İçinde o ceylan derisi o meşhur heybe kayboldu
Nerede doğar doğmaz ayetle karşılanan çocuk
İncileriyle sedefleriyle deniz alhnda kalan o kitabın haberi
Karartma yapılan gecelerde ayışığının değeri
Kum pusatlan vecd erinin kuşkusuz secde yiğitlerinin
altında çöken develerin sayıklamaları
Hurma ağaçlarının kabuklarından yapılan
Sert liflerin vücutlarda savaşa hazırladığı
Ölümü aşkın aydınlıkların bardağı
Anneler ki içmiştir o bardaktan kireçsiz bengisuları
Çocuklara miras bıraktıkları
Samanyolu gökkuşağı eleğimsağma ebemkuşağı
Yeni açılmış bir dergi tazeliğinde bir kıyı sabahı
Yenildim diyorsun peki nedir bu pastane bu kafeterya
konuşmaları
Karlı dağ özlemleri Hızır çamaşırları
Sefer 1. notları. Küçük kritikler. Yeni bir öykü dünyası
Bir idam mahkumunu andıran grev gözcülerinde
\
Devşirilen gelecek zamanın bir çağrı dosyaları
Hey Taha dur sınırı geçiyorsun
Bir taş var orada nereye gidiyorsun
Bir on yıl daha geçti siz adanmıştınız
Sıyrılmış kılıçlara değil irinli akşamlara
Anneler ölümü reddededursun toprağın arabistanında
Evde tuz denizi sızdırsın
Kendi benliğini kıra kıra
Konuklar o konuklar neden evimizi doldurdular
Hep gün doğarken. Hep belli belirsiz dolmuşlar
Uykudan yeni kalkmış göz oğuşturan şoförleriyle
Dalarken yeni bir av duygusuyla
Çağır çağır su kıyısına çağır
Tatlı uslu bir ırmağı andıran
Kayıklara yakışan bir haliç parçasına
Şubatı hızla aşmak isterdin
Gidilmemeliydi çünkü başkalarıyla
Karanlık taşıyanlarla vücutlarında
Kayaklarla karlı dağlara
Martta kış pusunun ayıklanmasında
Günışığıyla dağlardın
Kristal medrese camlarını
Söyleyemediklerini söyletirdin ley !aklara
Mayısta
İğdelere nisanda
Çağır o tepe insin su kıyısına
Senin ona söylediklerini
O denize söylesin deniz sana
Şiir geceleri
Büyük Pastane'de kulağa çalınanlar
Şehir gezmeleri
Fotoğraf çekilirken elde tutulan bir bardak su
- Elden geçerek yüze vuran alabalık aydınlığı
İsa sesi Meryem kuşağı
Ve sendeki o meşhur Yahya tepkisi
Islak bir ortaçağ yolunu andıran iç sokaklar
Kir
Bu durumda o da kraliçe olacaktı ve kraliçeler... Kraliçeler en yakın arkadaşlarıyla pastane açmazlardı. Kraliçeler, yarı görünmez kedilerle dedikodu yapmazlardı. Kraliçeler rüyalarında sarı gözlü delikanlılar görmez ve yataklarının yanında limon ağaçlarıyla uyanmazlardı.
Çocuğu uygar bir yaşama ulaştırma sürecinde, eğitimde yer alan unsurlar nelerdir gerçekten? Yıllardan beri İtalyan okullarını işgal eden hoşgörü, çokkültürlülük ve Anayasa üzerine çok sayıda söylevler ile kurslar mıdır?Bu konuda kuşkuluyum ve hatta bütün bu abartılı iyi niyet selinin zıt etkiler yaratacağını hissediyorum. Neden farklı olana saygı duyulmalıdır, her zaman barış yeğlenmelidir, şiddet kullananların dünyası daha belirginken iyi yürekli olunmalıdır ve yozlaşma dürüstlükten daha öne geçmelidir? Bizi bu düzeysizlikten Anayasa maddelerini bilmek mi kurtaracaktır? Bunca kursun, pastane vitrininde sergilenen ama aslında yapay olan pastadan farklı olmadığını düşünüyorum. O pastanın üzerinde kiraz şekerlemeleri, kreması vardır, çok iştah açıcı görünür ama aslında kartondan yapılmıştır ve içi bomboştur.
Sokaklarda yaşıyor olmam, üstümün başımın yırtık pırtık olması, yıkanmadığımdan dolayı kötü kokmam beni hiç rahatsız etmiyordu. Günlük yiyecek ihtiyacımı çöp kutularından karşılıyordum. Şimdiye kadar hiçbir gün aç kaldığımı hatırlamıyorum. Hatta bulduklarımı etrafımdaki sokak hayvanlarıyla da paylaştığım oluyordu. Birkaç saat önce birinin masasında ya da tabağında olan bir yiyecek çöpe atıldığında hemen kötü kokmuyor, bozulmuyor, çürümüyordu. Bir kuşun yavrusuna ağızdan ağıza vermesi gibiydi. Rahatsız eden bir durum yoktu. Nasibim buydu deyip kabullenirdim. Dilencilik asla yapmadım. Rızkımı verenin kim olduğunu hiç unutmadım. İçinden gelip de bana para uzatanlar, yemek almayı teklif edenler olduğunda hiç itiraz etmeden kabul ederdim. İnsanlar bana yardım ettiklerini düşünürken kendilerine yardım ediyorlardı, farkında değillerdi. Sabahın erken saatlerinde fırın veya pastane önlerinden geçerken hep bir iki ikramda bulunurlardı. Müteşekkir olurdum ancak hiç konuşmazdım. Kocaman gülümsemekle yetinirdim. Kimselere hayat hikâyemi anlatmazdım. Kimsenin umurunda olmadığımı zaten önceden çözümlemiştim. Bu yol yalnızlar yoluydu ve ben de yalnız yürüyordum. Buna kararlıydım. Kendim olmak beni mutlu ediyordu.