İlk kitaptan sonra Kiyoaki'nin yokluğu ve romantizm havasından ziyade siyasi gerginlik, idealleştirilmiş siyasi görüşler ilk sayfalarda beni bunalttı çünkü yeni karaktere ve ikinci kitabını havasının değişmesine ilk başta alışamamıştım. Honda'nın İsao da aynı beni görünce Kiyoakinin reenkarne olduğuna inanması budizm ve yeniden doğuşa inancından kaynaklı olduğunu biliyorum ama tüm kitap boyunca hala eski arkadaşının yası ve özlemindeydi reenkarne olduğuna inanarak buna tutunuyprdu bana göre. Çünkü İsao ve Kiyoaki çok zıt karakterler, yine de Kiyoakinin ruhunun satırlarda hala gezdiğini hissettim ve kitabın ortalarında gerçekten kitabın artık yazarın en ama en kendisi hakkında bilgi sahibi olduğuma inandığım kitap olduğunu düşündüm. İlk kitaba göre daha yoğun inanç ve kararlılık vardı yeni karakterde. Kiyoaki kibirli ve yakışıklı olmasına rağmen naif bir doğaya sahipti İsao ise tam tersi çelik iradeden oluşmuş bir karakterdi. Ne olursa olsun kendi inancının peşinden koşması bana göre yine iyi bir sondu. Fakat Hondanın hüznü, İsaoya olan bakış açısını, onu anladığı halde kurtarmak istemesi, Kiyoakiye olan sadakatini hala devam ettirmeye çalışması sonuna kadar o kadar hoşuma gitti ki en sevdiğim karakter olabilir artık. Honda benim için bilgeliği ve doğru yaşamı temsil ediyor ama herkesin inancı yaşama bakış açısı çok farklı ve farklı sonlara sürüklenebiliyor. Bu kitap bir çok açıdan etkiledi beni. İlk kitaptan sonra farklı bir yerden vurdu yazarın hayatı da kitap kadar ilginç bir gün araştırmanızı öneririm.