Elit'e gelenlerin en kültürlüsü, en bilgilisi Cemil Meriçti. Fransızcanın elenikasını bilir, gece gündüz de okurdu. Bu yüzden gözlerinin gücünü her gün biraz daha yitirirdi. Ne var ki, o buna hiç aldırmaz, odasında masasının üstüne sandalyeyi koyar, kendi de sandalyeye çıkarak kitabını, ampule 30 santim uzaklıkta okurdu. Bunu elektrik ampülünü aşağıya kadar iletecek kordona verecek parası olmadığı için yapardı. Bunca parasız oluşunun nedeni ise eline geçen paranın tümünü kitaba yatırması idi.
Çektiği yoksunluklardan ve yarı aç yarı tok yaşamaktan genç yaşta hayata küsmüştü. Kitap alabilmek için gündüzleri birkaç kuruşu bin bir zahmetle kazanmış, geceleri de yorgun ve kasılmış sinirlerle ders çalışarak kimya öğrenimini birincilikle bitirmişti.
... her biri kendi kabiliyetleri doğrultusunda, kendi kimlikleri, dilleri, bin yıllık okuryazarlıkları adına kütüphaneleri ayıkladılar, binlerce kitaba zarar verdiler. Bu da yeterli olmadı. Kültürlerinden kendi yazarlarını, yeni zamanlara uyum sağlayamayanları, "kendini beğenmiş hallerde horozlananları" sildiler. Cahilleri kültür bakanı, editör, yayıncı, akademisyen yaptılar. Dahası iş tanımında "uygunsuz" kitapları çöpe atmak olan insanları kütüphaneci yaptılar. Zaten çok fazla kitap var ve kitaplar toz toplamaktan başka bir işe yaramıyor.