“Hız çağında unutulan şey: tefekkür”
10/10
·104 syf.·
2026 24. kitabı
10/10 Tefekkür Yaşamı üzerine konuşalım—bu kitap kısa ama düşündürdüğü alan çok geniş. Byung-Chul Han burada aslında modern insanın en büyük kaybını işaret ediyor: düşünme ve durma yetisini. Ona göre biz artık “yaşayan” değil, sürekli üreten ve tüketen varlıklar haline geldik. Bu yüzden de “tefekkür” yani derin düşünme, içe dönme, anlam arama hali neredeyse yok oluyor. Kitabın temel fikrini şöyle özetleyebiliriz: İnsan sadece eylemle değil, eylemsizlikle de var olur. Ama burada “eylemsizlik” tembellik değil. Han’ın kastettiği şey: * Durabilmek * Sessizlikte kalabilmek * Kendinle baş başa kalabilmek * Bir şeyi hemen tüketmeden, üzerinde düşünebilmek Bugünün dünyasında ise tam tersi var: * Sürekli meşguliyet * Sürekli dikkat dağınıklığı * Sürekli bir şey yapma baskısı Han buna “performans toplumu” diyor. Yani kimse seni zorlamasa bile sen kendini zorluyorsun.
Tefekkür YaşamıByung-Chul Han · Ketebe Yayınevi · 2024360 okunma
8/10
·176 syf.··
2026 19. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2026 18:04
Oğuz Atay ve Dostoyevski bölümleri bugüne kadar okuduğum en iyi inceleme cümlelerini içeriyordu. Cemil Meriç ve Yusuf Atılgan bölümleri için bu kadar iddialı bir görüş belirtemeyeceğim. Pathos, patetik yanılgı, trajik, bunların farkları.. Bunları öğrenmek son derece geliştiriciydi. Belirtmeden geçemeyeceğim bir diğer husus ise '' Dostoyevski'ye borçlu olduğunu söyleyen birçok yazardan biri Nietzsche'ydi. Yeraltından Notları Fransızca çevirisinden 1887'de, henüz 23 yaşındayken okumuştu.'' cümlesindeki 'henüz' kelimesi. 21 yaşında ve geç kalmış hisseden biriyseniz son derece güç verecektir. En azından bana verdi. Hem kitap hem de yazar hakkında belirtilecek çok fazla görüş var ama ben burada noktalandırayım. Edebiyatseverlere ve edebiyatın tekniğine, edebiyat-insan ilişkisine daha incelikli bir şekilde bakmak isteyenlere tavsiye ederim.
Mağdurun DiliNurdan Gürbilek · Metis Yayıncılık · 2008337 okunma
Reklam
Retorik - Michel Meyer
10/10
·135 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
Retorik – Michel Meyer Retoriğin kısa tanımıyla başlamak gerekirse: retorik, yalnızca “güzel konuşma” değil, aynı zamanda dinleyici üzerinde etki yaratmayı amaçlayan söylem sanatıdır. Michel Meyer’in aktardığına göre retorik, sofistlere dayanır. Yine Meyer, sofistlerin (sözle inandırma yeteneğine ve sanatına sahip kişi) filozofun antitezidir; retorikse doğru düşüncenin zıddıdır, der. Meyer üç önemli retorik tanımı öne sürer: 1. Retorik dinleyicilerin manipüle edilmesidir (Platon). 2. Retorik güzel konuşma sanatıdır. 3. Retorik, ikna etmesi gereken ya da ikna etmeyi amaçlayan argüman ve söylemlerin (Aristoteles) sergilenmesidir. Bu üç anlam birbiriyle çakışsa da aslında retoriğin kullanıldığı alanlara göre her biri farklı şekilde ön plana çıkmaktadır. Örneğin, kişi veya grubu harekete geçirme ve alışkanlığını değiştirme gayesi olan reklamda birinci tanım; edebiyatta ikinci tanım; mahkemede, mecliste veya siyasette ise üçüncü tanım geçerli olabilir. Meyer, retoriğin olması için üç unsurun gerekliliğinden bahseder: (1) hatip, (2) hitap ettiği dinleyici, (3) hatibin düşüncelerini dinleyicilerine aktardığı araç yani medya. Bu medya, birebir konuşmada “dil”dir. Aynı zamanda yazılı ve görsel imgeler de olabilir. Medyanın gücü, TV, sinema ve sosyal medya gibi kitle iletişim araçlarıyla daha da artar. Meyer, retorikte bu üç unsurun da aynı öneme sahip olduğunu ve birinin ön plana çıkartılarak diğerlerinin arka plana itilmesinin mümkün olmadığını söyler. Bu üç unsur arasında bağlayıcı olan ethos-logos-pathos’tur: Ethos, konuşmacının güvenilirliği ve erdemidir. Meyer iki ethostan bahseder: biri yansıtılan (hatipte olmasa da varmış gibi gösterilen ya da dinleyicinin hatipten beklediği), diğeri ise gerçek (içkin) ethostur. Logos, rasyonel argüman ve akıl yürütmedir.
