Puan vermedi·150 syf.··
2026 18. kitabı
Az ama öz yazan Juan Rulfo'nun Gabriel Garcia Marquez'in büyülü gerçekçilikle bezeli eserlerine ilham olan romanı Pedro Paramo... Gerçeküstü ögeler oldukça fazla ve eser alegoriler üzerinden ilerliyor. Yine de bir çatı kurmak gerekirse herkese kötülüğü dokunmuş, adeta bir nefret objesi haline gelmiş toprak ağası Pedro Paramo ve Paramo'nun terk ettiği, annesinin hakkını araması için peşine taktığı oğlunun arayışı ile başlıyor roman. Yer yer sembollere dayalı anlatım okuru yoruyor gibi gözükse de çok duru bir dili var Juan Rulfo'nun. Okuyucusuna eziyet etmeyi istemediği çok bariz. Kitapta altı çizilesi bazı satırlar ise şöyle: "Her iç çekiş insanın yitirdiği bir yudum yaşamdır." "Hayal mi? Bunun bedeli ağırdır. Bana olması gerekenden daha uzun yaşamaya mal oldu." "Hiçbir şey sonsuza dek süremezdi; zira ne kadar yoğun olursa olsun unutulup gitmeyen hiçbir anı yoktur." "Tabiri caizse, ömrümüz kurulu dünyalarımızı ikide bir yıkmakla geçmiyor."
Pedro ParamoJuan Rulfo · Doğan Kitap · 20192,276 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 7. kitabı
Yazar Laura ablamız, Yılmaz Erdoğan misali edebi eseri libidosuyla harmanlayarak sunmuş bize. Ben ne okuyorum ya böyle dediğim çok fazla yer oldu. Yine de kitapta entrika hiç bitmediği için okutturdu kendini. Kadın karakterler ağırlıklı. Ana karakter Tita'nın aşkı Pedro hariç diğer erkekler yan karakter zaten. Olaylar genellikle kadınların etrafında dönüyor. Kadınların içinde bulundukları ailenin veya toplumun baskıları altında kısıtlandıkları durumlar ve katı kurallara karşı verdikleri tepkiler anlatılıyor.
Acı ÇikolataLaura Esquivel · Can Yayınları · 20214,293 okunma
Reklam
Puan vermedi·216 syf.··
2026 32. kitabı
1975 yılında sekiz kişilik aile Simca 1200 ile köye giriş yapar. Anneleri öğretmen oldugundan onlar alışıklar köyden köye taşınmalara. Baslarda babaları işi dolayısıyla Cuma günleri yanlarına gelip hafta sonu onlarla vakit geçiriyor ve tekrar şehre dönüyordu. Anneleri Mersedes her zamanki gibi kendini görevine okula cocuklara adamıştı. Onların payına da badem ağacını geçmeden büyümek düşmüştü. Yavaş yavaş köye alışmış arkadaslar edinmişlerdi ki babalarının haftasonu gelmeleri azalmıştı. Mersedes köydeki işitme engelli yalnız Emerita'yı çocukları bakması ve ev işlerine yardımcı olması icin yanına alır. Buradan itibaren kitap bir Emerita bir David'in tarafından ilerliyor. Özellikle Emerita'nın yazdıkları çok düşündürücü ve oldukça duygusaldı benim için. Emerita evi ve çocukları özellikle David 'i çok benimser aralarında görünmez bir bağ olusur ta ki aile köyden ayrılana kadar. Emerita bekler bekler... Kurgu çok guzeldi, 1970 ler de geçen yabancı bir film izliyormuşum gibi gözümde canlanarak okudum. Kurgunun hissettirdigi duygu sarmalı aldı götürdü,üzdü güldürdü en çok da Emerita'nın yazdığı bazı şeyler derin derin düşündürdü. Kitabın ismi Nankörler kitabın belli bir yerine kadar neden bu isim anlayamadım ama artık biliyorum. Bu arada sizce nankörlük nedir? Geride bıraktıgımız, unuttuğumuz her bağ için nankörüz... Ve galiba hepimiz biraz nankörüz. "Ebeveynler seni, sanki kendilerinin bi parçasıymış gibi alıp götürür. Sana her şeyin senin için olduğunu söylerler. Her yaptıklarının senin iyiligin için olduğunu. Sonra seni kökünden keserler, tıpkı bir bonsai gibi. Bu yüzden kötü büyürsün. Ve sonra her yanını böcek sarar." Reklam değil #okuduklarımıpaylaşıyorum #nankörler #pedrosimonbook #pedrosimon
NankörlerPedro Simón · İnkılâp Kitabevi · 202614 okunma
Kısa olmasına rağmen etkileyici ve düşündürücü bir roman...
