Puan vermedi·40 syf.··
2026 58. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 00:13
Diğer kitaplarından farklı olarak bu kısacık kitabında yazarın kısa bir röportajı yer alıyor. Yazarın eserlerini gece boyu yazdığını düşünürdüm, yanılmışım. Tüm eserleri serin ve dingin sabahların mahsulüymüş. İstanbul halkını bu kadar iyi gözlemlemesine rağmen adadaki evini, sükunetini her şeye tercih edip, İstanbul’a geçtiğinde ruhu daralırmış. Ama ona rağmen gördüğü şeyleri unutmayıp bire bin yazmış… Bir de Gürpınar’ın, yazar Pierre Loti hayranı olması beni etkiledi. Onda ne bulduğunu biliyorum…Hatta onun için diyor ki: “Ben de onun gibi mezarlardan hoşlanırım. Dünyada en çok sevdiğim ağaç servidir ve en beğendiğim manzara da kabristanların loş, sessiz ve insana dünya ile ahiret arasındaymış gibi bir his veren manzarasıdır.” Ben de onlar gibi bundan hep çok hoşlanmışımdır…
Meyhanede HanımlarHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,532 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2026 00:08
Güzel bir kitabı daha bitirdim. Bu kitapta kişiler gerçek, yaşananlar ise kurgu. Olaylar 1868 Fransa'sinda ve 1888 İstanbul'unda geçiyor. Karakterler Sarah Bernhardt ve Şemsettin Efendi. Biraz karakterden bahsediyim. Şemsettin Efendi, Şemsettin Mola ya da Sarah'ın deyimiyle Şems veya Şemsi. Şemsettin Efendi derken O'nun doktorluğunu, Şemsettin Molla derken de müderris eğitimi almış kimliği vurgulaniyor. Ailesinin isteğiyle din alimligi oluyor. Kendi isteğiyle ise Fransa'da tıp okuyor. Gerçek bir karakter. Meşrutiyetçi.Ailesi zamaninda üst düzey bürokrasi görevlerinde bulunmuş.Şemsi, yazarın babasının dedesi kendisiymiş bu arada. Sarah Bernhardt dünyaca ünlü Fransız bir tiyatrocu. Heykelle, plastik sanatlarla uğraşmayı seven bir sanatçı. Özel hayatıyla o dönemde çok dikkat çekmiş, evinde egzotik hayvanlar besleyen, başına buyruk bir kadın. Döneminde giyimiyle modayı da etkilemiş.Zamanında kendisi kitap da yazmış. Onun biyografisi de yazılmış . Osman Hamdi Bey(Kaplumbağa Terbiyecisisi'nin ressamı), Şemsi'nin arkadaşı. Konusu ise: 1868 yılında Sarah Bernhardt oynadığı oyundan sonra sevenlerinin çiçeklerini alıyor,onlari selamlıyor. Aldığı çiçeklerden birinde ise ipe tutturulmuş bir amber yüzük bulunuyor. Şemsi ile tanışması,birbirlerini tanimalari bu akşamdan sonra geçen günlerde oluyor. Yıllar sonra tekrar 1888'de dünya turnesine Sarah İstanbul'a geliyor. Aradan geçen yirmi yılda olanlar ve yirmi yıl sonra yaşananlar, dönüm noktaları, kelebek gibi zamanda kararlarının ve kisiliklerinden dönüşüm geçirmeleri anlatılıyor. Kitapta Pierre Loti, Viktor Hugo de arada az da olsa anlatılıyor.
Sarah ve ŞemsiNilüfer Kuyaş · Sia Kitap · 2024524 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·208 syf.··
2026 10. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 01:02
Yann bir daha geri dönmedi, onu çok sevdiği deniz kendisine aldı. Matmezel Guan'ın Yann'dan sonraki buhranlı hayatını hayal ederek üzüntü ile uyuyorum. Tatlı bir öyküydü, Dünya klasiklerinin arasına serpiştirilir.