Felsefe
RetorikMichel Meyer · Dost Kitabevi Yayınları · 200926 okunma
8/10
·224 syf.··
2026 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2026 04:32
Zeynep Temel, bu eserinde hitabeti sadece bir "güzel konuşma" pratiği olmaktan çıkarıp; Aristotelesçi gelenekten günümüzün modern iletişim dinamiklerine kadar uzanan geniş bir tarihsel ve teknik perspektife oturtuyor. Kitap, dilin sadece bir ses iletim aracı değil, aynı zamanda düşüncenin cisimleştiği, nezaket ve bilgiyle örülmüş bir mimari olduğunu savunuyor. Yazarın yaklaşımı, antik retoriğin temel taşları olan logos (akıl), ethos (karakter) ve pathos (duygu) dengesini modern bir süzgeçten geçirerek sunuyor. Metin boyunca, Türkçenin fonetik hassasiyetlerinden kelimelerin zihinde yarattığı imajlara kadar her detay, akademik bir titizlikle işlenmiş. Hitabet burada, sessizliği kelimelerle süslemekten ziyade, bir ruhun başka bir ruha doğru en dürüst ve etkili biçimde akma çabası olarak betimleniyor. Eser, kişisel gelişim kitaplarının sıkça düştüğü abartılı vaatlerden uzak durarak; ikna sürecini bir manipülasyon değil, doğru argümanlar ve samimi bir duruşla inşa edilen bir "uzlaşı zemini" olarak konumlandırıyor.
1000Kitap
Retorik-Hitâbet-İkna Sanatlarında Dili Doğru ve Etkili Kullanma YollarıZeynep Temel · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20201 okunma
“Hikmetin Sesinde Bir İmparatorluk: Retorik”
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2025 95. kitabı
Belagat . Sözün altın terazisi, düşüncenin kılıcı, insanın iç alemine açılan gizli kapı. Sesi taşıyan hava değil, niyettir; dinleyeni etkileyen harf değil, fikrin ağırlığıdır. Aristoteles’in Retorik’i bu hakikati nesillerin alnına mühürleyen eserdir. Hani bazı kitaplar olur, sadece okunmaz; insanın düşüncesine törenle girer. İşte bu, onlardandır. Aristo, bize önce şunu söyler: Bir fikir, isterse gök kubbeyi titretsin, usulü yoksa gücü yarım kalır. Söz, ancak hakkını bulduğunda hükümdarlık eder. Retorik, yalın bir “ikna etme tekniği” değildir; ruh ve akıl disiplinidir. Hilekar hatiplerin değil, doğruyu adım adım inşa edenlerin yoludur. Yani lafları süsleyip içini boş bırakanların değil, hakikate sadık kalanların sanatıdır. Üç Sütun: Ethos, Pathos, Logos Aristoteles üç temel taşı koyar; yıkılmaz bir mimari gibi. Ethos: Konuşanın karakteri. Güvenilmez adamın parlak sözü bile değersizdir. Roma’da hatipler önce “kim olduğunla” sınanırdı; kelamın erdemi şahsiyetin gölgesinden büyür. Bugün hala böyledir; internet bağırır, herkes konuşur ama güvenin sesi çok az çıkar. Ethos, belagatın omurgasıdır. Pathos: Dinleyenin ruhuna dokunuş. Aristoteles duyguyu bir araç değil, bir güç