...daha düzgün, daha az haksız ve daha demokratik bir dünya için gayret eden bir siyasi proje içerisinde konumlanan bir kariyere sahip olmak başkadır, siyasi projesi sadece kendi bireysel yükselişi olan daima hakkaniyeti, eşitliği ve hakiki demokrasiyi feda eden, safsata ve iğrenç bir açgözlülüğün damgasını taşıyan bir kariyerist olmak başkadr.
Ayşe Duman ne yaparsa yapsın, ruh-zihin-beden bütünlüğünde yapmaya özen gösteriyor. Beden tek başına cesettir. Ruh ona can olur. Zihinle anlam buluruz. Bu kitap da bu bütünlüğün muhteşem eseri.
Ay'ın döngüleriyle kadının ruh-zihin-beden bütünlüğünde meydana gelen değişimleri ilişkilendirmiş olması da çok anlamlı.
Kadının kendi bedenini tanıması, bir ay boyunca gerçekleşen ruh-zihin-beden değişimlerini anlamlandırmasının ne kadar önemli olduğunu bu kitap sayesinde bir kez daha anladım. Gelelim nedenlerine:
Kitap gün gün meydana gelen değişimleri anlatmış. 28 günlük bir yolculuk yapıyoruz. Bu yolculuk ovulasyon dönemiyle başlıyor; luteal faz, premenstrual dönem, menstruasyonla devam ediyor ve proliferatif faz ile bitiyor demeyeceğim, menopoz dönemine kadar yenilenip hayat veriyor.
Bahsi geçen dönemleri açıklamak, kitabı okurkenki heyecanı kaçıracağını düşündüğümden, bende bıraktığı his ve düşünceleri paylaşmak istiyorum.
Kendimde fark ettiğim değişimlerin nedenlerini, cevaplarını bu kitapta buldum. Bende uyandırdığı bilinçle yaşamak günlük hayatımı o kadar güzelleştiriyor ki... Vücudumuzda meydana gelen senfoninin farkına varmak, cinsiyetimle daha da barışmama ve çokça şükretmeme vesile oldu. Ömür boyunca şükredeceğim inşallah.
Özgürlük kisvesi altında ya da çeşitli dar kalıplara sokulan kadın, fark etmeden ruh-beden-zihin bütünlüğünden kopabiliyor. Ve bu kopukluk onun mutsuzluğunun temel sebebi.
Aslında bu kitabı tüm genç kızlar, kadınlar okumalı bence. Ama en çok orta yaşa gelmiş ve mutsuzluğun nedenini anlamlandıramayan kadınların okumasını daha çok isterim. Çünkü birçok tabuyu yıkacak, yanlış kavramları düzelteceğine inanıyorum. Örneğin: Menstruasyon döngüsünün "hastalık" olarak adlandırılması günümüze kadar gelmiştir. Yazar bu kısmı o kadar güzel anlatıyor ki
Yankılandı ses buradayım diye
Uğultularca söylendi
Yetmedi yazıldı
İletildi, silindi
Tekrar tekrar yazıldı
Okudun, okudum, okuduk
Yetti artık dedik tepindik
Dursun artık, durun
Kapattım kulaklarımı
Kalbimi duruladım
Söyle şimdi, burada mısın yine
Buradayım diye yankılandı ses
Sızladı içimiz tekrar
Uzatamıyorum elimi
Kırıldı kolum, hevesim