Neden çocukken belki Felsefe Taşı’nı belki de Sırlar Odası’nı okuduğumla bırakmışım, neden gençken bir daha, neden yetişkin olunca bir daha okumamışım? Beğenim, her kitapla katlanarak artıyor. Bayıla bayıla okudum. Çocukluk aşkım (hadi tamam itiraf edeyim, aşklarımdan biri) Cho ile Harry’nin arasında geçenler tatlı tatlı tebessüm etmeme (oooğlum Harry bak bu seni terk eder kesin diye düşünüşüm, kitabın sonunda gerçekten öyle çıkınca kadınlar konusunda... neyse devam edemeyeceğim), Sirius’un ölümü ya da perdenin arkasında kaybolması içimde bir şeylerin kopmasına, Dumbledore ile Voldemort arasındaki muazzam düello da heyecanla sayfaları çevirmeme sebep oldu. Serinin sayfa sayısı en fazla olan kitabı da an itibariyle bitti.
Ben, Harry Potter serisini okurken, kitaplarla filmler arasındaki ufak detayları not aldım. Birileriyle Harry Potter izlerken, “aslında kitapta şöyle oluyor ya” diyerek eşi dostu kendime gıcık edeceğim farklılıklar -ilk kitapta çok az sonra her kitapta daha da fazlalaşan- o kadar fazlalaşmaya başladı ki bilmem birileri okur mu… Hatta benim bile bir anlığına -filmi tekrar ilk izleyişimde- notlarımı düzenleyecek olmamdan gözüm korktu. Ama illaki okumak isteyen olacaktır (bana sorarsanız uğraşmayın, ben zevk aldığım için yaptım, yaklaşık kırk - kırk beş kağıt dolusu ediyor) ya da eğer bir gün notlarımı kaybedersem bulabileceğim bir yer olur. Eğer okuyacak biri varsa kolay gelsin ve keyifli okumalar.
1- Dudley’in Ruhu Ağzında
-Harry, kirli ve yırtık kot pantolon, bol ve solmuş bir tshirt ile tabanları kalkmış bir spor ayakkabı giyiyor. Harry bu halde Dudley’lerin evinin bahçesindeki çiçek tarhına uzanıp Dursley’lerden uzak olmaya çalışıyor.
-Dudley ise ailesine her gün bir başka arkadaşına çaya gittiğini söyleyerek oyun parklarını kırıp dökmek, köşe