir lise son öğrencisidir ve annesinin kaybını bunlarla doldurmaktadır. Komşusu ve aynı liseye gittikleri Wes ile de sürekli park kavgası yapmaktadılar. Bir gün Liz’in çocukluk aşkı Micheal liseye geri döndüğünde, ona ulaşma biletinin Wes’te olduğunu düşünerek Wesle anlaşma yaparlar : Liz’e yardımcı olursa otopark yeri Wes’in olacaktır. Birlikle Micheal projesine başlarlar ve bu süreçte yakınlaşırlar. O kadar tatlı oldular ki şuan bile sahneleri düşündükçe sırıtıyorum. Özellikle partide bir kız Liz’in elbisesine kusunca Wes’in kendi kıyafetlerini vermesi, kıyafetin belinin bol gelmesiyle düşmemesi için belinden tutması, Liz’in burnuna top gelince kanamayı durdurmak için tişörtünü çıkartıp vermesi, Gizli bölgelerinde geceleri yaptıkları konuşmalar. Sadece bununla da sınırlı değildi ve hem arkadaşlık hem de aile ilişkilerinde Liz yanlış şeyler yaptı ve bunları düzeltmesini okuduk. Çok gerçek hayattan olduğu için çok sevdim. Özellikle üvey annesi Helena ile bağ kurmalarını okumak çok keyifliydi. Her bölüm başında bir film alıntısı vardı ve ben böyle şeylere bayılıyorum. Bolca müziklerden bahsedilmişti. Kısaca çok keyif alarak okuduğum, içerisinde hiç smut olmayan, daha saf bir aşk, arkadaşlık ve ilişkiler hikayesiydi. Romantik komedi kitaplarını seviyorsanız kesinlikle okumalısınız! En azından Wes için durmayın, koşun ve okuyun :)
Filmlerden Daha GüzelLynn Painter · Artemis Yayınları · 20251,924 okunma
Spoiler içerir
6/10
·304 syf.··
2026 10. kitabı
Spoiler içerir Tiktokta çok önerilince merak edip okuyayım dedim. Klişe enemies to lovers olduğunu biliyordum ama çok üstünkörü yazılmış bence. Düşman kısmı küçüklük kavgalarından ibaret, bir de park yeri için kavga ediyorlar o kadar. Aşık olma kısmı da kimse beni umursamıyorken o umursadı düşüncesinden geliyor, biraz duygusal boşluktan kaynaklı gibi. Partide üstüne kusulunca arkadaşının sana yardım etmesi zaten beklenen bir şey bundan etkilenilmesi saçma bence. Kafana top yiyip şırıl şırıl burnun kanarken arkadaşının seni hastaneye götürmesi de beklenen bir şey, ne halin varsa gör deyip oynamaya devam etmesinler bir zahmet. Wes'in kızla öpüşüp ertesi gün micheal liz'i baloya davet ettiğinde alkışlayıp ıskalaması da çok saçmaydı bahanesi de ayrı saçmaydı. Belki lise romantizmi okumak için yaşım geçmiştir ama kitap bana zorlama geldi. Sanki yazar eline kuklaları alıp hadi şimdi düşmanmış gibi yapın, şimdi birlikte zaman geçirip aşık olmaya karar verin, bir tane de tümsek çıkaralım hop atlatıp mutlu sona ulaşalım demiş gibi.
Filmlerden Daha GüzelLynn Painter · Artemis Yayınları · 20251,924 okunma