Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen, belkide bana en çok hitap eden, beni en çok etkileyen kitabı oldu. Kesinlikle hakkı yenen, görmesi gereken ilgi ve değeri görmeyen bir kitap. Tıpkı kitabın kilit kişisi baba, yani piyano akortçusu (Der Klavierstimmer) gibi.
Yetim kalmış, yetimhaneye verilmiş, orada pek sevilmemiş ve aradığı sevgiyi evlatlık edinen kör adamda ve onun mesleği olan piyano akortçuluğu dolayısıyla opera yazarlığında bulmuş. Ama bu sevgi hakiki bir sevgi midir, yoksa hasret olduğu sevgiye ulaşmak için bir araç mıdır sadece?
Akortçunun operada işlemiş olduğu cinayetle ve ona götüren sebeplere giriş yapıyoruz.
Hikayeye bir Patrice'nin bir de ikizi olan Patricia'nın ağzından yazılmış yazılardan okuyoruz. Babanın ve annenin kimlikleri, çocuklarla olan ilişkileri, ve ikizlerin başta erkeğin uğraş ve teşvikiyle bağlılıkları, daha sonra ise Patricia'nın birey olma arzusuyla başlayan birbirlerinden kopuşları...
Çok katmanlı, yalın ama duygu derinliği yoğun, akıcı ve muhteşem bir dil ile kaleme alınmış bir roman. Baba ve ikizler üzerinde, iki ana çizgide yoğunlaşan hikaye, hepsinin birey ve kendi olma maceralarında birleşiyor.
Hazin mi hazin, dokunaklı mı dokunaklı bu romanı her kitapsevere tavsiye ederim.
Sessiz usta akortçu gibi takdir bekleyen ama bulamayan bir garip bencileyin kalmasın kitap diye...