10/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 143. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 00:00
"BİR YAŞAM ÖYKÜSÜ" Gece vagonun içi karanlık. Annemin anlattığına göre kadının biri bana, 'Hadi Vartan bir şarkı söyle de biraz şenlenelim,' demiş. Ben de şöyle bir şarkı tutturmuşum: 'Elinde bir deste gül Gülistan'dan geliyor, Yavuklusu yanında Al yanaktan öpüyor.' Vartan İhmalyan, 1913’te Konya’da doğdu. 1944’te Robert Kolej’in mühendislik bölümünden mezun oldu. Ardından Fransa, Macaristan, Polonya ve Çin derken 1961’de Moskova’ya yerleşti ve 1987’deki ölümüne kadar orada yaşadı. Bir mühendis, bir göçmen, bir dil sever. Ve Türkiye’yle bağı hiç kopmayan bir yürek. Edebiyatımızda “İhmal Amca” olarak tanınan, çocuklara armağan ettiği masallarla hafızalara kazınan Vartan İhmalyan’ın Bir Yaşam Öyküsü, 20. yüzyılın çalkantılı coğrafyasında bir Ermeni, bir Türkçe sever, bir komünist ve bir entelektüel olarak var olma mücadelesinin belgeseli. Kitap, onun “Benim iki anadilimden ilki Türkçe’dir” sözünü edebi bir kimlik tanımı olmaktan çıkarıp derin bir tarihsel ve siyasi bağlama oturtuyor. Eserin, Vedat Türkali ve Mete Tunçay’ın değerlendirme yazılarıyla birlikte sunulması bakımından da kıymetli; çünkü bu isimler hem İhmalyan’ın tanığı olduğu dönemin hem de Türkiye sol hareketinin önemli aktörleri. Peki, bu anı kitabını diğerlerinden ayıran şey ne? Neden hâlâ okunmayı hak ediyor? İhmalyan anılarına 1915’e, Konya’dan kalkan bir trenle başlıyor. Henüz iki yaşında olmasına rağmen aile büyüklerinden dinlediği bu travmayı şöyle aktarır: “Derken, günün birinde katar katar hayvan vagonlarına binmiş, Doğu’ya gidiyoruz. Bende bir sevinç, bir sevinç ki trene binmişim diye. Oysa sürgüne gidiyormuşuz.” Bu masum bakış açısıyla söylenen söz, Ermeni tehciri gibi bir kırılma anını edebiyata taşırken, aynı zamanda ailesinin nasıl kıl payı kurtulduğunu (Ereğli’de ambar müdürü olan bir
Edebiyat
Bir Yaşam ÖyküsüVartan İhmalyan · Cem Yayınevi · 201210 okunma
8/10
·74 syf.··
2026 60. kitabı
Stefan Zweig şu ana kadar ne kadar öyküsünü okuduysam hepsini beğendiğim bir yazar. İkinci dünya savaşı dönemi Avrupa’sı özellikle Almanya Avusturya Polonya Macaristan çok güzel işliyor kitaplarında
Ay Işığı SokağıStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202182bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
8/10
·198 syf.··
2026 22. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 12:00
Kitap, 9 yaşındaki Bruno’nun gözünden anlatılıyor. Bruno’nun babası Nazi subayıdır ve ailesi Berlin’den Polonya,da yahudilerin tutulduğu kampa yakın bir eve taşınır. Bruno burada tel örgülerin arkasında “çizgili pijamalı” çocuklar görür ve bir zaman sonra tel örgüleri oraya gitmeye karar verir ve orada Shmuel adlı bir çocukla arkadaşlık kurar. Bruno'nun hayal dünyasında tellerin arkasında bambaşka bir hayat sürerken, Shmuel'in anlattıklarından aslında böyle bür şeyin olmadığı anlaşılır. Kitapta; masumiyet, dostluk, ayrımcılık ve savaşın absürtlüğü, bir çocuğun saf bakış açısından işlenir. Her yaşta okurun okuyup etkileneceği, kalbine dokunacağı bir kitap. Üstelik kitabın filmi de çekilmiş onu da en yakın zamanda izleyeceğim. Keyifli okumalar.
Çizgili Pijamalı ÇocukJohn Boyne · Tudem Yayınları · 202150,6bin okunma
Puan vermedi
Bu kitap, sonradan eşcinsel olduğunu öğrendiğim, ilgilendiğim bir çocuk tarafından bana şiddetle tavsiye edilmişti. Karanlıkta Yüzmek, 1980'lerde Varşova Paktı döneminde Polonya'nın Wroclaw şehrinde yaşayan Ludzio'nun olgunlaşma ve aşk öyküsünü anlatıyor. Roman, Janusz'a yazılmış uzun ve yoğun bir mektup olup, Sovyetlerin Polonya nüfusu üzerindeki yaygın kontrolünü, aşkta yakalanma ve tutuklanma korkusunu, belirsiz geleceği ve eğitim, çalışma ve tıbbi tedavi arama tavsiyeleriyle dolu bir bugünü anlatıyor. İki genç insan arasındaki aşk, ancak acı verici bir şekilde ve daha da kötüsü, her türlü direnişe karşı güçsüzlükle ve birlikte bir gelecek hayaliyle sona erebilir.
