Babamdan kalan cüsseli poşetler odası
8/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
İsmindeki hüzünlü ve ince ironiyle beni daha ilk andan yakalayan, çok özel bir modern şiir kitabı. ​Umut Göksal, modern şiirde büyük ve süslü kavramlar arkasına saklanmak yerine; gündelik hayatın içinden, o hepimizin çok iyi bildiği somut nesnelerle varoluşsal sancıları anlatmayı seçmiş. Bir babadan miras kalan şeyin görkemli bir dünya değil de, içi taşınması zor duygusal yüklerle, kırgınlıklarla ve sessizce biriktirilmiş hatıralarla dolu "cüsseli poşetler" olması... Bu imge başlı başına kalbe dokunuyor. ​Gündelik dilin yalınlığını korurken, arkasında çok katmanlı ve derin bir yaşanmışlık barındıran şiirler okumayı seviyorsanız; geçmişle, ev içleriyle ve kendi içinizde biriktirdiklerinizle yüzleşmeye davet eden bu kitaba mutlaka bir şans verin derim. ​“Peki sizin içinizde, açmaya cesaret edemediğiniz o cüsseli poşetlerde neler gizli?”
Şiir
Babamdan Kalan Cüsseli Poşetler OdasıUmut Göksal · Tün Kitap · 20269 okunma
Puan vermedi
Jason Dessen, geçmişte parlak bir fizikçiyken kariyerini bir kenara bırakıp ailesini seçmiş bir üniversite profesörüdür. Eşi Daniela ve oğlu Charlie ile mutlu, sıradan bir hayat sürmektedir. Ancak bir gece, maskeli bir yabancı tarafından kaçırılır, bayıltılır ve tanımadığı bir laboratuvarda gözlerini açar. İlginç olan, buradaki insanların onu çok iyi tanıması ve ona bir kahraman gibi davranmasıdır. Jason, uyandığı bu yeni gerçeklikte sarsıcı detaylarla karşılaşır: Eşi Daniela ile hiç evlenmemiştir ve bir oğlu yoktur.Kuantum süperpozisyonu teorisine dayanarak boyutlar arası geçişi sağlayan devasa bir "Küp" inşa etmeyi başarmış dahi bir bilim insanıdır. Jason, çok geçmeden korkunç bir gerçeği fark eder: Kendisini kaçıran maskeli adam, kariyerini seçtiği paralel bir evrendeki kendisidir (Jason2). Jason2, sahip olduğu büyük başarıya rağmen yalnızlıktan pişman olmuş ve "aile babası" olan Jason’ın hayatını çalmak için boyut değiştirmiştir. Jason, kuantum kutusunu kullanarak sonsuz olasılıktaki paralel evrenlerin arasında kaybolur. Tek bir amacı vardır: Kendi orijinal evrenini bulmak, karısına ve oğluna geri dönmek.Ancak sonsuz seçenek arasından doğru dünyayı bulmak neredeyse imkansızdır ve attığı her yanlış adım, kabus gibi evrenlerin kapısını aralar.  "Bizi biz yapan şey nedir? Başarılarımız mı, yoksa sevdiğimiz insanlarla kurduğumuz bağlar mı?" Roman, hayatımızda yaptığımız seçimlerin bizi nasıl tamamen farklı insanlara dönüştürebileceğini sorgulatıyor. Yazar Blake Crouch, kuantum fiziğinin çoklu evren teorisini kullanarak insanlığın en eski ve en derin sorgularından birini masaya yatırıyor: "Ya başka bir yolu seçseydim?" Kitap bittiğinde aklınızda yalnızca Jason’ın amansız yolculuğu kalmıyor. Kendi hayatınızın dönemeçlerine dönüp bakıyor, aldığınız kararları ve
Karanlık MaddeBlake Crouch · ‎ İthaki Yayınları · 2026446 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
9/10
·78 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 02:16
Kitabı okuma hikayem bir yolculuktu. Başlangıçta, yazarın düşünceler evrenine adeta bir portal açarak hayal dünyasını ayak bastığımız somut bir zemine dönüştürdüğü bu gerçeklikte hızla ilerleyebileceğimi sandım. Ana karakterin bile yıllar sonra tam olarak neyin içine düştüğünü anlamlandıramadığı bu serüven, tüm labirentvari bilmecesi ve yazarın zengin anlatımıyla beni hızla içine çekti. Ancak bir noktada, belki de anlatıcı ile aynı noktada, ben de adımlarımı yavaşlatma ihtiyacı hissettim. Soluklanmak, yürüdüğüm zeminin beni ilerlettiği yolu sorgulamak ve okuduklarımı sindirmek istedim. Hızımı düşürdüm, tane tane yakaladım kelimeleri. Hatta öyle ki, iç sesimi neredeyse dış bir sesçesine gövdemden zihnime bir yankı gibi hissettim. Bu noktada kitap bende tıpkı bir Doğu baharatı gibi bir tat bıraktı: tanıdık ama zengin, bilindik ama keşfedilesi, adı dilimin ucunda ama bir türlü çıkaramadığım bir etki. Bu yolculuk, kitabın anlatıcısı H. için de hayatının en büyük, en etkili ve en çözümsüz gizemiydi. Anlatıcının bu gizeme en çok yaklaşmak istediği anlar, en büyük çırpınışlarının verdiği uzaklaşma anlarından ibaretti. Gençlik