Poenunkuzgunu

Poenunkuzgunu
@poenunkuzgunu
"İnsan bir şey bekliyordu, sabahtan akşama kadar bekliyordu. Hiçbir şey olmuyordu. İnsan tekrar tekrar bekliyordu. Hiç bir şey olmuyordu. İnsan bekliyor bekliyor, bekliyordu, düşünüyor, düşünüyor, düşünüyordu. Şakakları ağrımaya başlayana kadar düşünüyordu. Hiç bir şey olmuyordu. İnsan yalnız kalıyordu. Yalnız. Yalnız."
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"İnsan, birkaç utanç verici tarihi başarısızlığın kendisini yıldırmasına izin verse de, hala özgürlüğüne inanmakta özgürdür. Gelip geçen zorluklara ve engellerle karşılaşan gizli güçlerine rağmen, kendisinin efendisidir. Saklı olan kısa vadeli güzelliğin, ulaşılabilir ve ortaya çıkarılabilir olan uzun vadeli güzelliğin kokusunu almaz mı? Bırakın şairin bulduğunu iddia ettiği, aşkın anahtarını da arasın: ona sahiptir. Tehlikeli şekilde yaşamanın ve ölmenin geçici duygusunun üstünde yükselmek, sadece kendisine kalmıştır. Bırakın bütün sınırlamalara rağmen, tüm varlıkların ve her şeyin acımasızlığına karşı, intikam için düşüncenin silahını kullansın, ve bırakın bir gün mağlup olduğunda – ancak dünya, dünya olarak kalırsa mağlup olacaktır – üzerine boşaltılan kasvetli kurşunları, bir selamlama salvosuymuş gibi karşılasın."
" ESTRAGON – Ne hoş yer. Güzel manzara. Hadi gidelim. VLADİMİR – Gidemeyiz. ESTRAGON – Neden? VLADİMİR – Godot’yu bekliyoruz. ESTRAGON – Ha! "
" Siz bana dökümcü Niko, diyorsunuz, İzzet'in yaylı arabasının yanında çok güzel bir duruşum var günün evlerini geçiyorum şimdi kendime iyilikler söyleyerek tane tane sokaklar bırakıyorum arkamda birinde bir kedilik olan, birinde bir sokak lambası sallanan sokaklar bırakıyorum ben ben deyince bir daha ben demek istiyorum, mutlu oluyorum böylece sanırım Argos'a çıktıklarından bu yana Fenikelilerin yapayalnız bıraktılar beni. doğrusu bir yaz günüydü, kıyılarımız pek güzeldi artık gözlerin bin türlü sudan, bin türlü zamandan öyle bir koyulaştılar ve alnım bembeyazdı ve boynum çok uzundu bu çakıllar akardı o zaman, bu şehirler toz bulutuydu ben işte çok yaşadıysam, ben böyle hep yaşadıysam bu ölümsüz bir yalnızlıktan, bu ölümsüz bir yalnızlıktan diyorum. siz bana dökümcü Niko, diyorsunuz insanları tanımlıyorum ben, ölçüm o insanların iyiliklerinden şehirleri tanımlıyorum ben, ölçüm o şehirlerin büyülerinden söze uymayan bir şeyim, tanrıya uymayan bir şeyim de ondan oydum ki derim: İzzet'in atları var ya, koşumları ne güzel sanki onlar İo'yla Fenikeli kaptanın sevişmesinden bir güzel koşumlardı, gittikçe çoğalırlardı sonra bir düşünürdüm ki, hangisi benim bu cümlelerin hep aynı cümlelerin: İzzet'in atları var ya, koşumları ne güzel sözgelimi sabahları olmayacak balıkları satan Madam Hayguhinin kendini görmek için yerin ve göğün kar tutmasını bekleyen Madam Hayguhinin ıslak bakışlarını durmadan yer değiştirirkenki ve kanından rengine akan bir tramvay gibi sanki bir anlatımı olabilir mi dersiniz İzzet'in atları var ya, koşumları ne güzel olabilir mi? "
" Pelteleşmiş beyninizde kirden parlayan bir kanepede yan gelip yatan semiz bir uşak gibi hayal kuran düşüncenizi, kanlı bir yürek parçasıyla tedirgin edeceğim, dalga geçeceğim, geberesiye küstah ve zehir dilli. Tek bir ak saç yok ruhumda, yaşlılığın çıtkırıldımlığı yok onda! Dünyayı bozguna uğratarak sesimin gücüyle yürüyorum - yakışıklı, yirmi iki yaşında. Çıtkırıldımlar! Kemana yatırırsınız aşkı siz. Kabalar, onu trampete yükler. Fakat, tersyüz edebilir misiniz, kendinizi benim gibi, Öyle ki, dudaklar kalsın ortada, salt dudaklar! Çık da gel konuk odasından gel de bir adam tanı, kibirli, patiskadan ve melek soylu memur karısı. Sen ki dudaklar çevirirsin aynı kayıtsızlıkla, bir aşçı kadın nasıl çevirirse yemek kitabının sayfalarını... İster misiniz ten kudurtsun beni, - ve gök gibi, renk değiştirerek ansızın - ister misiniz öylesine yumuşayım, sevecen olayım ki öylesine hani, erkek değil de, pantolonlu bir bulut desinler bu! İnanmıyorum çiçekli Nice diye bir yerin var olduğuna! Benimle göklere çıkarılacaktır yeniden hastane gibi bayatlamış erkekler, ve atasözleri gibi yıpranmış kadınlar da... "