Karanlıkta YüzmekTomasz Jedrowski · İthaki Yayınları · 2024550 okunma
10/10
·272 syf.··
2026 93. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 14:56
Ryszard Kapuscinski, Polonya’lı bir gazeteci, yazar.. Polonya Haber Ajansı’nın Afrika’da görev yapan tek muhabiriymiş. Gelişmekte olan ülkelere dair sonsuz bir tecrübesi var. Tabii gelişmekte olan ülkeler, genellikle ‘3. Dünya ülkeleri’ olarak olarak da adlandırılıyor. Kapuscinski, büyük bir cesaretle, Afrika, Latin Amerika ve Orta Doğu‘da çok sayıda ülkeye, özellikle bu ülkelerde baskının, zulmün, sömürünün, savaşın olduğu dönemlerde giderek, bizzat bu ülkelerin içinden haberler vermiş. O kadar ki, bazen kendi seyahatlerini kendisi finanse etmek, bunun için de sponsorlar bulmak zorunda kalmış. Bu seyahatleri 20 yıldan fazla sürmüş ve bu dönemde bu coğrafyalar ağlarda 27’den fazla devrim ve darbeyi ülke içinden tanık olmuş. Elimizdeki kitap, bu ülkelerden yazmış olduğu yazıların bir derlemesi. Aslında başlığa konu olan ‘Futbol Savaşı’ yalnızca yazmış olduğu haberlerden birinin başlığı ve kitabın geneline asla hitap eden bir başlık değil. Anladığım kadarıyla böyle bir başlığın daha vurucu olacağı düşünülmüş, bence yalnızca yanıltıcı olmuş. Kitabı burada anlatmak mümkün değil, ancak okumak gerek; ancak kitap boyunca insanların çektiği azap, zülüm, yoksulluk, açlık ve bunların yalnız ve yalnızca beyaz ya da siyah egemen sınıfların baskısı nedeniyle olduğunu okuyoruz. Adalet ve hukukun olmadığı ülkelerde, geniş kitlelerine tek bir şey kalıyor: zulüm yaşamak. Çok etkileyici bir kitap bence. Zaten bu nedenle çok sayıda da ödülün sahibi olmuş
Futbol SavaşıRyszard Kapuściński · Delidolu · 07 okunma
10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 47. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 20:20
Jennifer Croft Irena Rey'in Yok Oluşu Üst kurgudaki baş karakterimiz Irena Rey. Polonya- Belarus sınırında bulunan bir ormanın kıyısında yaşayan Ünlü yazar Irena Rey, son eseri için farklı ülkelerde çalışmakta olduğu sekiz çevirmene mail göndererek onları yaşadığı yere çağırır.Çevirmenler, son eserin dosyası kendilerine verileceği düşüncesiyle kısa bir süre sonra, Yazarlarının bulunduğu yere gelirler.Gelmelerinden kısa bir süre sonra esrarengiz bir şekilde Yazar Irena Rey, adeta yok olur. Kurguyu, çevirmenlerden biri olan Emilia, kısaca Emi’nin ağzından dinlemekteyiz. Yazar eserinde mantar metaforunu kullanarak kurgusunu anlatmış. Mantar metaforu, mantarların yağmur sonrasında birdenbire yetişmeleri; edebiyatta ani zenginleşmeyi, eserde sırların patlak vermesini, ayaklanmaları veya beklenmedik fikirlerin bir anda yeşermesini simgelemektedir. Eserin teması kısaca; yeni romanının çeviri süreci için gelen sekiz çevirmenin bir yandan kayıp Yazarları Irena Rey’in arkasından ipuçları bulmaya çalışırken, diğer yandan da çeviri dünyasındaki yüzleşmelerini konu almaktadır. Yazar #jennifercroft, tıpkı eserinde geçen karakterler gibi gerçek hayatta çevirmenlik yapmaktadır. Yazar Croft, Nobel ödüllü yazar Olga Tokarczuk'un eserlerini İngilizceye kazandırarak 2018 Uluslararası Man Booker Ödülü'nü kazanmıştır. Yazarın kalemiyle tanışma kitabım olan eseri #sedamellor nefis çevirisiyle okuyup bitirdim. Sizlere de naçizane tavsiyemdir. @delidolukitap
Edebiyat
Irena Rey'in Yok OluşuJennifer Croft · Delidolu · 20262 okunma