Puan vermedi·244 syf.··
2025 22. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2025 15:04
Knut Hamsun’ın Açlık romanı ile George Orwell’in Paris ve Londra’da Beş Parasız adlı eseri arasında birçok ortak tema bulunuyor. Açlık romanına benzettiğim için, Orwell’in bu eseri beni en az onun kadar etkiledi. Açlıkta, Andreas’ın yaşadığı fiziksel açlık; zamanla içsel bir çöküşe ve psikolojik tutarsızlıklara dönüşür. Gururu nedeniyle yardım istemekten ve iş bulma çabasından kaçar. Bu içsel çatışmaları derinleşir, zihni açlıkla birlikte gerçeklikten uzaklaşmaya başlar. Zamanla hayaller ve halüsinasyonlar arasında kaybolur. Orwell ise, hem Paris’te hem de Londra’da yaşadığı yoksulluğu anlatırken, plongeur (bulaşıkçı) olarak geçirdiği uzun ve bitmek bilmeyen çalışma saatlerini ve açlığı bir araya getirir. Bu durum, eser boyunca sosyal sınıflar arasındaki mesafeyi derin bir şekilde vurgular. Orwell yalnızca kişisel deneyimini değil, toplumsal analizleri de anlatısına dahil eder. Her iki eserde de "onurlu bir yoksulluk" temasına odaklanılır. Hamsun’ın romanında Kristiania sokakları, Orwell’in eserinde ise Paris ve Londra sokakları; şehirlerin bireyi nasıl paramparça ettiğini okuyucuya derinlemesine hissettirir. Bu cümleler sizi öylesine içine alır ki, karakter kadar siz de kendinizi aç ve bitkin hissedersiniz. Hamsun, bireyin içsel dünyasını ve varoluşsal sıkışmışlığını anlatırken, Orwell aynı deneyimi kent merkezli bir bağlamda ve kolektif empatiyle ele alır. Bu iki kitabı birbirine benzetmemin nedeni de budur. Bu yüzden ikisini birlikte inceleyerek çarpıcı yönlerini aktarmak istedim. Ancak bir önerim var: Bu iki eseri üst üste okumayın. Cümleleri insanı gerçekten acıktırıyor; ama karakterlere duyduğunuz saygıdan dolayı, o açlık hissiyle lokmalar boğazınızdan geçmez hale geliyor.
Paris ve Londra'da Beş ParasızGeorge Orwell · Can Yayınları · 20248bin okunma
“Plongeurler”
Puan vermedi·244 syf.·
2025 20. kitabı
“Böyle anılar insanın yüreğinde sonsuza dek kalır; tıpkı solmuş bir çiçeğin kokusu gibi”(s.44) George Orwell ‘ın 1933 yılında yayınlanan ilk romanı olan Paris ve Londra'da Beş Parasız yazarın yaşantısından edindiği deneyimlerini sayfalarına aktarıyor. Paris ve Londra’daki yoksulluğunu kaleme alan açlığın ve sefaletin içindeki yaşadığı anıları anlatırken bu durumun oluşturduğu yoksunluğu da irdeliyor… Kitabın bazı yerlerinde Knut Hamsun ‘un Açlık kitabını mı okuyorum acaba dedirtti. Açlık kitabındaki baş karakter Andreas gazeteye makale yazarak sefaletle mücadele eden bir karakterdi. ”Kaydolurken mesleğime "gazeteci" dedim.” (s.224) kısmında selam çakmış gibi. Açlık kitabında dibine kadar yoksulluğun ve hayallerinden vazgeçmeye varan hayat hikayesini iliklerime kadar hissetmiştim. Orwell açlığın ve sefaletin ön planda olduğu bir hayat sunarken penceresinde daima hayallerinden vazgeçmeme hissini diri tutuyor. Azimle dolu hayatta kalma serüvenine dönüştürüyor. İnsanın içinde ne olursa olsun, ümitsizliğin yeri olmadığını anımsatıyor. Paris’ten başlayarak Londra’nın berduşlar evine sürüklenen yaşam öyküsü, lüks hayatların yaşandığı şehirlerin arka sokaklarında yazarın Paris’te hayata tutunmaya çalışmasıyla başlıyor. Dönemin alt sınıfının neler yaşadığını çok iyi irdeliyor. gerçeğiyle kurmacasını enfes betimlemelerle anlatıyor. Eserde karşılaştığı karakterlerin ümitsizlik anında dostluğun, hayata bağlılığın ne kadar önemli olduğunu vurguluyor. Karakterlerin açlık durumundaki hal ve davranışlarından topluma dair verdiği sosyolojik tespitleri tabiri caizse ”açın halinden, aç anlar” anlatır dedirtiyor. Tarık tufan bunu “Sınanmadığınız bir acı üzerine konuşmak, her zaman kolaydır.” diye tanımlar, Shakespeare’de __"İnsanlar yalnızca, kendilerinin hissetmediği acıları çekenleri teselli
