Bana bir insanın bu kadar kötü olamayacağını söyleyeceksiniz yine; ben de diyeceğim ki, madem bir sürü trajik ve romantik haydutun varlığına inandınız, neden Peçorin gerçeğine inanmıyorsunuz? Çok daha korkutucu, çok daha çirkin öykü kahramanlarını beğendiniz, yine bir öykü kahramanı olan bu kişiyi neden benimsemiyorsunuz? Yoksa bu kişideki gerçeklik payı sizin istediğinizden daha mı fazla?
Alıntı
Peçorin
"'Evet, çocukluktan beri benim kaderim buydu. Herkes benim yüzümde, var olmayan kötü duyguların izini okurdu; yani onlar var sayar ve böylece de ortaya çıkarırlardı bunları. Sessiz biriydim, beni kurnazlıkla suçladılar: İçten pazarlıklı oldum. Derin bir şekilde hissettim iyiyi ve kötüyü; kimse bana şefkat göstermedi, herkes alay etti: kinci oldum; asık suratlıydım - diğer çocuklar neşeli ve gevezeydi; kendimi onlardan yukarıda hissederdİm- beni aşağıya koydular. Kıskançlık yaptım. Bütün dünyayı sevmeye hazırdım - kimse anlamadı beni: ve nefret etmeyi öğrendim. Renksiz çocukluğum kendi kendimle ve dünyayla mücadele ederek geçti; en iyi duygularımı, alay edilmekten korkarak, kalbimin derinlerine gömdüm: orada öldüler. Doğruyu söylerdim - bana inanmazlardı: kandırmaya başladım; yüksek sosyeteyi ve toplumun mekanizmasını öğrenerek yapmacık oldum hayat biliminde ve başkalarının hiç sanat yapmadan mutlu olduğunu, bu yeteneği, benim hep şüphe ettiğim çıkarları için kullandığını gördüm. Ve o zaman içimi bir umutsuzluk kapladı - tabancanın kurşunuyla tedavi edilecek uçan bir çaresizlik değil de, soğuk, güçsüz bir çaresizlik, sevecenlikle ve iyi yürekli bir gülümsemeyle saklanmış bir çaresizlik. Ahlaki bir sakat oldum: ruhumun yarısı yoktu, kurumuştu, buhar olmuştu, ölmüştü, onu kestim ve attım - o sırada diğer kısmı kıvranıyor ve başkalarının hizmetine koşuyordu, bunu da kimse fark etmedi, çünkü kimse onun kaybolan yarısının farkında değildi; ama şimdi içimde onunla ilgili hatıralar uyandı ve size onun mezar taşını okudum. Birçoklarına genel olarak mezar taşları gülünç gelir, özellikle de altlarında kimlerin yattığını hatırlayınca. Fakat sizden görüşümü paylaşınanızı rica etmiyorum: eğer benim çıkışım size gülünç göründüyse, rica ederim, gülün: sizi uyarayım, bu beni hiç
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Arkadaş sıfatıyla onu karşıma alıp çok konuştum, neden bu kadar çok içiyorsun, neden hesabını bil- meden harcıyor, borçlanıyorsun, neden hiçbir iş yapmıyor, okumuyorsun, neden bu kadar kültürsüzsün, hayattan bihaber yaşıyorsun dedim; sorularıma yanıt olarak acı acı gülümseyip iç geçiriyor, sonra şöyle diyordu: "Ben kayıp, fuzuli bir insanım" ya da "Ne istiyorsunuz beybabacığım, kölelik düzeninin artıklarıyız biz" ya da "Çürüyüp gidiyoruz işte..." Olmadı Onegin'den, Peçorin'den, Byron'ın Kabil'inden, Ba- zarov'dan yersiz, upuzun pasajlar söylemeye başlıyor, da onlar için "İşte bunlar etiyle ruhuyla babalarımız," deyip duruyordu. Sanırsınız, resmi zarfların haftalarca açılmadan masada yatmasında, adamın içip elâlemi sarhoş etmesinde suçlu kendisi değil de, kayıp, fuzuli insanı icat eden Onegin, Peçorin ve Turgenyev. Yani bu son raddesine varmış rezalet ve çürümüşlüğün nedeni, anlıyorsunuz ya, kendisinde değil, dışarıda, boşlukta bir yerde. Üstelik, şu uyanıklığa bakın!- rezil, yalancı, kirli olan yalnızca kendisi değil, hepimiziz... "Bizler, yani seksenli yılların insanları", "bizler, serflik düzeninin uyuşuk, hırçın tohumları", "uygarlık tarafından kolu kanadı kırılmış bizler"...
İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Zamanımızın Bir Kahramanı Peçorin
Peçorin, ruhsal olarak sakat doğmamıştı kuşkusuz. Tanrı ona keskin bir zekâ, duyarlı bir kalp ve çelik gibi bir irade vermişti. Yararlı coşkulara, insancıl duygulara her zaman açıktı yüreği. Günlüğünü okuduğumuzda, onu düş kırıklıklarına, yalnızlığa, yaşamı hiçe sayışa ve bencilliğe iten nedenlerin yanında, elinde olmadan yıkımına neden olduğu insanlar için derin acılar çeken zavallı, yalnız bir adamın acılı çığlıkları da duyulur. Peçorin, soylu duygulara ve insancıl ilişkilere yabancı bir insan değildi. Ancak her çatışmada, iyi adına ne varsa son tahlilde yerini acımasızlığa bırakıyordu. Bela, Prenses Meri, Gruşnitski, Maksim Maksimiç ve kaçakçıların, şöyle ya da böyle hayatlarına girmiş ve çoğunun yaşamlarını altüst etmişti. Bir yandan hayata ve kendine karşı tiksinti duyarken, öte yandan yaşamın peşinden koşuyor, izlenimlerini hırsla yakalamaya çabalıyor, çekiciliği karşısında kendinden geçiyordu, içinde arzu ve tutkuların bir çeşit dipsiz uçurumunu taşıyor, hiçbir şeyle tatmin olmuyordu.
Sayfa 33·Kitabı okudu
Vera'dan Peçorin'e son mektup
"Bir daha kesinlikle görüşmeyeceğimize inanarak yazıyorum size bu mektubu. Bundan birkaç yıl önce senden ayrılırken de böyle düşünüyordum. Ama kader ikinci kez denemek istedi beni. Dayanamadım bu denemeye, alışık olduğu o tanıdık sese gene boyun eğdi güçsüz yüreğim... Bunun için küçümsemeyeceksin beni, değil mi? Bu veda mektubum olacak sana ve şunu bilmeni istiyorum: Seni sevdiğim günden bu yana kalbimde biriken her şeyi açıklamak zorundayım sana. Seni suçlamayacağım, herhangi bir erkeğin davranacağı biçimde davrandın bana karşı: Kendi malın gibi, her an değişen, yoklukları yaşamını sıkıcı ve tekdüze yapacak sevinçlerinin, endişelerinin, kederlerinin bir kaynağı gibi gördün beni. Daha başlangıçta anladım bunu... Ama mutsuzdun sen. Bir gün gelecek yaptığım fedakarlıkları, hiçbir koşula bağlı olmayan derin bağlılığımı, sevgimi anlayacaksın umuduyla her şeyimi verdim sana. O günlerden bu yana çok zaman geçti: Ruhunun her sırrını öğrendim... Ve sonra anladım ki, bu umudum boşunaymış. Büyük acılar çektim! Ama aşkım ruhumla bütünleşmişti. Onunla birlikte karardı, ama bütünüyle sönmedi. Sonsuza dek ayrılıyoruz artık. Ama şuna inanabilirsin, başka birini hiçbir zaman sevmeyeceğim: Kalbim her şeyini, gözyaşlarını, umutlarını seninle tüketti. Sana aşık olan bir kadın başka erkeklere küçümsemeden bakamaz. Onlardan iyi olduğun için değil. Yo, hayır! Ama senin kişiliğinde özel, yalnızca sana özgü bir şey, mağrur ve esrarlı bir şey var. Ne söylersen söyle, alt edilemez bir güç var sesinde. Hiç kimse senin gibi sürekli sevilmeyi isteyemez. Hiç kimsede kötülük böylesine çekici değildir. Hiç kimsenin bakışı öylesine mutluluk vermez karşısındakine. Kişisel üstünlüklerinden hiç kimse senin gibi yararlanamaz. Ve hiç kimse senin gibi derinden mutsuz olamaz, çünkü herkes öyle olmadığına
Sayfa 200·Kitabı okudu
Bence Peçorin incinmiş bir insan
"Vasiyetinizi yazdınız mı?" "Hayır." "Peki ya siz olursanız ölen?" "Mirasçılarım kendiliğinden çıkarlar ortaya." "Peki, son bir kez veda etmek istediğiniz dostlarınız yok mu?" İki yana salladım başımı. "Kendisine anı olarak bir şey bırakmak istediğiniz bir kadın da mı yok dünyada?" "Size ruhumu açmamı ister misiniz doktor?" diye karşılık verdim. "Gördüğünüz gibi doktor, insanların sevgilisinin adını anarak ölürken bir arkadaşına pomatlı veya pomatsız bir tutam saçını sevgilisine verilmek üzere teslim ettiği yılları geride bıraktım ben. Yakın veya olası bir ölümü düşünürken ben yalnızca kendimi düşünürüm: Bazıları bunu da yapmazlar. Yarın beni unutup gidecek veya daha kötüsü, benimle ilgili Tanrı bilir ne yalanlar uyduracak dostlarımın; kendilerini başkalarının koynuna attıklarında, yeni erkekleri ölmüş birini kıskanmasınlar diye benimle alay edecek kadınların canları cehenneme! Yaşam kasırgasından yalnızca birkaç düşünceyle çıktım ben... Ama bu arada hiçbir duygu edinemedim. Uzun zamandır kalbimle değil, aklımla yaşıyorum. Tutkularımı, davranışlarımı sıkı bir dikkatle ölçüp biçiyorum, ama hep dışarıdan, içine girmeden.
Sayfa 191·Kitabı okudu