10/10
·107 syf.··
Beğendi
·
2026 90. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 13:25
Kırmızı Pazartesi, işleneceği önceden bilinen bir cinayetin hikâyesini anlatır. Kırmızı Pazartesi, herkesin önceden bildiği fakat kimsenin engelleyemediği bir cinayet üzerinden toplumun ortak sorumluluğunu sorgulayan bir romandır. Kasabada yaşayan Santiago Nasar, bir sabah öldürülecektir. İkiz kardeşler Pedro ve Pablo Vicario, kız kardeşleri Angela Vicario'nun namusunu kirlettiğini düşündükleri Santiago'yu öldürmeye karar verirler. Bu kararı neredeyse bütün kasaba önceden öğrenir. Herkes cinayeti engellemeye çalıştığını düşünür ya da bir başkasının engelleyeceğine inanır; ancak çeşitli yanlış anlamalar ve ihmaller yüzünden kimse başarılı olamaz... Roman, yıllar sonra olayın tanıklarıyla yapılan görüşmeler üzerinden ilerler. Okuyucu daha ilk sayfalarda Santiago'nun öleceğini öğrenir; merak unsuru "katil kim?" değil, "Bu cinayet neden engellenemedi?" sorusudur... Gabriel Garcia Marquez, bu romanda bir cinayeti gazeteci titizliğiyle anlatırken toplumun sessizliğini eleştirir. Akıcı dili ve farklı tanıkların anlatımları sayesinde olayın birçok yönü ortaya çıkar...
Alıntı
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,4bin okunma
B A Y I L D I M
8/10
·112 syf.·
2024 68. kitabı
Bazı kitaplar sadece okunmaz; Akdeniz’in o hem canlı hem melankolik sokaklarında, sinematografik bir rüyanın içinden geçilerek yaşanır. Antoni Casas Ros, bu sarsıcı eserinde matematiğin soğuk formüllerini şiirin sıcaklığıyla eritiyor ve acıyı saf bir estetiğe dönüştürüyor. Roman, feci bir kaza sonrası yüzünü kaybedip gecenin loşluğuna sığınan bir matematikçi ile toplumun kıyısındaki sıra dışı, marjinal ruhların rehberi Lisa’nın yollarını kesiştiriyor. Bu tuhaf ve kalıpları yıkan karakterlerin adımları, okuyucuya buram buram İspanya sokaklarında geziniyormuş hissi veriyor. Sayfalar arasında Pedro Almodóvar sinemasının o cesur, kuralsız ve rengarenk dokusu kelimelerle yeniden hayat buluyor. Yazarın önümüze fırlattığı teorem ise kitabın bittiği yerde bile zihinde dönüp duruyor: "Korkunç veya çirkin bir şeyi güzelliğe çevirmek için ona yeterince uzun süre bakmak yeterlidir." Kusurlu olanın içindeki o gizli kutsallığı keşfeden roman, "Ahenk = Kaos" denklemiyle hayatın vahşi ritmini fısıldıyor. Yaralarını Almodóvarvari bir estetikle taçlandırmak, Akdeniz ikliminin o gizemli gece yürüyüşlerinde tuhaf karakterlerin izini sürmek isteyenler için sarsıcı, deneysel ve büyüleyici bir başyapıt.
Almodovar TeoremiAntoni Casas Ros · Sel Yayıncılık · 2013947 okunma
8/10
·224 syf.··
2025 25. kitabı
ispanyol yazar laura esquivel'in kaleminden çıkan okuması oldukça güzel bir kitap. uzun zamandır başladığım kitapları bitiremem, yada çok zor bitirme hastalığına yakalanan biri olarak, kitap kulübünün ayın kitabı seçmesi sayesinde bu kitaba başladım. 1 günde bitti kitap. şaşkınım. neyse kitaba ve konusuna gelelim. önce sadece yemek tarifi okuyacak gibi gelse de kitap, hayatı mutfakta geçen bir kızın annesi.işe, kardeşleri ile, mevcut siyasi durumlar ve en çokta kendi benliği ile çabalayıp durmasını okuyoruz. annesi oldukça despot bir lider olan tita, ailenin en küçük kızı. aile geleneğine göre, hiç evlenemeyecek ve annesine bakacak ömrü boyunca. ne yazık ki, evdeki gelenek çarşının kurallarına pek uymuyor. ee tita da biraz asi bir kız. öyle kalıplara uymaya pek hevesli değil. ( yanlış olmasın, ergenlikten falan değil anladığım doğumundan beri asi çocuk. ) erken doğan tita, mutfakta nacha tarafından büyütülüyor. (hemen parantez, kitapta en sevdiğim karakter. naif, bilge, öğretici. yok yok kadında.) asi kızımız tabii ki bir beyefendiye aşık oluyor ve evlenmek istiyor. herşey biraz da burdan sonra başlıyor zaten, titayı istemeye gelen aileye annesi büyük ablasını teklif ediyor. onlarda tamam diyor! (ne saçma iş, okurken gidip dövesim geldi pedro yu net.) sonrası biraz sarkastik bir hal alıyor bence, değer yargıları, hak adalet, yaşam, kim neyi neden yaşıyordu, hayat bu muydu falan diye düşünmeden edemedim. tita birçok haksızlığa uğrasa da, aşk gerçekten bu kadar güçlü bir duygu muydu? bunu hep sorguladım. sanırım bi noktadan sonra asla hak veremedim tita'ya. ama olsun, en azından o seçimi ile mutlu oldu. aşk romanı olduğuna kanaat getirdim bitirdikten sonra, herkese uymayabilir ama en azından bir şans verilebilirbelki.
Acı ÇikolataLaura Esquivel · Can Yayınları · 20194,293 okunma
Reklam
Reklam