Puan vermedi·452 syf.··
2024 40. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2024 23:40
Sert bir faşizm eleştirisinin sadizm dozunun fazlasıyla kaçmış bir yansıması olan Salo ya da Sodom’un 120 Günü Ayrıca,1975 yılında Pier Paolo Passolini tarafından filmi çekilmiştir. Film aynı zamanda Marquis de Sade’in 1785 yılında kaleme aldığı “Les 120 journées de Sodome ou l’école du libertinage” kitabından uyarlanmıştır. Filmdeki aşırı şiddet ve sadizm öğeleri nedeniyle film, çoğu ülkede hala yasak durumdadır.
SodomMarquis de Sade · Chiviyazıları Yayınevi · 2018772 okunma
Puan vermedi·120 syf.·
2025 1054. kitabı
Bloğumdan alıntılama yapıyorum. Yazarın okuduğum ilk kitabı ve sanırım doğru tercih yaptım. Birbirinden güzel öyküler yer almakta ve görseller de yer almakta. Eugene Ionesco, Franz Kafka, Jose Saramago ve Gabriel Garcia Marquez yazarlarından; yönetmenlerden Haneke, Passolini, Peter Greenaway ve şairler Cemal Süreya, Yannis Ritsos ve Lale Müldür’den ilham aldığını sonda belirtmiş. Hikayelerde çocuklara ve kadınlara karşı kötü tavırlar vurucu anlatımlarla aktarılması çok güzel ve hoştu. Türk filmlerinde gördüğümüz dul bir annenin geçimini sağlamak için hayatı anlamlandırmaya çalışan bir çocuktan, kafesteki bir kuş ile eşleştiren bir çocuğa rastlıyoruz, hikayelerde. Tavsiye ederim. Keyifli okumalar.
GergedanMine Söğüt · Yapı Kredi Yayınları · 20193,481 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·48 syf.··
2024 5. kitabı
Annie Ernaux'un daha önce Yalın Tutku kitabını okumuştum ve bu kitabı da çevrilsin diye bekliyordum. Cinsellik, erotizm her zaman fazlası ile ilgimi çeken konulardan. Burada ucuz bir erotizmden, soft pornografiden bahsetmiyorum ama. İnsanın temel dürtülerinden olan üreme ve bunun çıktılarına dair bir leyler okumayı seviyorum çünkü hayatımızın her alanında, insanı insan yapan düşünceler kadar, hatta bazen onlardan daha fazla insanın özü olan o ilkel hayvanın dürtülerinin etkisi olduğunu savunuyorum ki bu görüşümü destekleyen çok fazla bilimsel çalışma da mevcut. Annie Ernaux müthiş bir anlatım gücüne sahip. Kendisi ile yüzleşme konusunda çok başarılı ve çok cesur. Yalın Tutku'da da bu vardı, bu kitapta da var. Yakın Tutku'da hayatının bir döneminde aşık olduğu bir adama olan tutkusunu çok sadece ve çok anlaşılır kılarak anlatıyordu, bu kitapta ise hayatının bir döneminde kendisinden 30 yaş kadar küçük bir erkekle yaşadığı ilişkiyi yine mükemmel şekilde analiz etmiş. Kitapta katılmadığım bir nokta var ki bence bu noktada pek çok feminist ile aynı hataya düşüyor Annie Ernaux. 30. sayfada, toplumun bu genç adamla olan ilişkisini yargılamasını anlatırken toplumun bu ilişkiye ensest olarak baktığı sonucuna varmış. Bu bakışı o ilişki sırasında üzerinde hisseden o olduğundan yanlış yorumlamış gibi salakça bir şey demeyeceğim elbette. Öyle hissetmişse öyledir de muhakkak. Ancak burayı yorumlamak istiyorum; Pek çok feminist, kadın ya da erkek yerine insan perspektifinden bakmak ister olaylara ve bence bu noktada ciddi bir yanlışa saparlar. Bir ilişkiden ve cinsellikten kadının beklentisi ile erkeğin beklentisi farklıdır. Feminist görüş sıklıkla bu farkın kültürel olduğunu savunur. Bense bu farkın biyolojik olduğu iddiasındayım. Annie Ernaux hem erkeklerin genç kadın hevesini
