Kendi kendinin ayrı bir varlık olarak bilincinde olması, yaşam süresininin kısalığını, kendi kararıyla doğmayıp belki sevdiklerinden önce,belki onlardan sonra, ama kendi isteği dışında öleceğini bilmesi, yalnızlığının ve ayrı olmasının farkındalığıyla doğal ve toplumsal güçler karşısında çaresiz kalışı, insanın ayrı ve kopuk yaşamını çekilmez bir hapishaneye çevirmektedir. Eğer insan, bu hapishaneden kurtulup dışarı çıkamaz, kendisini dış dünyayla, bir başka insanla ya da düşünceyle bütünleştiremezse çıldırır.a
Dalgın gibiydi sanki, hatta epeyce bir dalgın gibiydi: Dinliyor ama duymuyor, bakıyor ama görmüyor, gülüyor ama neye güldüğünü kendi de anlamıyor gibiydi. Doğrusu, oldukça tuhaftı durumu.
But she’d been feeling lonely. And though she’d studied enough existential philosophy to believe loneliness was a fundamental part of being a human in an essentially meaningless universe, it was good to see him.