BAKARA - 7 GÜNAHLAR - KALBE MÜHÜR - GÖZLERE PERDE
Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir, gözlerinin üzerine de bir perde çekmiştir. Onlar için büyük bir azap vardır. (7) Süddi dedi ki: {Allah'ın mührü} Allah'ın damgası anlamına gelir. Katade bu ayet hakkında şöyle dedi: Onlar Şeytana itaat edince, Allah da onların kalplerini ve kulaklarını mühürledi ve gözlerine perde çekti. Artık ne hidayet görüyorlar, ne işitiyorlar, ne de anlıyorlar ve de akıl yürütemiyorlar. Mücahid dedi ki: {Allah, onların kalplerini mühürledi.} Bana, günahların kalbi her taraftan kuşattığı ve sonunda orada birleştiği söylendi. Onların orada birleşmesi bir mühürdür ve mühür de bir damgadır. İbn Cüreyc dedi ki: Mühür kalp ve kulaktadır. Mücahid'in şöyle dediğini işittiğini söyledi: Pas, damgadan daha kolaydır ve damga kilitten daha kolaydır, ancak kilitler bunların hepsinden daha güçlüdür. El-A'meş dedi ki: Mücahid bize elini göstererek şöyle dedi: Kalbin böyle bir şeyde olduğunu düşünürlerdi - yani avuç içinde - kişi günah işlediğinde onu kapatır ve serçe parmağıyla şöyle işaret eder, günah işlediğinde onu kapatır. Sonra bir diğer parmağıyla işaret eder, günah işlediğinde onu kapatır. Sonra bir diğer parmağıyla dedi ve böyle devam etti, ta ki bütün parmaklarını birleştirinceye kadar. Sonra şöyle dedi: Damga ile damgalanacaktır. Kurtubi şöyle dedi: Ümmet, Allah Teâlâ'nın, küfürleri sebebiyle kâfirlerin kalpleri üzerine bir mühür ve damga vurduğu konusunda ittifak etmiştir . Şöyle buyurmuştur: {Bilakis Allah, küfürleri sebebiyle onları mühürlemiştir.} Kalpleri çeviren: "Ey kalpleri çeviren, kalplerimizi dinin üzerinde sabit kıl." hadisini zikretti. Ayrıca, Sahih'te yer alan ve Allah Resulü'nden (s.a.v.) rivayet edilen Huzeyfe hadisini de zikretti: "Belalar kalplere hasır gibi, çubuk çubuk getirilir. Hangi kalp onları emerse
Alıntı
Song of Myself (I) 1 I celebrate myself, and sing myself, And what I assume you shall assume, For every atom belonging to me as good belongs to you. I loafe and invite my soul, I lean and loafe at my ease observing a spear of summer grass. My tongue, every atom of my blood, form’d from this soil, this air, Born here of parents born here from parents the same, and their parents the same, I, now thirty-seven years old in perfect health begin, Hoping to cease not till death. Creeds and schools in abeyance, Retiring back a while sufficed at what they are, but never forgotten, I harbor for good or bad, I permit to speak at every hazard, Nature without check with original energy. 2 Houses and rooms are full of perfumes, the shelves are crowded with perfumes, I breathe the fragrance myself and know it and like it, The distillation would intoxicate me also, but I shall not let it. The atmosphere is not a perfume, it has no taste of the distillation, it is odorless, It is for my mouth forever, I am in love with it, I will go to the bank by the wood and become undisguised and naked,
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Brother Bob began his talk with a prayer. I kept my eyes open. Then he introduced his lesson for the evening, the notion that God created man with free will. Man chooses to do good or evil. God is not a puppet master who makes anyone do or not do what's right or good or moral. Good things and bad things happen to everyone. We are judged by how we deal with the good and the bad. People use their free will to make their own choices; God doesn't do it for us, or to us. Former altar-boy me was hearing all this for the first time. I took it to mean that it had been Dennis Pegg's choice to rape me. It wasn't God's plan for me. It was the pedophile's free will in action. Brother Bob was giving me permission to stop blaming God for my abuse. When he ended his Bible lesson with a prayer, I closed my eyes-and for once saw only the friendly face of Brother Bob.
