"çığlıklarınızı törpüleyen metal dünya
ne tanrı istiyoruz ne patron
görüntü yapıcıları
kanla geçirdiler ellerine bütün iktidarları
kanla alınsın ellerinden
çekinmeyin vahşetin estetiğinden
vardığımız yerde iki şey kaldı geriye
bir intikam bir de affedilmeyen"
Aklında olsun patron, genç de olsan, aynı şeyler senin de başına gelecek. Onun için sözüme kulak ver, gittiğim yolda git, başka kurtuluş yolu yok; dağlarda dolaşalım, kömür, bakır, demir, tutya taşı çıkaralım, çok kazanalım, akrabalar bizden korksun, dostlar pohpohlasın, beyler şapkalarını çıkarsınlar. Bunu başaramazsak, ölüm daha iyidir patron; kurtlar, ayılar ve başımıza hangi canavar çıkarsa, onun tarafından öldürülmek daha iyi; helal olsun ona! Tanrı dünyaya canavarları bunun için gönderdi; çökmeyelim de, bizim gibi bazılarını yesinler diye...
Her şey aynı; karım olsa da olmasa da, namuslu ve namussuz olsam da, bey ya da hamal olsam da; yalnız canlı ya da ölü oluşumun önemi var. Beni Şeytan ya da Tanrı alırsa (Ne diyeyim patron, sanjrim arada fark yok!) gebereceğim, pis kokulu bir leş olacağım, dünyayı kokutacağım ve bu dünya, boğulmamak için beni bir yere saklamak zorunda kalacak.
Har ki ender Karbalâ ez dîde hûn-i dil ne-rîht
Gâlibâ âgâh ne-şod ez mâcerâ-yı Karbalâ (Fuzûlî)
(Kim Kerbelâ'da gözlerinden gönül kanı gibi yaş dökmediyse,
Anlaşılan Kerbelâ hadisesinin hakikatini kavrayamamıştır.)