8/10
·218 syf.··
Beğendi
·
2025 44. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 21 Mart 2025 00:00
Herkese Merhaba Bugün sizlere Metin Akdeniz kaleminden Soyut Refleks kitabının yorumu ile geldim Mart ayının sıradaki kitabı 2019 yılı basımlı 218 sayfalık bir kitap •Özgür; aşkını yaşamaya korkan ilk fırsatta kaçan cesaretsiz ama bir o kadar da hayalperest biridir. Zor şartlar altında yeşeren aşkına Ayten'e sahip çıkmayıp intikam duygusuna yenik düşmüştür. Ama bu bir yük gibi yıllarca sürecek, sırtında bir kambur gibi kalacaktır. Hayalperest tarafı ise gerçekle hayali ayırt edemeyecek durumdadır. “ses taşıyan su yüzlü çocuklar” ve Vergilius’un Ölümü adlı kitaptan “plotia” karakterinde olduğu hayali arkadaşları vardır. •İşyerinde tanışıp evlendiği Duygu, Özgür'ün yıllarca sırtındaki kamburun nedeni öğrenmiş. Peki tepkisi ne olmuştur? •Ayten tarafında durumlar nasıl, geçmişte yaşanan o acıyla bugüne kadar nasıl başa çıkmıştır? •Kader bu ya tam yirmi iki yıl sonra Özgür ve Ayten'i karşı karşıya getirir. Herkes hayatına kaldığı yerden devam mı etmiştir? Yoksa bir yüzleşme yaşanacak mıdır? •Şiirsel, felsefi, eleştirel ve sorgulayıcı anlatım, özlü ve etkileyici betimlemelerle sade ve akıcı bir eser. İnsanın kendi iç dünyasıyla yüzleşmesi, hayatın anlamı, varoluş, yalnızlık, aşk, ölüm gibi temaları işleyen, sadece bireysel bir iç yolculuk değil, aynı zamanda toplumsal bir eleştiriye de yer veren farklı bir kitaptı. Aşkın korkaklara bir beden büyük geldiği, intikam duygusunun bir ömre bedel olduğunu gözler önüne seren, hayal ile gerçeğin ayrımının önemine şahit olacağımız bir kitap. Yazarımızın kalemine sağlık Kitap ile ilgili düşüncelerinizi yorum bırakabilirsiniz Okumayı ihmal etmeyin im t u b i s ʚĭɞ
Soyut RefleksMetin Akdeniz · Herdem Kitap · 201917 okunma
8/10
·218 syf.··
Beğendi
·
2025 6. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2025 03:57
Kitap İnsanın içsel dünyası ve bu dünyada yaptığı zihinsel yolculuklar ile ilgilidir. İçerisinde Aşk pişmanlık intikam hayalperestlik ve kaygı bolca var ve okurken bunları hissedeceksiniz “Bir insan kendinden kaçıyorsa o insan hiç bir yere ait değildir” ÖZgür bir hayalperesttir “ses taşıyan su yüzlü çocuklar” ve vergilius’un ölümü adlı kitaptan ki “plotia” karakteri arada bir yanına gelip dertleştiği konuştuğu hayali arkadaşları vardır. Özgür küçük yaşta Ayten’e aşık olur Ayten başta özgürü istemez ama Ayten daha sonra özgüre aşık olur. Özgür ise Ayten onu başta istemediği için intikam almak ister Ayten’le beraber olur o sırada duygu ile nişanlanır. Ayten bu duruma çok üzülür ve kendine zarar vermek ister. Özgür de duyguyla evlenir. Daha sonra duyguyla ayrılır ve yıllar sonra Ayten’le tekrar karşılaşır ve Ayten’den (aslında geçmişinden) kaçar. Daha sonra tekrar Aysel’e aşık olduğunu anlar ve peşinden gider. Devamı kitapta
Soyut RefleksMetin Akdeniz · Herdem Kitap · 201917 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sanatın sınırları ve etkisi: Tortusu derin, şiirsel ve nitelikli edebiyat
10/10
·504 syf.··
Beğendi
·
2021 300. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 27 Eylül 2021 06:18