olarak görür. Bir insanı harekete geçiren şey çoğu zaman rasyonel analiz değil, kalbin kıvılcımıdır. Fakat o kıvılcım, kontrol edilmezse manipülasyona döner. Aristo burada ustalık ister: duyguyu kullan ama ona esir olma. Halkın coşkusunu ateşle, fakat körleştirme. Denge… her zaman denge. Logos: Mantığın merdiveni. Kanıtsız iddia, kemiksiz beden gibidir. Aristo insan zihninin en soylu silahını kutsar: düşünceyi. Argümanlar yalnızca bağırarak değil, kurularak kazanılır. Delil, çıkarım, örnek… Bir sav, sağlam temele oturmazsa uçurumdan düşer. Bugün hala her ciddi tartışmanın kalbi burada atar. Kitabın
Felsefe
RetorikAristoteles · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20191,674 okunma
9/10
·120 syf.··
2025 135. kitabı
Cicero — Dostluk Üzerine (Laelius) Puan: 9/10 Zarif, söylevsel bir diyalog....Klasik etiğin başyapıtlarından biri olarak yerini koruyan bu söylev, içerdiği akıcı metinsel argümanlarla dostluk adına bizlerin ruhuna sezgisel bir dokunuşta bulunuyor. Evet 9 puan diyerek iddialı girip övgüye boğuyorum ama aynı zamanda metnin sınırlılıklarına (seçkinci bakış birincil olmak üzere) işaret eden küçük bir mesafeliliği de o 1 puan ile yansıtmak istiyorum. Dostluk Üzerine biçimsel olarak klasik bir Ciceronian diyalogudur: ana karakterimiz Laelius, gençlere ve meslektaşlarına karşı Scipio Aemilianus’la (ve onun erdemiyle) sürdürdüğü arkadaşlığın özelliklerini sıralar. Cicero, teorik soyutlamayı somut anekdotlarla ve örneklerle besler; metin bir yandan söylev, diğer yandan kişisel elegeçmeyi andıran bir tonda akar. Felsefi eserlerin üzerine yapışan "kesin uzundur" etiketini Cicero yıkmayı sever. O eserin tadını kısa yazıp, düşündürerek çıkartmayı sever. Retorik bir zarafet: Cicero bir hatip olarak doğmuştur; bu, eserin her satırında hissedilir. Kavramsal netlik için logos, ikna ve etki için pathos, güvenilirlik için ethos kullanılır. Türkçeye çevrilen dikkatli çevirilerde (sonuçta kitabı üç kişi yazar: yazar, çeviren ve okur) bile Cicero’nun orijinal ritmi ve retorik hareketleri hissedilir. Düşünmeden okursanız vay halinize... Felsefi lokasyon: Cicero’nun temel iddiası net ve sağlam: gerçek dostluk erdem temellidir. Dostluk, çıkar ilişkisi değil; benzer erdem anlayışı, karşılıklı iyilik isteme ve yaşamın paylaşımı üzerine kuruludur. Günümüz için oldukça yabancı bir düşünce, farkındayım. Zaman çıkar için işliyor, işlemeyenlere ise yalnızlık... Bu bakış, Aristotelesçi ve Stoacı etikten izler taşır: dost, senin erdemini onaylayan ve onu güçlendiren kişidir; en ideal dostluk
Dostluk ÜzerineMarcus Tullius Cicero · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20253,381 okunma
Reklam
Reklam