Yüreğinde büyük bir kırgınlık hissetti.. Pencere camındaki bir çatlak, doğramadaki bir çizik, kırılmış bir çay bardağı ya da bükülmüş bir kaşık gibi.. Başa çıkabileceğinden daha büyüktü..
Her insan bedeninin çürüyeceğini bilir ve bundan korkar” dedim. “Ama çoğu insanın ruhu gövdesinden önce çürür; nedense bundan kimse korkmaz!” “Bunu niçin söylediniz şimdi?” diye sordu. “Kardeşim ve benim için” dedim. “Ama inan bana, insanların çoğunun ruhu, bedeninden önce çürür.”
Çağımıza uymak zorundayız palavrasına da hiç mi hiç inanmıyorum. Eğer yaşadığım çağın en yüce ideali köşeyi dönmekse; eğer yaşadığım çağ toplumsal adaletsizlik üstüne kuruluysa; eğer yaşadığım çağ inandığım her şeyi yadsıyorsa; eğer yaşadığım çağa bayağılık ve çirkinlik egemense, ben böyle bir çağa neden ayak uydurmak zorunda kalayım?
Her gün yeni baştan yaşamak mümkün olacak mı dersin ? Bir gün öncesine korkak bir bezirgânlıkla sarılmadan yaşayabilecek miyiz? Yoksa yarından korktuğumuz için, düne köle gibi bağlanacak mıyız? Yaşarsak göreceğiz. Yaşamaktan korkmazsak göreceğiz . Ve bu dünyaya göstereceğiz…