gerekiyordu. bekçi on her tur eğlenceden uzak tutuyordu. Ka ğu, yaşama ümitle baktığı genç kızlık hayatimin veren hatıralar, Orradnaya'da Nicolas'la birlikte g gilerini de kaybetmisti. En sık aklıma gelen ve onan dönemin bir gununü bile geri getirmek için neler verme sonbahar avları, av, dayı ve Noel Yortusu haturals bir daha yaşayamayacağı önsezisi onu yanıltmamıştı . A dönemdeki her türlü eğlence için özgür ve hazır olma hali Ama buna benzer bir dönem sonsuza kadar olmayacakuG
Eskiden düşündüğünün aksine herkesten, dünya üzerin deki herkesten daha iyi olmadığını, daha kötü, çok daha kötü olduğunu düşünmek hoşuna gidiyordu. Ama bu ye terli değildi. Bunu biliyor ve kendi kendine, "Peki başka?" diye soruyordu. Ama baska bir şey yoktu. Hayatta hiçbi mutluluk kaynağı yoktu ve hayat geçip gidiyordu. Narasa görünüşe göre kimseye yük olmamaya, kimseye engel olma maya çalışıyor ve kendisi için hiçbir şey istemiyordu. Evdeki herkesten uzak duruyor, sadece kardesi Petya'nın yanında kendini rahat hissediyordu. Onunla olmayı diğerleriyle ol -
maktan daha çok seviyordu; bazen onunla baş başayken yüzü gülüyordu. Evden neredeyse hiç çıkmıyordu ve onlara gelen misafirler arasından da sadece Piyer'i görmek hoşuna gidiyordu. Ona karşı Kont Bezuhov'dan daha hoşgörülü, daha özenli ama bununla birlikte daha ciddi davranabilecek kimse olamazdı. Nataşa bu hoşgörüyü bilinçli olarak his-
setmese de onunla birlikte olmaktan büyük zevk alıyordu.
Ama bu hoşgörüsünden dolayı ona müteşekkir de değildi:
Ona Piyer için yaptığı hiçbir şey için özel bir çaba harcamı-
yormuş gibi geliyordu.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
On dört kişi, çoğumuz birbirine yabancı,
diz çöküşünü seyrediyoruz Sonya'nın,
sokak ortasında vurulan Petya'nın yanına.
Oğlanın iki bozukluk gibi parlayan gözlüğünü kaldırıyor,
burnunun üstünde dengeliyor.
Bu ana dikkatle bakın
-nasıl sarsıldığına-
Kar yağıyor ve köpekler sıhhiyeciler gibi koşturuyor
sokaklarda.
On dördümüz seyrediyoruz:
Sonya oğlanın alnını öpüyor-çığlığı
gökte açılmış bir delik, bankları parlatıyor, sundurma
ışıklarını.
Sonya'nın açık ağzında
çıplaklığını görüyoruz
bütün bir ulusun.
*
Herkesin yüzünde aynı hayranlık ve coşku ifadesi vardı.
Petya'nın yanında duran satıcı bir kadın hıçkıra hıçkıra ağlıyordu, yanakları yaş içindeydi. Gözyaşlarını parmağıyla silerken bir yandan da, "Atamız! Meleğimiz! Babamız! " diyordu.
Sayfa 104 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 2.cilt·Kitabı okudu
Benim rüyamda ise sesler sanki cennetten geliyor. En önemlisi de müziğin sesini dinlediğim gibi kısıp açabiliyorum. Savaş ve Barış'ta Petya Rostov'un başından da böyle bir şey geçiyordu uyukladığı sırada. Bana onu hatırlattı. Lev Tolstoy harika bir yazar.