Düşünce
Paris ve Londra'da Beş ParasızGeorge Orwell · Can Yayınları · 20248bin okunma
Reklam
"Paris ve Londra'da Beş Parasız"
9/10
·248 syf.··
2023 21. kitabı
Bu adamın “dahi” olduğunu daha önceden size söylemiştim değil mi? Yazarın okuduğum “Hayvan Çiftliği, 1984, Boğulmamak İçin, Kitaplar ve Sigaralar” kitaplarından sonra şimdi de “Paris ve Londra’da Beş Parasız” isimli kitabıyla birlikteyim. Tatilde yanıma almıştım ancak zaman yetmemiş okuyamamıştım ve işte şimdi yakın zamanda okumuş bulunuyorum. Beni en çok etkileyen kitabı 1984 isimli meşhur kitabıydı ve kitapta günümüzü, -gelirse- geleceği görmüştüm. Şimdi ise bu kitap ile yine aynı günümüz insanının ne hale getirildiğini anbean görüyorum çünkü anlatılan insanlar her şeyden önce benim, sensin, o yani biziz ve hepimiziz... Kitap sonuna yazdığım iletim şöyle; “Kitabın ismini kişisel fikrim ‘Fakirlik İronisi’ olarak değiştiriyorum. :) Daha egzotik bir son bekliyordum. -Çünkü bunu yapabilirdin sevgili Yazar!.. :)- Üslup sıcak, samimi ve yalın. Normal bir durum anlatıyormuş gibi sakin bir şekilde anlatılanlar aslında dehşet yaşantı ve olaylar... Burada bir ironi var, hatta birden fazla da ama empatisi de var mutlaka... Yine de Fransa’nın insanları eşek! gibi ağır şartlarda çalıştırması; İngiltere’nin yoksul kesimin acizliği ve yasalarla onları bilinçli bir şekilde berduşluğa/ evsizliğe sürüklemesi daha ağır bir son ve eleştiriyi hak ediyordu bence -yazar ironik anlatım ile yetinmiş bana göre-...” 26 Kasım 2023 Pazar günü/ Ev :) 22.43 Yeterli mi? Değil. Üzerine söylenecek çok şey var. İnsanları kuruşları tek tek sayıp yaşatma programlı bir düzenek... Kurgu mu peki? Hayır, bunlar yaşamın bakılmayan tarafının, hani şu çirkin, kirli, fakir, emekçi, ezilmiş insanların hayatı, istekleri de son derece makul; bugün de nefes almak... Benim dikkatimi çeken kitaptan kimi detaylar; Yoksulluğu gizleme yalanları, Kuruş hesaplanarak geçirilen hayatlar.. —Deha, dahi; ve işte bu
Edebiyat
Paris ve Londra'da Beş ParasızGeorge Orwell · Can Yayınları · 20248bin okunma
Bir doğa bilimleri meraklısının romanı.
7/10
·532 syf.··
Beğendi
·
2023 4. kitabı
Denizler Altında Yirmi Bin Fersah Jules Verne'nin 1870 yılında yayınlanan Dünyaca ünlü bilimkurgu romanıdır. Yaratıcı düşüncesi ve ileri görüşü ile bilinen Jules Verne bu romanında yine zamanının ötesinde bir hikaye kaleme almış. Zamanının doğa bilimleri ile ilgili geniş bilgi sahibi olduğu belli olan Verne, romanlarında bu bilgi dağarcığından oldukça faydalanmıştır. 1867'de Paris'te düzenlenen fuarda bir Fransız denizaltısı olan Plongeur'u inceleme şansı bulan Verne, bu olaydan ilham alarak Denizler Altında Yirmi Bin Fersah romanını yazmıştır. Bu roman her kesimden insana hitap edecek bir macera romanı olmasının yanında özellikle doğa bilimine meraklı olan kişilere ilginç gelecektir.
