Başka dinlere karşı oldukça hoşgörülü olan Romalıların Hristiyanları neden acımasızca katlettiklerini anlamak zor değil, herkesin bildiği bir suçlunun öldükten sonra dirildiğini düşünmek ne kadar absürt, havarilerinin bu dirilişi onun kanını içerek kutlaması ne kadar ürkütücü. Bütün bunların mantıksızlığı onları korkuttu ve bunu yok etmek için ellerinden geleni yaptılar.
Romalıların dehası ya da belki de kusuru, düzene olan saplantılarıydı. Bunu -karanlığı, akıl dışlığı, kaosu şiddetle inkar edişlerini- mimarilerinde, edebiyatlarında, yasalarında görmek mümkün.
" Uyku! Seni neremize saklıyoruz bütün gün? E uyuyun artık... Sokağın hayatında alçak gönüllü bir parantez açılmış, kimin umurunda?"
(Yeditepe İstanbul, 2001)
İnsan ne kadar kültürlüyse, ne kadar zeki, ne kadar bastırılmışsa, kontrol altına almak için onca mücadele ettiği ilkel dürtülerini yönlendirmenin bir yolunu bulmaya o kadar ihtiyaç duyar. Aksi takdirde o çok kudretli eski güçler kendilerini serbest bırakacak hale gelinceye dek birikip güçlenirler, görmezden gelindikçe daha da şiddetlenirler ve çoğu zaman iradeyi tamamıyla silip atabilecek kuvveti kazanırlar.