Geri Gelen Mektup
Rûhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu? Pervâne olan kendini gizler mi alevden; Sen istedin, ondan bu gönül zorla tutuştu... Gün senden ışık alsa da bir renge bürünse; Ay secde edip çehrene yerlerde sürünse; Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan Yalnız o yeşil gözlerinin nûru görünse...
Şiir
Ayrılmak isterken onu kolundan tuttu. Avucuna dörde katlanmış bir kağıt sıkıştırdı. Nihan elindekine bakmadı ve ışığın çekimine kapılmış bir pervane gibi Eczacı Halil bey'in köşküne dogru yürüdü.
Sayfa 119·Kitabı okuyor
İnsan ve Duygular
Reklam
Pervane yeni yaşamına doğru yürümeyi sürdürüyor. Yürümeyi hiç kesmiyor, etrafındaki karanlık bir ana rahmi gibi; karanlık dağıldığında, seher pusunda başını kaldırmak ve doğudan uzanıp iri bir kaya parçasının yan tarafına vuran soluk renkli ışık huzmesini görmekse, yeniden doğmak gibi.
Sayfa 72
Alıntı
"Yoruldum, Pervane. Bu benimki hayat değil. Varlığım her ikimize de bir ceza.”
Ruhum ateş, yoksa o gözler mi alevden? Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu. Pervane olan kendini gizler mi alevden? Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu...
Sayfa 236·Kitabı okudu
Edebiyat
Sana kim derler, sual ayıp olmasın namın nedir? Sana sık sık bakıp zor ile gönlüm müptelâ ettim Sirişk-i çeşmimin bak f arkı var mı çağlayanlardan Mumlarla arar yanmaya pervane bu nârı Benim sensin gülüm ey gonca-f em söyle senin kimdir? Gülsün sana gülmek yakışır sen gül efendim Yaz geldi bahar oldu açıl gül gibi sen de
Alıntı
Reklam
Reklam