"Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden? / Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?”
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Asıl bahtiyar insan, ilim ve adalet ile şöhret kazan kimsedir. Her gelen bir gün gider. Kişi ne ekerse onu biçer. İnsan için sonunda iyi ya da kötü addan başka bir şey kalmaz. Düşmana galip geldiğin zaman onun canına kıyma. Zira ona mağlubiyet acısı yeter. Düşmanının minnetle pervane gibi etrafında dolaşması, eteğini onun kanın bulaştırmandan daha iyidir.
Sayfa 67 - İnsan Kitap
Edebiyat
Ben olsam bana inanırdım :))
Ben önüme baktım. O, kalabalığa inandı. Pervane küle dönüyor.
Şiir
Ayrılık insana neler eder, sordun mu hiç..?
Günlerle geceleri bir pervane gibi önüne kattın mı..? Kam aldın mı dünyadan..? Bir cevap uğruna elli yıl yaşadın mı hiç..? Ben yaşadım... İki kelime için katlandım bu dünyaya ben...
Ah, canım Şükrü Erbaş kalemi...
Sürmeli yalnızlığım... Geldin ve gittin. Yapraklandım. Yıldız döktüm. Akşamı donandım. Ellerin yüzümde nilüfer. Keder gülümsedi. Deniz bir gönül soluğu. Şarap tenimde gül açtı. Zamana dokundum. Mumlar Tanrıya değdi. Geçtiğin kasabalar birer arzu pıhtısı. Geldin ve gittin. İncinme masallı kentlerdesin şimdi. Işıklı caddelerde bir ölüm ıslığı. Sekiz çocuğun tabutu üzerinden uzanıp öptüm tozlu aynanı. Senin ağzında sekiz beşik, benim boynumda sekiz mezar... dört mevsimli bahçelerden özürler buluyorum yaşamaya...