Yıllardır süregiden okuma serüvenim boyunca, edebiyat sanatında rast geldiğim en iyi eserlerden biri. Romalıların ünlü Aeneas destanının yaratıcısı ve Dante'nin İlahi Komedyası'nda ona cehennemi gezdiren şair Vergilius'un bilincinde üçüncü tekil şahıs anlatımıyla yazılmış ve çevirmeni (takdirleri hak eden) Ahmet Cemal'in 40 yılına mal olmuş, oldukça derin bir Varlık, Hiçlik ve sanat sorgusu şahaseri, ölüm metaforu altında. Önsöz deyişiyle; edebiyatta sanata yöneltilen en acımasız sorgulamalardan biri: Sanat neyi değiştirebilir? Temelinde eser; ağır hasta olan Vergilius'un Brundishum limanına varışından ertesi gün öğleden sonra Sezar'ın sarayındaki ölümüne kadar geçen 18 saati anlatır. Şairin saraya tahtarevanla taşınırken çevresinde gördüğü, zaman zaman iğrendiği halka sanatıyla ne verebildiği sorguları ile halkın burjuvalaşmış bu köylü çocuğuna verdiği küfürlü tepkiler, Sezar'ın doğumgünü şenlikleri ve şatafat, ilk bölümde dile getirilir. Ömrünün sonunda sürü dediği gerçek halkla ve sonrasında kendisiyle yüzyüze geliştir bu. Gecelerini verdiği şiirlerinin gerçek hayata etkisiyle başlayan sorgu, onu bir tür kaçışa, özlem dolu bir ölüme yolculuğa çıkarır, öyle ki, Aeneas destanı dahil tüm eserlerini yakıp yok etmek ister. İkinci bölüm; hastalığına karşın onu arkadan tutan demir bir el (metafor) desteğinde, dil,ses, imgeler arasında kaos, teselli ve güven, güzellik (her şeyi bilmemeye sarınıp aynı zamanda bildirim!), sanatçının görev sınırları, rastlantının adsız yalnızlığı altında Gerçeklik, Ölüm ve Yaradılış'a doğru gider. Ara duraklar ise, derin aşkı Plotia özelinde aşk, yazdığı Aeneas destanı mısralarında umut, kader ve çocukluğu içinde Sılaya Dönüş'tür. İlk 250 sayfayı kapsayan bu iki bölüm, dizinler boyu süren ağır (fakat çok anlamlı) tümceler ve içe işleyen
Edebiyat
Vergilius'un ÖlümüHermann Broch · İthaki Yayınları · 2012473 okunma
Bu İnceleme Değil, Bir Yol Hikayesidir
Puan vermedi·479 syf.··
Beğendi
·
2021 42. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 02 Ağustos 2021 13:06
Sıcaktı, bu kadar değil ama, henüz ateşler sarmamıştı dört bir yanı. Sadece ismi korkutucu başka bir kitaba başlıyorduk, başka bir klasiğe. Fazla bilinmeyen ama yine de modern edebiyatın en büyük klasiklerinden biri olduğu söylenen, her incelemede geçen üç cümlenin ikisinin kitabın zorluğu olduğu ve Ahmet Cemal’in 40 yılda çevirdiği, Dante’den sonra Vergillus’un en iyi erkek oyuncuya terfi ettiren ve adıyla sonunu belli eden bir kitaba. Taş mı taşıyacağız dedik ve başladık yürümeye, 3 önemli karakter vardı yukarıda bahsettiğim maceramıza ortak olan. Aeneis’in yazarı, Roma’ya bir köken veren adam Publius Vergilius Maro, Alman edebiyatının ben fazla tanımasam da – şu anda idrak ettiğim gibi en önemli isimlerinden birisi Hermann Broch ve bütün bunları çocuğu gibi gördüğü bu çeviriyle bize anlatan Ahmet Cemal. Bu yolculukta bunların hiçbiri geri planda kalamazdı bence. Suda başladı her iyi şey gibi bizim yolculuğumuz da. O hafif esinti, Vergillius’un bilincinden (ve altından) sakince ayrılarak, kıvrıla kıvrıla bize kadar uzanan, uzun (çok uzun) ahenkli cümleler, o müthiş renk uyumu ve şarkı söyleyen o naif köle adeta Vivaldi’nin dört mevsimindeymiş gibi hissetmemizi sağlıyordu. Her şey güzeldi, Augustus Ceasar’ın doğum günü gelmişti, Brundisium’a geliyorduk, yazılmış en görkemli eser yanımızdaki çantadaydı. Ama insanlar, dalga dalga insanlar, insanın olduğu yerde ne kalabilirdi ki böylesine mükemmel. Vergillius tahtırevanında ilerledikçe halkın arasında daha bir tiksindik insanlardan. Ama biz de insandık haliyle, kendimizi de sorgulamaya başladık büyük şairle birlikte. Her dakika daha fazla büyüleniyorduk yolculuğun bu kısmında; okuyor, duruyor, düşünüyor, sonra tekrar okuyorduk bir nakış gibi dizilen cümleleri. Önümüzde ne olduğunun farkında değildik, sudaydık henüz.
Edebiyat
Vergilius'un ÖlümüHermann Broch · İthaki Yayınları · 2012473 okunma