10/10
·190 syf.··
Beğendi
·
2026 43. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2026 10:13
Amerika (ABD) denildiğinde ilk akla gelen yerlerin başında California, Los Angeles ve Hollywood gelir; bu hiç de şaşırtıcı değildir. Özellikle “eğlencenin merkezi” dersek abartmış olmayız. Pasifik Okyanusu’na kıyısı, deniz ve güneşle iç içe yaşamı, özgürlük hissi, dalgaların peşinde koşan sörfçüler, medya ve sinema gibi şöhret odaklı sektörler, ayrıca teknolojinin nabzını tutan şirketlerle ciddi bir tanınırlığa sahiptir. Çekirgenin Günü, bir romandan çok, bir yaşam kültürüne dönüşmüş “sahte benlikler” dünyasını anlatır. Sürekli değişen ya da insanın üzerine yapışan personalar aracılığıyla hayatın algılanışını, özellikle de Hollywood etkisinin filizlendiği yılları gözler önüne serer. Peki nedir bu “Hollywood etkisi”? En yalın hâliyle; sinema ve görsel şovlar aracılığıyla insanların gerçeklik algısının bozulması, beklentilerinin bu kurgu dünyaya göre şekillenmesidir. Başka bir ifadeyle, insanın kendi hayal dünyasının, başkaları tarafından yeniden yazılmasıdır. Bu etki altında kişi; romantik ilişkilerini, başarılarını ve hayatın bütününü sanki bir film sahnesi izliyormuş gibi romantize eder, dramatize eder, hatta zaman zaman absürt bir noktaya taşır. Bu durum, insan zihninin gerçekliğe dair algısının adeta “hacklenmesi” olarak da yorumlanabilir. Nathanael West, bu romanıyla yalnızca kendi dönemini değil, günümüzde sosyal ve dijital medyanın yarattığı illüzyonu da önceden haber verir gibidir. İnsan, olduğundan farklı biri olduğunu düşünmeye başladığında, ortaya çıkan o “yeni kişi” kimdir? Ona hâlâ kendisi diyebilir miyiz, yoksa bambaşka bir hayatı sürdüren yeni bir insan mı vardır karşımızda? Sevdiğim bir söz vardır: “Bir ruha iki yüz fazladır.” Peki, o yüzler bir gün insanı terk ederse, geriye kalan kişi yeniden hatırlanabilir mi? Çekirgenin Günü, alt metinlerinde bu tür
Çekirgenin GünüNathanael West · Everest Yayınları · 201738 okunma
Arayışın Anlamı
Puan vermedi·320 syf.··
2026 26. kitabı
·
45 günde okudu
·
Okunma: 18 Mart 2026 23:50
Anlam Arayışında Otantik Bir Rehber ​Türk psikoloji ve akademi dünyasının tartışmasız en kıymetli isimlerinden biri olan merhum Doğan Cüceloğlu’nun "Var mısın?" adlı eseri, raflardaki yüzeysel kişisel gelişim furyasından keskin çizgilerle ayrılan, tam anlamıyla varoluşsal bir başyapıt. Varoluşsal sorgulamaların içinde boğulanlardan biri olarak elimin değil aklımın seçtiği bir eser. Bir psikolog olarak Cüceloğlu’nun en büyük dehası; karmaşık zihinsel süreçleri, nöropsikolojik mekanizmaları ve derin sosyolojik dinamikleri, kendi kültürümüzün kodlarıyla harmanlayarak son derece duru bir dille aktarabilmesinde saklı. Bireyi anlatırken, toplumunu unutmamasında ve kendi toplumuna bu kadar hakim olabilmesinde gizli. O, Batı'nın analitik psikolojisi ile Anadolu'nun irfanını aynı potada eritebilen nadir bilgelerdendi. ​Kitap, okuyucuyu pasif bir alıcı konumundan çıkarıp, Sokratik bir sorgulama yöntemiyle kendi içine, "otantik benliğine" doğru cesaret isteyen bir yolculuğa çıkarıyor. Sokratik diyorum, çünkü eserde en çok kullanılan noktalama işaretlerinden biri soru işareti. Sokrates de pek severdi soruyu soruyla sorup, soruyla cevap vermeyi. Eseri felsefi, psikolojik ve sosyolojik bir mercekten çok boyutlu incelediğimizde, alt metninde çok güçlü kuramsal temellerin yattığını görüyoruz. ​Kendini Gerçekleştirme ve Varoluşçu Psikoloji Cüceloğlu, kitap boyunca insanın anlam arayışını merkeze alırken aslında Viktor Frankl'ın Logoterapi ekolüne de zarif selamlar gönderiyor. Kendisi ülkemizde en çok "İnsanın Anlam Arayışı" isimli eseriyle akıllara kazındı. Frankl'ın "kendi anlamını bulma" vurgusu, Cüceloğlu'nun satır aralarında adeta yeniden canlanıyor. Bireyin kendi hayatının sorumluluğunu alması, Jean-Paul Sartre’ın varoluşçu felsefesindeki "insanın kendi özünü kendi
