Marquis de Sade yine konuşturmuş , yine bir eserini okurken oldukça zorlandım diyebilirim.
Eser 4 soylunun bir şatoya 120 gün boyunca kapanarak yaşadıkları cinsel oyunları anlatıyor. Şatoda anlatıcılar,mutfak görevlileri , genç kızlar ve genç erkekler mevcut ve hepsi bu soyluları tatmin etmek ve ucu bucağı olmayan ,sınır tanımayan zevklerini yaşamak için birer metalar. Sade karakterleri bize detaylıca anlatmış. Dük De Bolognis’in hayatını okurken Sade’ın bir paradigmasını görürüz aslında . Şöyle ki Bolognis “Çok erken yaşta aştım din safsatasını” der. Ki Sade her bir eserinde keskin din eleştirisi yapar, aristokratları ,soyluları en büyük ahlaksızlıkları yapan ama ahlak bekçisi gibi davrandıklarından onların iki yüzlü tutumunu sonu gelmez bir hınçla eserlerine yedirmiştir. Din adamlarından da nefret eder.
Karakterler korkunç zorba ,her türlü ahlakı reddeden, iyilik ve kötülük kavramlarını tanımayan, katil ,tecavüzcü,pedofili cinsel fantezilerde işlencelerle beraber aşırıya kaçan her şeyi sınırsızca yapan tiplerdir . Dışkı yemek ve yedirmek de karakterlerin en sevdiği aktivitedir .
120 gün boyunca herbir anlatıcı küçüklüğünden itibaren yaşadıklarını cinsellik çerçevesinde anlatır ve bu sırada da zevk ve şehvet oyunları devam eder. Aynı zamanda dönemin soylularının sert eleştirisi her zaman önümüze sunulur Sade tarafından.
İlerleyen bölümlerde cinselliğin işkenceyle iyice harmanlandığını ve zevk alma durumunun tatminsizliğe ve tatminsizliğin ise insanı körelten ve sadece karşısındakine acı vermeye yönelik bir mazoşizme evrildiği bölümler sunulmuştur.
Marquis de Sade şehvete, sekse düşkünlüğü , deliliğe varan şehevi çoşkusuyla anlaşılması oldukça zor bir yazar . Çünkü yazdıkları ve hayal gücü her bir satırda sınırları zorluyor.
Okunması zor bir yazar kabul