Modern Klasikler Serisi
Denizler Altında Yirmi Bin FersahJules Verne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201916,3bin okunma
Puan vermedi·248 syf.·
2022 49. kitabı
•Paris ve Londra’da Beş Parasız• Avrupa’nın 2 büyük şehrinde Paris’te ve Londra’da parasız kalan genç yazarın yoksullukla Mücadelesi anlatılıyor.Paris’te bulaşıkçılık (plongeur) yaparak geçinen yazar, çalışma şartlarının ağır olması sebebiyle memleketi Londra’ya gider ama burada daha ağır şartlar onu beklemektedir. Orwell modern insanın görmezden geldiği bir dünyanı anlatıyor işsizlik evsizlik açlıkla damgalanan bu dünyanın insanları izbe pansiyonlarda, barınaklarda yaşıyor. Hayata bir ucundan tutmaya çalışıyorlar. Yazar çarpıcı anlatımıyla görmezden gelinen o hayatı sorgulamamızı sağlıyor.
Roman
Paris ve Londra'da Beş ParasızGeorge Orwell · Can Yayınları · 20248bin okunma
Modern kölelik üzerine...
Puan vermedi·248 syf.··
2021 33. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2021 23:44
Paris ve Londra'da Beş Parasız... Açıkcası bu yazıyı kitabı incelemekten ziyade anlatılanlar üzerine zihin yormak adına yazıyorum. Kitapta bir hikaye anlatılmıyor, daha ziyade bir kesit ve bu kesitte karşılaşılan toplumsal -muhtemelen evrensel- bazı çürümüşlükler anlatılıyor. İki kısma ayırmak gerekir, evet doğru bildiniz, Paris kısmı ve Londra kısmı. Paris'le başlayalım... Yazar kesinlikle Paris'i daha çok sevmiş, oldukça belli bu. Paris'te plongeur dedikleri aşçı yamağı mı demeli, komi mi demeli, yoksa hiç kafa yormadan vasıfsız mutfak personeli mi demeli, o pozisyondaki işçiler üzerinden gidiyor yazar, onlar üzerinden Paris'in ayak takımının yaşamını inceliyoruz. Öncelikle şunu söylemek gerek, okuyanlar nasıl okudular bilmiyorum ama ben hiç de "Paris'teki ayak takımının hayatı ne zormuş, ne geçim dertleri varmış öyle" diye okumadım, 2021 Türkiye'sini hissederek okudum. Günlük geliriniz giderinizi karşılıyor ve o gelir için 15 ila 18 saat çalışıyorsunuz. Günün sonunda elinize geçen tek şey o günü de ölmeden, karnınız yarı aç yarı tok bitirmiş olmak. Vasıfsızlığın getirdiği fakirlik, fakirliğin getirdiği vasıfsızlıkla birleşip kısır döngü halinde ölene kadar devam edebilir, talihiniz yaver gitmezse, gidişe dur demezseniz. Hikayede yazar dur dedi. Daha mı iyi oldu? Londra... Paris'ten daha soğuk, daha katı, daha sıkıcı. İş bulmak zor ama aç kalmak daha zor. Çünkü burada kitapta "fıçı" diye bahsedilen çeşitli barınaklar var. Bir koğuşta 50-60 kişinin yerde yattığı ve ayda bir-iki gün kalma hakkınız olan, iki dilim ekmekle çay verilen yerler. İki günden fazla kalırsanız bir hafta hapis cezası alıyorsunuz. O yüzden çeşitli barınma evlerini dolaşarak, hepsinde bir iki gün konaklayan bir toplumsal sınıf ortaya çıkıyor: Berduşlar. Yine plongeurler gibi niye ve ne için
Paris ve Londra'da Beş ParasızGeorge Orwell · Can Yayınları · 20248bin okunma