Sayfa 153·Kitabı okudu
"Mümin bir günah işlediğinde kalbinde siyah bir leke meydana gelir. Şayet bu günahından tövbe edip geri döner ve bağışlanma dilerse, kalbi temizlenir. Ancak o günaha devam ederse, o siyah leke kalbini sarana kadar artar. İşte bu yüce Allah'ın, 'Hayır! Doğrusu onların işlemekte oldukları (kötülükler) kalplerini paslandırmıştır' (Mutaffifin 83/14) buyurduğu pastır."
Sayfa 177 - Ahmed b. Hanbel, el-Müsned,13/333-334(nr.7952)·Kitabı okudu
Köpeklerin belkide en çok rahat ettiği dönem Sultan 2. Abdülhamit dönemi diyebiliriz. Bu dönemde “Mancacılar” meşhurdur. Mancacılık bir meslekti ve mancacı kedi ve köpek yiyeceği demek olan mancayı satar. İsteyen mancacılardan yiyecek alıp sokak hayvanlarını beslerdi. İsteyende mancacıya para verir ve onların yerine sokak hayvanlarını beslemesini sağlardı. Sultan 2.Abdülhamit sadece bununla kalmayıp bu dönemde kuduz salgını olmasına rağmen Louis Pasteur 27 Ekim 1885 yılında Paris Tıp Akademisi‘nde “Isırıldıktan Sonra Kuduzdan Korunma” adlı bir bildiri yayımlamış. Pasteur kuduz virüsü bulaşmış birinin tedavi olabileceği iddiasını ortaya atar. Fakat dönemin Avrupa‘sı destek vermez. Aynı bildiri 31 Ekim 1885 yılında İstanbul’da da yayımlanmış olması Sultanın dikkatini çeker. Fransa hükümetinin desteklemediği Pasteur’e Abdülhamit İstanbul’a davet eder.Yaşlı olduğu için yolculuk yapamayacağını belirtir. Fakat Osmanlı Sultanının göndereceği ekibin Pasteur tarafından eğitilmesi isteğini “Büyük bir şerefle” diyerek kabul eder. Mecidiye Nişanı ve 800 lira para gönderip laboratuvarını genişletip enstitü kurmasını sağlar. 7 aylık bir eğitimden sonra 1887’nin Ocak ayında Zoeros Paşa’nın kliniğinde Darü’l-Kelp Tedavihanesi (kuduz tedavi müessesesi) kurulur. Ardından Bakteriyolojihane-i Osmaniye’de kuduz aşısının keşfinden 3 yıl sonra kuduz aşısı ve serum üretimine başlanır. Bu dönemde Mavroyani Paşa’nın araştırması “Sokak Köpekleri” ismiyle kitap haline geliyor ve o tarihlerde kuduz vakasına sık rastlanmamasının sebebi olarak ” serbest çiftleşme, sokak köpeklerinde doğal aşı yerine geçiyor!”
Edebiyat
Isla ☆•°
Isla başını salladı. "Ben seni seçtim... ihanete uğramış hissediyor. Beni umursamıyor bile." Oro ikna olmuşa benzemiyordu. Isla gözlerini kapattı. "Umursadığını varsayalım, benim uğruma bir savaş başlatır mıydı? Kendi halkını riske atar mıydı?" "Tam olarak bunu yapardı bence," dedi Oro, sanki düşüncelere dalmış gibi uzaklara bakıyordu. "Isla, yeniden eğitimine başlaman ve o mezara gitmemen gerek."
Sayfa 12 - Parola·Kitabı okudu
Fantastik Kurgu