yıllarında gizemli bir cemiyetle birlikte Doğu'ya mistik bir yolculuğa çıkan H., yıllar sonra geriye baktığında yaşamındaki en derin izlerin, bu dağıldığını düşündüğü cemiyetle yaptığı yolculukta şekillendiğini ve yolculuğun yarım kalmışlığının burukluğunu yıllarca taşıdığını görüyor. Bu yarım yolculuğu yazarak tamamlamayı uman H., işlerin hiç de sandığı kadar kolay olmayacağını anlıyor. İçindeki silinmeye yüz tutmuş izlerin ancak tek bir ismin tanıklığı ile tamamlanabileceğine inanıyor: Yıllar evvel kafileden ayrılan hizmetkar Leo ile. Anlatıcı, bu eski yoldaşı Leo'ya yıllar sonra rastlaması sonucu yolculuğunun aydınlanacağı beklentisine kapılırken,
Doğu YolculuğuHermann Hesse · Can Yayınları · 20193,383 okunma
Evliliğin Değeri Üzerine
9/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 00:00
Teslim oluyorum! İyi edebiyata rastladım mı oltasına takılmadan duramıyorum işte. *** İnsan dünyaya geldiğinde önce aileyi biliyor. Aile bir yaşayış şekli sunuyor insan zihnine. Bir raya oturtuyor onu. Bir müddet bununla düşüp kalkan insan, büyüyüp başkalarını tanıdıkça rayların çokluğuna tanıklık ediyor. Bir raylar sisteminin içinde olduğunu kavrıyor. Peki bu sistemi kabul edip ona katkı sağlayarak sistemi devam mı ettirecek? Bireyin rolü burada devreye giriyor: Sisteme baş koyabilir, kendi istek ve amaçlarıyla sistemin kurallarını harmanlayarak daha dengeli seyredebilir ya da kendi amaçlarını önceleyerek sisteme karşı çıkabilir. Ama bu hikâye sisteme baş koyan bir adamla başlıyor: Kristóf'la. Kristóf statükoyu koruyan, soylu ailesindeki herkesten beklendiği gibi kendisinden beklenen vazifeleri gerçekleştirmek zorunda olan bir karakter. İşini en tarafsız, en doğru şekilde yapma gayretinde olan bir yargıç. Kendini topluma sunduğu katkıyla tartan, kimliğini topluma dayandıran bir adam. Yozlaşan toplum düzenini, boşanmaları, çıkarcılığı ve iradesizliği eleştiriyor ve toplumu daha iyi hale getirmek için çok çalışıyor. Öte yandan onun hep "olması gereken" kişi olması; kendi isteklerini çoğu zaman bastırmasına, süreğen ve belirsiz bir utanç ve suçluluk hissiyle, baş ağrılarıyla boğuşmasına sebep oluyor. Bu yönüyle eksik, çünkü hem kendi arzularını hiçe sayıyor hem de doğasındaki karanlık yönleri reddediyor. Kitabın ikinci karakteri ise Greiner. Kristóf'un "olması gereken kişi" imajını irdeleyen biri olarak hikâyeye dahil oluyor ve onun bastırılmış yönlerine ışık tutuyor. Sevdiği kadın uğruna her yolu mübah gören bir doktor o da. Bu makyavelist tavrı, zamanla fatalizme dönüşüyor; hayatın gerçeklerine yeniltiyor onu. Olgunlaşıyor. Biz de
Buda'da Bir BoşanmaSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 2022698 okunma
8/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
Vidar, çaresizliğini kitap kapağındaki durgun suda sandal içinde tek başına oturan çocuk görseli ile anlamalıydık. Yalnız, çaresiz ve savunmasız..içimi en çok parçalayan bu okuduklarımızın sanırım Vidar ve Tora'nın yalnızca bir günü olması idi; peki bir ömür! Bir de sanırım hiç bir özür bu kadar içimi parçalamamıştı. Özetle; bir süre sosis yemeyeceğim, özür dilerim kelimesini duymak istemeyeceğim, ve sanırım 'senin yüzünden' kelimesini lûgatımdan çıkaracağım! Bir ömrü, bir ömür çocukların sırtına yükleyenlerden nefret ediyorum. Yok olun; he oldu ki var oldunuz ebeveyn olmayın!
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20261,553 okunma
Puan vermedi·355 syf.··
2026 27. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 23:05
Bu kitabı okumadan önce iki kere düşünün! Nietzsche; iyi sandığımız insanları, dindar maskelerini ve en önemlisi kendi içimizdeki o karanlık aynayı suratımıza acımadan fırlatıyor. Birisine yardım ederken gerçekten iyi miyiz? Yoksa karşımızdakinin acizliği üzerinden kendi egomuzu mu gıdıklıyoruz? Kendimizi yüksekte görmenin pratik bir yolu mu bu? Peki ya Tanrı'ya dua etmek? Gerçekten göründüğü kadar masum mu? Tekrar düşünün :) İnsan, kendi türünden birini öldürünce "cani", bir sivrisineği ezince neden "kahraman" olur? Kendinize ahlaklı demeden önce bu sorularla yüzleşin.
İnsanca, Pek İnsanca 1Friedrich Nietzsche · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20213,582 okunma