Uçan gençliğim, şehvet ve hayal!
Bir soyguncudur
zaten zaman,
harmanisi sırtında
Küllerini savurur, hızlı yaktığı aşkların
Çaldığı kalplerin boşluğunda yaralı bir hatıra
Gözden çekilen iki damla pırlanta, hokkaya
Mutluluğu kafesine kapadım odamda, zamanla
Göbeğim çatlıyor, gülerken
Kirli Eylül '91
İşte mucizeler böyledir, dedim kendi kendime, hepsi yanılsamadan ibarettir. Bir an gözümüzü boyarlar, su birikintilerini pırlanta, delik deşik sokağımızı cennet yolu sanırız.
Uzun ve yavaş giden kabul kuyruğuna girdiler. Nisa Hitlerle karşı karşıya geldiğinde Hitler onu tanıdı. Birkaç gece önce Die Walküre'yi seyrederken diplomatlar locasında oturan Nisa'nın kusursuz profili dikkatini çekmişti. Şimdi de karşısında görünce onu 'güzel profilli kadın' olarak hatırladı.Belladona damlatıp parlaklaştırdığı gözleriyle Nisa'nın gözlerinin içine uzun uzun baktı. Sonra eğilip elini öptü ve "Berlin'e hoş geldiniz prenses hazretleri" dedi. Annem gördüğü iltifattan gurur duymuştu. Çünkü Hitler önden giden hanımlardan hiçbirinin elini öpmemiş yalnızca başını hafifçe eğip ellerini sıkmıştı herkes Führer'in bu kadar ilgi gösterdiği gümüş lamé Chanel tuvaletle pırlanta taçlı güzel kadının kim olduğunu merak ediyordu.