İzlanda BalıkçısıPierre Loti · Can Yayınları · 2020984 okunma
8/10
·192 syf.··
2026 43. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2026 22:32
Bu kitap kesinlikle sadece bir roman değil, eski İstanbul’un o puslu, hüzünlü sokaklarında yaptığım bir zaman yolculuğu gibi. Kitabı bitirdiğimde üzerimde bıraktığı o yoğun melankoli hissini tarif etmek gerçekten güç. ​Kitabı okurken kendimi 1870’lerin İstanbul’unda, Eyüp’ün sokaklarında ya da Boğaz’ın serin sularında geziniyormuş gibi hissettim, zaten İstanbul'u bilenler de bilmeyenler de Pierre loti'nin İstanbul için ne kadar önemli bir isim olduğunu bilir. Tam olarak bu nedenle İstanbul'dan ne derece aşkta bahsettiğini tahmin edebilirsiniz. Loti’nin, kitaptaki adı Arif bu arada. Adam zaten kendini Türklüğe adamış müslümanlığa adamış, çevresindeki insanlarda ona Arif ismiyle sesleniyormuş, bir yabancı olmasına rağmen bu topraklara duyduğu o derin aidiyet duygusu inanılmaz gerçekten. Loti aşık olduğu Çerkez güzeline olan duygularını yazmış, ​ama aslında hikaye, imkansız bir aşktan çok daha fazlasını anlatıyor, bir adamın kendi benliğini bir başka kültürde, bir başka dilde ve en nihayetinde bir kadının gözlerinde aramasını izliyoruz. Aziyadenin o gizemli, hüzünlü ve sessiz varlığı, kitabın her sayfasında bir gölge gibi sizi takip ediyor. Ablasıyla olan mektupları, kendi kültürüne olan yabancılaşması cidden okumaya değer. Ama bu kitabı herkesin seveceğini düşünmüyorum. Daha önce Yeşil Cami adlı kitabında da benzer şeyleri okuyup sevmiştim. Çünkü tasvirler o kadar canlı ki nargile dumanının kokusunu, ahşap konakların gıcırtısını ve eski İstanbul'un imrenilen o havasını soluyabildim. Loti’nin Eyüp sırtlarındaki o meşhur kahvede oturup Haliç’e bakarken hissettiği o yalnızlığı, kitabı kapatınca hissettim sanki. Bir arkadaşım Doğudaki Hayalet devam kitabı olduğunu söylüyor, ama bir kurgu esere göre çok farklı bitti, muhtemelen ilerleyen günlerde okuyup göreceğim.. keyifli
Edebiyat
AziyadePierre Loti · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20211,223 okunma
7/10
·84 syf.··
2026 54. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 26 Mart 2026 09:55
Kitap adını Bursa'da bakımları yapılan yaralı ve yaşlı leyleklerin bulunduğu evden alıyor. İlk yazıda da buna yer veriliyor. Bursa'yı seven ve oraya yerleşen Fransız konsolosun arazisinde baktığı leylekler ve çevresi anlatılıyor. Aynı zamanda bursa esnafının para toplayarak bakıma muhtaç durumdaki hayvanlara nasıl yardım ettiği belirtiliyor. Buna ek olarak, eski konsolos G. Baille'ın Türk kültürüne karşı duyduğu ilginin altında aslında bir küçümseme olduğuna dikkat çekiyor Ahmet Haşim. Tıpkı Pierre Loti'nin eleştirildiği gibi. Türk insanını öyle bir küçümsemişler ki, en ufak bir şeye bile abartarak ilgi gösterebiliyorlar, diyor. Buna karşı bir tutumum yok. Oryantalizm her zaman var olacak nihayetinde. Kitaptaki diğer yazılar da Ahmet Haşim'in o dönemi ve çeşitli olayları anlatmasıyla alakalı. Bazen bir sinemadan söz ediyor, bazen devrin bir karikatüristinden, bazen kadınların giyiminden. Elbette 100 yıl evvelde yazılan yazıları bugünkü kafayla yargılamak yanlış olur. Fakat Ahmet Haşim'le zıt düşündüğüm noktalar olmadı değil. Mizahı ve güldürüyü şaklabanlığa indirgemesi bunlardan biriydi mesela. Veyahut kadınların açılıp saçılmalarına takması. Sonuç olarak okumaktan keyif aldığım bir kitap oldu. Ahmet Haşim Gurebahane-i Laklakan
1000Kitap
Gurebahane-i LaklakanAhmet Haşim · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20242,028 okunma
“AZİYADE”
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 01 Mart 2026 13:58
Aziyade, Fransız deniz subayı Pierre Loti’nin Osmanlı topraklarındaki görevi sırasında yazdığı ilk kitaptır. Çok eski bir kitap bu aynı zamanda (1879). Orijinali Fransızca dilindedir (Aziyadé); kitap daha sonra önce Osmanlı alfabesiyle yayınlanmış, son olarak da Cumhuriyet döneminde Latin harfleriyle modern Türkçeye aktarılmış. Kitaptan önce ben biraz yazardan bahsetmek istiyorum. İstanbul-Eyüp Sultan’da müthiş manzaralı Pierre Loti Tepesi’ne ve bir Kafe’ye adını veren bu insan, aynı zamanda bir yazardır. Görev yıllarında Fransa’dan Türkiye’ye gelir ve Eyüp’te yaşamaya başlar. Türk dünyasına hayranlığı nedeniyle kendi ülkesi ve Batı tarafından karalanır (hatta Nazım Hikmet gibi bazı şairler onu casus olarak da görmüşler, bkz. onun ‘Şarlatan Pierre Loti’ adlı şiiri). Neyse, Milli Mücadele döneminde Anadolu’daki direnişe destek vermesi ve kendi ülkesi Fransa’ya ağır bir dille eleştirmesiyle bizim ülkemizin ilgisini kazanmış. Asıl adı Louis Marie Julien Viaud olan Loti, daha sonra adını değiştirerek ‘Arif Ussam Efendi’ olarak ülkemizde yaşamış. Bu kitapta da Loti’nin Türkleşmesine şahit oluyoruz. Pierre Loti’nin Türkçemizi öğrenme çabaları, okurken tebessüm ettiren satırlardı. Tabii bunda en büyük etken, kitapta adı geçen bayan kahramanımız olmuş. Kitabın konusuna geçersek; bir İngiliz savaş gemisiyle 1876’da Selanik limanına gelen roman kahramanı aracılığıyla yazar, kendi yaşam öyküsü ile kurmaca arasında bu kitabı yazar. Orada Çerkez kızı Aziyade’yi görür ve aşık olur. Selanik’te başlayan ve daha sonra İstanbul’da devam eden bu ilişkiyi, gün gün ve mektuplar tadında okuyoruz. Aynı dili konuşamayan, ama aynı kalp dilini konuşan bu iki insan ve bir de aralarında Türkçe–Fransızca Çevirmen Samuel vardır, Loti’nin en güvendiği insan. O sadece bir Tercüman değil; ilişkinin
Tarıh edebiyat Anı mektup günlük
AziyadePierre Loti · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20211,223 okunma