yusuf

yusuf

, bir kitap okudu
Puan vermedi·249 syf.·
737 günde okudu
·
2025 1. kitabı
Thomas More
8/10 · 24,7bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
'İmkansız olan şeyleri kovalamak deliliktir. Fakat kötü insanların bunu yapmaması da imkansızdır.'
Sayfa 48
Alıntı
İçimizdeki içsizlikler
-Ne hissetmem gerektiğini bilmiyorum. Bu benim tercihim değil. Sanki bir zorunluluk ve bu karmaşıklık sanki prangalanmış bir suç gibi geliyor üzerime. Ne diyorsun usta bu işe? -Hissiz olmak kolay. Her şeyi önemsemekse cesaret ve ahlak ister. Doğduğumuz dünya böyle, her şeyin mahvolduğunu fark etmekten başka çaremiz yok. -Bana korkak mı diyorsun yani? Sırıttı. Kötü biri değildi galiba bana göre ama sırıtınca ondan nefret ediyordum. Sanki o suratın altından gizlice küfürler ediyordu anlamadığımı zannediyormuş havasıyla. Nefes aldı: -Korkak değilsin ama yürürken de cebinden ekmeğin eksik olmuyor. Anlam veremedim saçmaladığını düşündüm. Daha fazla sinirlenmeye başladım ve hışımla eşyalarımı alıp kalktım. Arkamdan: -Yavaş ha ceplerindekileri düşürme. " diye seslendi Acaba ben gerçekten korkak mıyım? Ya da ahlaklı biriyim de sadece korkaklığım mı öne çıkıyor mecburen? Düşünmek her zaman öldürüyor beni. İyi kötü ama rahatsız edici değil. Madem ben bir korkağım, neden etrafımdaki cesur insanlar benle beraber bu yolda? Ya hepimiz cesur birer hayat abidesiydik ya da benim gibi korkaklık yaftasını sırtına almak zorunda kalmış bir grup zebra. Oysa ben bilirdim ki düşünmek Uçkuru bir nehirin ortasında Hayatlarımız uğruna debelenmektir. Demek bunun için ha! Bütün bu gürültü bu vurdumduymaz tavırlar buna demek ha! Korkaklığınızı daha suya girmeden çıkarıp kenara asmak demek! Sizin hiçbir zaman cesaret namına bir parçanız yoktu demek! Madem öyle neden benimle aynı yolda gibi davrandınız? Ahlaksızlığın en büyüğü değil midir kandırmak, yalan? Demek hepiniz korkak ve ahlaksızdınız ha? Demek bu yüzdendi bu sırıtmaların beni irite ediyor olması! Neredesiniz ey yalancılar Şimdi hesaplaşma vakti Benliğinize pelesenk ettiğiniz cesaret kölelerini İçimdeki bu umarsız öfke ile
yalanlarımız
Kalabalığın arasından hızlıca sıyrıldım. Etrafıma bakmak dahi sıradan geliyor artık bu yüzden ne kimsenin yüzüne suçlayıcı bir bakış bırakacağım ne de gürültünün içine bir ses de ben katmayı tercih edeceğim. Yalın bir yürek olarak kalacağım bu kalabalıkların çölünde bugün.Yüzümden birkaç tilkiyi sildim sabahın bulutlu çehresi eşliğinde. Bunu kalabalıklara ihtiyaç duymadan, onların isteklerine kulak asmadan yaptım. Tıpırtılar başladı yağmurla beraber. Beklenmedik değildi ama yağmurun yağması hiç hoşuma gitmedi bu sefer. Kalabalıklar bir sağa bir sola kaçtılar. Orta yerde bir ben bir de yankılar kaldık. Hemen kendimi bir otobüse attım. Aslında her zaman bindiğim buydu fakat bugün içimdeki iğdiş bahara sığamadığım farklı bir gündü ötekilerden. En arka koltuğa geçtim. Buranın saçma şekilde müdavimi ne idüğü belirsiz bir adam hep burada olurdu ve durmadan benimle konuşurdu. Daha doğrusu o konuşuyordu, ben de önemli olduğunu anlattıklarından bağımsız kabul ediyordum susması için. Yine başlamıştı anlatmaya. Gündelik hayatı,çok sevdiği bir işi olduğu ha bir de bu otobüse her bindiğinde onun için önemli olan bazı yerlere bakıp anılarına üzüldüğünü falan filan. Sahi ya, onu ne kadar da dinlemeyi istemiyordum. Konuşmaya ısrarla devam ediyordu. Sonunda sinirlendim. Ben bir kalabalığın sesleri içinde kaybolmak istiyordum, yalnız bir kalabalığın değil. -Biliyor musun, aylardır anlattıklarının hiçbirini dinlemedim. Hatırlamıyorum ne konuştuğunu eve döndüğüm zaman. Bir anda sustu. Herkes sustu. Bütün kalabalıklar. Bir kahkaha yükseldi ardından, iğrenç ama bir o kadar da kin dolu bir kahkaha. -Ben de bir itirafta bulunacağım. Ha ha. Aslında sana anlattığım her şey yalandı. İşimden nefret ediyorum, benim için hatırlayacağım güzel hiçbir anım yok. Ben de gülmeye başladım. Bütün
Edebiyat