İnsan kendisini böyle hemen bulsaydı, dünyanın yaratılışından bugüne, bu kadar kan dökülmezdi. Insan kendini anlamayı başardı sadece, sonradan pişman olsa da...
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
* Benim özgürlük tanımım, insanın kendi dürtülerine ve arzularına denetim koyabilme ya da onları kontrol edebilme yeteneğiyle ilgilidir. Kendi ezberlenmiş tutsaklıklarımızdan kurtulmalıyız.
* Bilinçle yapılan tercihlerde insan pişman olmaz öğrenir.
..çünkü bu öfkeli gece mesajları en gerçek olanlardı ve bana doğruyu söylemenin yasak olduğu, doğruyu söylersem cezalandırılacağım öğretildiği için onları yazdığıma pişman oluyordum.
"ale..."
"yapma. bunu olduğundan daha fazla bir şeymiş gibi görme." sesinde hafif bir titreme vardı. "tek bir randevu istedin, ben de seni geri çevirmedim. ama hepsi bundan ibaret."
"bir anlamı olmasaydı şu anda yüzüme bakabilirdin." gözüm artık tabağımdaki yemeği görmüyordu, iştahım çoktan kaçmıştı. "kendimize ya da birbirimize daha fazla yalan söylemeyelim. bu kadarını hak ediyoruz."
"ne dememi istiyorsun bilmiyorum." yüzü hayal kırıklığıyla dolarken ellerini kaldırdı. "öpüşmekten hoşlandığımı ve pişman olmam gerekse de olmadığımı mı söyleyeyim? iyi, tamam. öpüşmek hoşuma gitti ve pişman değilim. ama bizim sorunumuz hiçbir zaman fiziksel çekim olmadı ki. sana baktığımda..." sesi çatladı. "...herkesten daha çok sevdiğim kişiyi görüyorum. seni sevdiğim kadar kimseyi sevebileceğimi sanmıyorum. sana verdiğim her şeyi kalbimden gelerek verdim çünkü birlikte olmadığımız bir dünya hayal edemiyordum."
o konuşurken içimi parçalayan acı görüşümü bulanıklaştırdı.
"şimdiyse o dünyada yaşıyorum ve çok korkuyorum." çenesi titriyordu. "sensiz nasıl yaşayacağımı bilmiyorum, dom. on yıldan uzun süredir başka kimseyle çıkmadım ama... ben..." sesi artık fısıltıdan ibaretti. "...yine de sana daha fazlasının sözünü veremem."
konuşmaya çalıştım ama ne zaman bir cevap bulsam dilimin ucundan kayıp gidiyordu. sadece oturup kalbimin paramparça oluşunun sesini dinleyebildim.
"bir şeyleri iyileştirmeye uğraştığının farkındayım. brezilya'ya gelmek için, burada yanımda olmak için nelerden vazgeçtiğinin de. sana gerçekten minnettarım. fakat şu anda sahip olduğumuz şeyden daha fazlasına hazır değilim." yanağından yalnız bir gözyaşı süzüldü. "kalbimi kırdın ve bunu görmedin bile."
daha önce acı çektiğimi sandıysam fena yanılmıştım. kırık kemikler ya da koruyucu annelerimin kırbaçları,