Ezidiler… Tarih boyunca zulümler, soykırımlar yaşamış bu halkın hikayesi beni derinden etkiledi. Kütüphanede kitapların arasında dolanırken bu kitabın ismi çok dikkatimi çekti; Melek Tavus’un Halkı Ezidiler. Hemen elime alıp birkaç sayfa okumak istedim. Cümleler, sayfalar su gibi akıyordu elimde. Kitabı ödünç alıp not alarak okumaya başladım. Benim için dolu dolu bir okuma oldu. Hemen akabinde Mardin/ Midyat’ta bulunan ve bir Ezidi köyü olan Bacine (Güven) Köyünü ziyaret ettim. Köyde de kitapta okuduklarımdan çok daha fazlasını buldum. O insanlarla bire bir temasta bulunmak benim için çok özeldi. Ezidiler ülkemizde çok fazla zulüm yaşamış ve çoğunluğu bu sebeple Avrupa ülkelerine göç etmek durumunda kalmıştı. Bacine Köyü ziyaretimde onların bir mevlüdü varmış ve o gün 40 yıllık bir aradan sonra kendi aralarında toplanmışlardı. En son ben daha doğmadan önce birbirlerini görmüş o insanlar ve ben 24 yaşımda o köyü ilk kez ziyarete gittiğimde tekrardan toplanmışlar. Bu benim açımdan mucize gibi bir şeydi. Buradaki ziyaretime geçmeden önce kitaptan biraz bahsetmek isterim. Kitabın önsözü çok önemli bir husus ile başlıyor; Yezidi değil, EZİDİ! Bu, Ezidiler için ziyadesiyle önem taşıyan bir husus. Bilindiği üzere Emevi Halifesi 1. Yezid, İmam Hüseyin’in (Hz. Ali’nin oğlu) katili olarak kayıtlara geçmiştir. Bu nedenle Müslümanlar ve Alevilerce Yezid, sevilmeyen bir kişiliktir. Ezidilerin ise aslında Yezid ile bir bağlantısı bulunmamaktadır. Ezidi kelimesinin etimolojik kökenine bakacak olursak, “Ezdai, Ezdayi” kelimelerinden türemiştir. “sen xweda’sın, ez dayim” xweda, kendi kendini yaratan, var eden anlamına gelirken, ez dayim, yaratılan, verilmiş olan, Tanrı tarafından yaratılan anlamlarına gelmektedir. Bu sebeple Yezidi değil de Ezidi, bu halk için doğru olan kullanım