Ma'rifet iltifâta tâbi'dir
Müşterisiz metâ' zâyi'dir
(Yetenek ve başarı, takdir edilip değer gördükçe ortaya çıkar. Alıcısı olmayan bir mal nasıl değerini yitirirse, takdir edilmeyen marifet de zamanla kaybolur veya görünmez olur.)
(...) "Ferdî mülkiyet hakkına bağlı cemiyet sermayedarlığı", işte bütün bu çerçevesi içinde, İslâm ekonomi sisteminin iki meşhur prensibine dayanır: 1) Faiz yasağı, 2) Zekât şartı…Sermayenin emeği aradan çıkararak kendi kendini semirtmesi demek olan faiz, bütünüyle reddedilmiştir. Sermaye ve emek, ortaklık kurarak, kapitalizmin “patron” sınıfının ortadan kaldırılması, onun yerine sermaye ve emeğin üretimde ve kazançta “hissedar” kılınması hedeflenmiştir. Bu sistemde de toplumun bütününü kucaklamak, bir tek aç ve işsiz bırakmamak, adetâ bütün bir ekonomik düzeni bir tür “kooperatif”e çevirmek ve bütün bunlarla beraber teşebbüs hürriyetini yok etmemek esastır. Herkesin üretimden hissesini alacağı ve aldıktan sonra da aldığını yeniden kamu yararına sunacağı, saklayamayacağı, biriktiremeyeceği bir sistem…Bu yüzden o, ne fert sermayedarlığı, ne devlet sermayedarlığı, yalnız cemiyet (toplum) sermayedarlığıdır. Gerçek bir cemiyetçiliktir.
İktisat ve Ahlâk -İktisada Giriş -II-, 16 Mayıs 2011, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Ah Müştak, ah, bir türlü anlayamadın asıl önemli olanın güç olduğunu. Kim güç lüyse, patron odur... İnsan denen mahlukun en iyi anladığı dil şiddettir.