Var mısın?Doğan Cüceloğlu · Kronik Kitap · 202137,8bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi
Yine Erhan Bener yine mükemmel bir kitap. Mühim not: Bu roman 1981 yılında sansürlü bir şekilde yayımlandı ve yazar daha sonraki baskılarda düzenlemeler yaptı. Bende ilk baskısı olduğu için okudum, ben ettim siz etmeyin. "Oyuncu" Bener'in çokça otobiyografik özellikler barındıran bir romanıdır. Hatta bazı durumlarda sadece Bener'in yaşamındaki insanların isimleri değişmiş gibi hissettim. Eserin konusu sıradan denebilir ama Bener'in biçim ve zamanı kullanış şekli ve psikolojik tahlilleri romanı bambaşka bir yere taşımış. Konusu ise şöyle: Kerim Turgut siyasi geçmişi olan bir yazardır. Bir yandan ailesi ile diğer yandan evlilik dışı ilişki kurduğu Günseli ile ikili bir yaşamı vardır. Hayatındaki kadınlarla ve başkalarıyla kurduğu ilişkilerde kendisini bir oyuncu gibi hisseder. Bu insanlara karşı farklı personalar geliştirir ve bunu "Oyuncu" adlı romanında anlatmak ister, bu onun son romanı olacaktır. Eserdeki anlatı, sık sık geriyedönüşlerle genişler. Bu şekilde roman, 30'ların sonunda başlayıp 80'lere kadar uzanan bir aile ve ülke tarihi hüviyetine bürünür. Aslında eserdeki vaka zamanı çok kısadır. Kerim Turgut bir kalp krizi geçirir ve komaya girer. Bu süre boyunca, sevgilisi Günseli onun "Oyuncu" adlı tamamlanmamış romanını ve notlarını okur, biz de karakterlerin geçmişini bu şekilde öğreniriz. Eserde çok fazla konu işlenmektedir. En önemli konu "persona ve öteki" meselesidir. Solun kendi içinde hesaplaşması, cinsiyet eşitsizlikleri, cinsel ve toplumsal tabular eserde önemli yer tutan konulardır. Özellikle, eserde geriyedönüşler çok yaratıcı tekniklerle yapılmış. Roman bu açıdan çok dikkat çekici. Ben Erhan Bener'in her kitabını öneriyorum. Kendisi edebiyatımızın en ama en görmezden gelinen yazarı olabilir. Son olarak güzel kitaplar okuyun, güzel kitaplarla
OyuncuErhan Bener · Everest yayınları · 201837 okunma
Puan vermedi·240 syf.··
Beğendi
·
2024 79. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2024 00:35
kitaphaber.com.tr/sorularin-pesin... Soruların Peşinde Koşan ve İçine Açan İnsan 25.08.2025 09:00 - Şerife Saliha BOZOKLU "Aklun oldur tâ'atı kim fikr ile Dilün oldur tâ'atı kim zikr ile." (Âşık Paşa) Sorunun "evrende sorunlu ve sorumlu tek varlık" (Fazlıoğlu, 2015, s. 15) olan insan için önemine dikkat çekerken şu ifadeleri kullanır İhsan Fazlıoğlu, "Öncelikle, bizatihi soru sormayı insanlığımızın mukavvim unsuru olarak görüyorum. Tanrı'nın 'insanoğlu'nu muhatap alışı da soru iledir: 'Eles-tu bi- Rabbikum?' 'Rabbiniz değil miyim?' Maceramız böyle başlıyor." (Fazlıoğlu, 2015, s. 13) Peki, maceramızın başladığı andan itibaren soru ile karşı karşıya kalan ve yine o andan itibaren de, tabir-i caizse, varlığı ile melekler için dahi bir soruya dönüşen insanoğlu olarak bizler soruların hayatımızdaki yerinin, kıymetinin ne kadar farkındayız? Tefekkür meyvesi olarak vücud bulabilecek soru durup düşünmeyi gerektiriyor; ancak hız çağına ayak uydurmak için koştur koştur yaşadığımız bu çağ pek çok şeyi olduğu gibi hakiki soruları da ıskalamamıza sebep oluyor, o soruların peşine düşmemizi ziyadesi ile zorlaştırıyor. Evet, zorlaştırıyor fakat yine de imkânsız değil neticede. Sadece hatırlamamız gerekiyor belki de. Zeynep Merdan'ın kaleminden çıkan, Muhit Kitap etiketi ile okuyucuyla buluşan İçine Açan İnsan bunu yeniden hatırlamamıza vesile olabilecek eserlerden biri olarak çıkıyor karşımıza. Deneme dalında 2024 Türkiye Yazarlar Birliği ödülüne layık görülen eserde yazar aslolan sorudur dercesine tam bir zihin salınımı hali ile kaleme aldığı denemelerinde soruların peşine düşüyor; okuru da bu yolculuğa davet
İçine Açan İnsanZeynep Merdan · Muhit Kitap · 2024182 okunma
SARI YÜZ
10/10
·303 syf.··
2025 33. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 23 Temmuz 2025 21:33
