Bu kitap, kendi içimize yolculuk kılavuzu tadında rehber kitaplardan biri...
Değişim önce içeride başlar sonra dalga dalga yayılır.
(Devrim)
Hayat bize verilen tek bir kimlik altında "ben buyum" diyerek yaşanılabilecek, rutinlerin merkezi küçük bir alan değil. Hayat, yürünülmesi gereken uzun bir yol! Yeter ki sen, kendine sürekli yeni yollar arayan yolcu olarak yola çık! İşte o zaman evren de sana yönünü bulmakta yardım edecektir. Mevlana'nın sözü bunu ne de güzel anlatıyor: "Sen yola çık, yol sana görünür."
Gregorius, köprüde karşılaştığı kadına dokunduğunda, kendi hayatını sorgulamaya başlıyor. Evet dışarıdan bakıldığında güzel gibi görünen bir hayatı, herkesin olmak istediği noktada bir işi ve sağlam bir bilgi birikimi var. Kaç dil biliyor bu adam.
Bunların dışında peki? Hayallerine giden yolda kendi için fark yaratacak ne dokunuş yapmış? İşte o zaman fark ediyor cevabının hiçbir şey olduğunu ve o an düşünmeden, düşünürse vazgeçmekten korkarak atıyor adımını bilinmezliğe.
Yolda buluyor onu Prado'nun kitabı. Şimdi de değilse ne zaman der gibi, aleyhine işleyen ömür saatinin giderek azaldığını işaret edercesine. Okudukça görüyor Gregorius, birileri onun hayal ettiği, yapmak istediği şeyleri yapmış, cesaret etmiş.
Prado için de kolay bir hayat olmamış!
Aslında o da olmak zorunda olduğu, sevmediği, anlamlandıramadığı, kendisinden beklenilenleri vermek zorunda hissettiği bir noktada doğmuş yeni kendine...
Tabii ki hayat kimseyi parmağını şıklatınca olduğu yerden, olması gereken yere ışınlamıyor. Bu yüzden mücadele ediyor Prado. Onu dışarıdan anlaşılmaz, uyumsuz, aykırı biri gibi görenler bilmiyorlar o arada kalmışlığın ne demek olduğunu.
Bir taraftan talep edilen, ondan beklenilen bir hayat çizelgesi var çevresi hep belirli kesimlerle çevrelenmiş olan, diğer