Genç AdamAnnie Ernaux · Can Yayınları · 20241,176 okunma
Puan vermedi·408 syf.··
2023 22. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2023 00:00
Önce Fransız aristokrat marquis de sade’nin şöyle bir kim olduğuna ve kitaplarına bakın, sonra kitabını okumaya karar verin. Sade cinsellik ve sadizm üzerine yazıyor ve aklın alamayacağı kadar sert, faşist ve de sınırları zorlayan bir kitapları var. Passolini Rönesans insancılığının doğuşundan kapitalizmin insan dışı anatomisine gençliğin gittiği yoldan faşizmin günlük hayata sirayetine bir çok alt okumaları kitaba döşemiş. Faşizm kitapta öyle bir hal alıyor ki anlam bulmaya çalışıldığında okumaları yapıldığında çoktan bitmiş gibi gözüken olguların ideaların bugün tam içinde yaşadığımız toplumun bireyleri olduğu görülüyor. En basitinden patron – çalışan ilişkisi İktidarı elinde bulunduran seçkin bir gücün, bireyi ezerek ve parçalayarak yok ettiği ,iktidarın bedeni kontrol altına aldığını ve tamamen keyfi bir biçimde onu kullandığını, filmde de aslında bu güç tarafından ezilen ve kimlikleri silinen insanlar. ilk bakışta tamamen cinsellik üzerine kurulu gibi görünen kitabın, iktidar sahipleri ile iktidarın uygulandığı insanlar arasındaki bir alegoriye işaret ettiği; mutlaklaşan gücün gittikçe keyfileştiğini ve daha da önemlisi kaotik bir yapıya büründüğünü, böylece de öngörülemez biçimde çılgınlaştığını gösterdiği; kendisini bir güce teslim edenlerin veya etmek zorunda kalanların artık bundan kurtulmasının (en azından) doğal yollardan olmadığını ve olamayacağını, iktidarın elindeki gücü kendi kendine bırakmayıp bireyi tamamen ortadan kaldırıncaya dek ilerleyeceğini belirttiği apaçık bir biçimde gösteriyor. Güç-zevk-tatmin dengesini ve bu güç zehirlenmesinin varabileceği sınırları zorlayan kapitalizm ve tüketim dünyasında kendini kaybeden bireylere yönelik ağır eleştiriler barındıran şiddetin yapaylaştırıldığı bir kitap Pasolini insanların görmediği ya da görmeyi
Edebiyat
Sodom’un 120 GünüMarquis de Sade · İthaki Yayınları · 2022772 okunma
Kütüphanemin Mücevheri :)
10/10
·960 syf.··
Beğendi
·
2022 54. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 15 Aralık 2022 20:19
Boccaccio 1313-1375 yılları arasında yaşamış, şaheseri olan Decameron’u Avrupa’yı kırıp geçiren veba salgını zamanında kaleme almıştır. Decameron kelime anlamı olarak; “On günlük bir olay” anlamına gelir zaten kitapta her gün on farklı hikaye on farklı kişi tarafından anlatılır . Bu hikayeler toplamda yüz hikayeye ulaşmıştır . Decameron 14.yüzyılın bir başyapıtı bence . Kendinden sonra gelen önemli birçok yazarı etkilemiş , edebiyat dünyasına ilkleri katmıştır . Boccaccio eseri kaleme aldığı dönemde eserler sadece Latince ile yazılıyormuş ancak Decameron’da bu geleneği ilk bozan kişi olarak halkın konuştuğu İtalyanca ile yazmış. Eserin başlarında Kara Veba’nın halkı ve yaşamı nasıl felç ettiğini , hastalığın insanlar üzerinde bıraktığı psikolojik etkileri anlatmış