Kitapyurdu sitesinin Fatih Altaylı seçkisi, en sevdiğim kitap listelerinden biri. Sarı Yüz’ü de sevgili Fatih Bey’in tutuklanmadan önceki bir önerisiyle almıştım. Kitap beni adeta lise yıllarımdaki okuma hızına geri götürdü. İki günde, 300 sayfayı su gibi okuyup bitirdim. Bu kadar hızlı akmasının en büyük nedenlerinden biri, karakterle yaşadığım sürekli gerilimdi. Ona hak verdiğim nadir noktalar dışında, birçok sayfada kendini ikna etme çabası beni çileden çıkardı. Zaten bir noktadan sonra şiraze o kadar kaydı ki, kendi yalanına inandığına ikna oldum. Kitabı okurken sanki ben de onunla birlikte bir etik savaşın içindeydim. June’un, başkasına ait bir kitabı çalıp kendi eseriymiş gibi yayımlaması elbette derin ve tartışmalı bir konu. Ancak beni kitapta en çok etkileyen şey, sosyal medya dilemması oldu. Uzun zamandır tüm sosyal medya hesaplarını kapatmış biri olarak, kazandığım bu zamanla insanlık adına faydalı işler yaptığımı söyleyemem belki ama kendimi daha sağlıklı hissettiğim kesin. Çok değer verdiğim ve uzun süredir sosyal medyadan uzak duran bir arkadaşım, ben fişini bir günde çektiğimde şöyle demişti: “Sanki bir pazar yerinden çıkmış gibisin, değil mi?” Bu, son zamanlarda duyduğum en güzel benzetmeydi. Gerçekten de sosyal medya koca bir pazar yeri gibi ve herkes bir şey satmaya çalışıyor. “Gel vatandaş gel!” diye bağıran bir kalabalığın ortasında olmak insanı yoran bir şeymiş; çıkınca fark ediyorsun. Kitabın 69. sayfasında geçen şu cümleye takıldım kaldım: “Azami ölçüde pazarlanabilir hale getirilen mamul personalar, sağlıklı bir doz neoliberal sömürüyle harmanlanır.” Bu cümlenin altını çizip belki on kere okudum. Çok şey söylüyor, çok katmanlı. June’un yarattığı persona eleştirilirken, Athena’nın sosyal medyada neredeyse tapınılır hale gelmesi gerçekten
1000Kitap
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,4bin okunma
Sosyal Bilimcilerin Yazma Çilesi
Puan vermedi·240 syf.··
2025 12. kitabı
Sosyal Bilimcilerin Yazma Çilesi(Yazımın Sosyal Organizasyonu Kuramı) Özgün Adı:WritingforSocialScientists: How to Start andFinishYour Tesis, Book, orArticle Heretik Yayınları, 2021, Ankara, 240 s. Yazar: Howard S. Becker Çeviri: Şerife Geniş Chicago doğumlu Amerikalı sosyolog Howard S.Becker (1928- ), aynı zamanda akademisyen, yazar, caz müzisyeni, fotoğrafçıdır. Chicago Üniversitesinde öğrenim görmüştür. Chicago Üniversitesinden sosyoloji alanında 1949 yılında master, 1951 yılında doktora derecesi almış,1965-1991 yılları arasında Northwestern Üniversitesinde Sosyoloji Profesörlüğü görevini yürütmüştür. 1991 yılından itibaren bu görevini, 1999 yılında emekliliğini alacağı Seattle’daki Washington Üniversitesinde sürdürmüştür. Birçok başka üniversitenin yanında çeşitli araştırma enstitü ve merkezlerinde sosyoloji ve müzik başta olmak üzere çeşitli alanlarda araştırmacılıktan okutmanlığa, misafir profesörlüğe, dernek başkanlığına kadar çeşitli görevlerde bulunmuş ve çeşitli yayınların editörlüğünü de yapmış olan Becker, Paris 8, Pierre-Mendes (Grenoble), Erasmus (Rotterdam) Üniversiteleri’nden ve École Normal Superiure (Lyon)’den onur derecelerinin sahibidir. Şerife Geniş, Adnan Menderes Üniversitesinde sosyoloji alanında profesördür. Çevirmenlik de yapmaktadır. Kitabın başında farklı tarihlerde yazılmış üç tane takdim yazısı bulunmaktadır. Howard S. Becker bu bölümlerde, yazarların karşılaştıkları yazım sorunlarının kişisel yetersizlikten kaynaklanmadığı mesajını vermek için bu kitabı yazdığını belirtmektedir. Yazara göre sorun, akademik hayatın örgütlenme biçiminden kaynaklanmaktadır. Kitap on bölümden oluşmaktadır.İlk bölüm Lisansüstü Öğrenciler İçin Temel İngilizce(ss.23-51), ikinci bölüm Persona ve Otorite (ss.51-69), üçüncü bölüm Tek Doğru Yol (ss.69-95),
Sosyal Bilimcilerin Yazma ÇilesiHoward S. Becker · Heretik Yayıncılık · 2013237 okunma