Ama Sabır, vatandaşlarımın çoğu gibi, gurur denen illetten mustaripti; hem istenmeyen hem de def edilemeyen bir illetten yani. Benden asla para almazdı. Pervane'yle evlendiğinde, kardeşime verdiğim ufak tefek harçlıkları bile hemen kestirdi. O bir erkekti ve ailesine tek başına bakacaktı. Ve daha kırkına bile basamadan, aynen bunu yaparken öldü: Bağlan yakınlarında bir yerde, bir şekerpancarı tarlasında ter dökerken. Duyduğuma göre, son nefesini verdiğinde pancar orağı hâlâ su toplamış, kanayan ellerindeymiş.
Sayfa 102 - Ne kadar acı bir an, ne vurucu bir paragraf. (Sabır, Abdullah ve Peri'nin babası)
“ Kitapların türkülerin ,filmlerin başka dünyalara yağdırdığı yağmurlar bir iyilik, bir arınma gibi oralarda yaşayan herkesi köpük köpük çoğalacaktır. Başkainsanların baktığı pencereler güleç başka güneşlerin vurdugu sular derin ve mavi olacaktır.”