bizlere yazar. Gerçekten salgını yaşamış birinden okumak beni çok etkiledi . Ayrıca bu eser ilk düzyazı örneğiymiş . Bu eseri böyle çok sevmemin nedenlerinden biri de Boccaccio’nun eserini biz seven ve sevgi dolu kadınlara ithaf etmiş olması :) Canım yazar . Hikayelerin konusu ise ; 3 erkek ve 7 kadından oluşan Vebanın o kasvetli ortamından kurtulmak isteyen anlatıcılar şehirden uzakta kırsala gidereler ve her gün kendilerine kral ve kraliçe belirlerler ve onlar da anlatılacak konunun ne olduğunu seçerek diğer kişilere sıra vererek anlatmalarını isterler. İnsanların ikiyüzlülüğü, din adamlarının yozlaşmış ve cinselliğe düşkün hayatları (Boccaccio özellikle bu konu hakkında çok fazla hikaye yazmıştır ve din adamlarını acımasızca eleştirmiştir ) , dönemin batıl inançlarının insanları düşürdüğü gülünç durumlar , kurnazlık, yalancılık, aşk ve cinsellik , çıkar ilişkileri, kadın ve erkeklerin arasındaki ilişkileri , aldatmaları , sevdanın her yönünü çok iyi işlemişti . Çoğu zaman eğlenerek okudum ben bu
1000k
DecameronGiovanni Boccaccio · Oğlak Yayıncılık · 20181,545 okunma
Akılalmaz şehevi zevkler zinciri: Sodomculuk
Puan vermedi·408 syf.··
2022 51. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 19 Kasım 2022 15:58
Marquis de Sade yine konuşturmuş , yine bir eserini okurken oldukça zorlandım diyebilirim. Eser 4 soylunun bir şatoya 120 gün boyunca kapanarak yaşadıkları cinsel oyunları anlatıyor. Şatoda anlatıcılar,mutfak görevlileri , genç kızlar ve genç erkekler mevcut ve hepsi bu soyluları tatmin etmek ve ucu bucağı olmayan ,sınır tanımayan zevklerini yaşamak için birer metalar. Sade karakterleri bize detaylıca anlatmış. Dük De Bolognis’in hayatını okurken Sade’ın bir paradigmasını görürüz aslında . Şöyle ki Bolognis “Çok erken yaşta aştım din safsatasını” der. Ki Sade her bir eserinde keskin din eleştirisi yapar, aristokratları ,soyluları en büyük ahlaksızlıkları yapan ama ahlak bekçisi gibi davrandıklarından onların iki yüzlü tutumunu sonu gelmez bir hınçla eserlerine yedirmiştir. Din adamlarından da nefret eder. Karakterler korkunç zorba ,her türlü ahlakı reddeden, iyilik ve kötülük kavramlarını tanımayan, katil ,tecavüzcü,pedofili cinsel fantezilerde işlencelerle beraber aşırıya kaçan her şeyi sınırsızca yapan tiplerdir . Dışkı yemek ve yedirmek de karakterlerin en sevdiği aktivitedir . 120 gün boyunca herbir anlatıcı küçüklüğünden itibaren yaşadıklarını cinsellik çerçevesinde anlatır ve bu sırada da zevk ve şehvet oyunları devam eder. Aynı zamanda dönemin soylularının sert eleştirisi her zaman önümüze sunulur Sade tarafından. İlerleyen bölümlerde cinselliğin işkenceyle iyice harmanlandığını ve zevk alma durumunun tatminsizliğe ve tatminsizliğin ise insanı körelten ve sadece karşısındakine acı vermeye yönelik bir mazoşizme evrildiği bölümler sunulmuştur. Marquis de Sade şehvete, sekse düşkünlüğü , deliliğe varan şehevi çoşkusuyla anlaşılması oldukça zor bir yazar . Çünkü yazdıkları ve hayal gücü her bir satırda sınırları zorluyor. Okunması zor bir yazar kabul
1000k
Sodom’un 120 GünüMarquis de Sade · İthaki Yayınları · 2022772 okunma