Ve tabii “yürümek” bu konuda kafamı nasıl bozmuş olduğumu biliyorsun: y ü r ü m e - birlikte yürüme...
Daha ulu bir şey bilmiyorum. — Sevişmek bile bütün yakınlığıyla, yüceliğiyle, güzelliğiyle; ama patlayan, sönen tutkusuyla, heyecanıyla, doyumuyla, birlikte yürümekten daha üstün değil. — hele bir de, birlikte gidilecek bir yer varsa.
Yürüyüş —
Ne kavram ama!
Pek yaşadın denemez, oysa her şey çoktan söylendi, çoktan bitti. Topu topu yirmi beş yaşındasın, ama yolun çizilmiş bile. Roller hazır, etiketler de: Bebekliğindeki oturaktan yaşlılığındaki tekerlekli sandalyeye varana kadar oturulacak tüm yerler orada durmuş sıralarını bekliyorlar. Serüvenlerin öyle iyi betimlenmiş ki, en şiddetli isyan bile kimsenin kılını kıpırdatmayacaktır.