Ahmet’in oğlu Genç Osman Polonya seferine çıkarken kardeşi şehzade Mehmet’i boğdurttu. İdam fetvasını”def-i
dağdağa-i fitne “ diye Rumeli kadıaskeri Kemal efendi verdi. Haremde daha bir çok şehzade vardı. Bu Mehmet’in günahı neydi vaka tamamen karanlıktı. :(
SS'ler Polonya'ya girdiklerinde Polonya'da Yahudi sevmeyen insanlar için sanki bayram ilan edilmişti. Küçücük çocuklar bile "Güle güle pis Yahudiler" diye bağırıyorlardı.
“İnsanın, çektiği acının bir anlamı ve nedeni olduğuna kesin olarak inanması halinde insanüstü bir acıya katlanabilmesinin mümkün olduğu” söylenmiştir.
Bu ifade, yalnızca Fransız, Rus ve diğer devrimlerin tarihi tarafından değil, tarihte yaşanan diğer pek çok örnek tarafından da doğrulanmıştır. Örneğin İkinci Dünya Savaşı’ndaki ölüm, yıkım ve Alman işgalcilerin onlara reva gördüğü vahşi acımasızıklara rağmen Ruslar, direnme iradelerini hiçbir zaman kaybetmemişlerdir.
Aynı şekilde sivil Alman nüfusunun morali, şehirlerini bir harabeye çeviren ve kimi durumlarda tek bir operasyonla on binlerce kişiyi öldüren korkunç Müttefik bombardımanları karşısında kırılmamıştır. Müttefik hava kuvvetlerinin mensupları, verdikleri yüksek kayıplara rağmen Avrupa üzerindeki tartışmalı hava sahasında görevlerine devam etmişlerdir. Örneğin İkinci Dünya Savaşı sırasında Alman işgalindeki Polonya üzerinde göreve çıkan Amerikan pilotlarının dörtte üçü öldürülmüştür. Hayatta kalanlar buna rağmen uçmaya devam etmişlerdir. Bu sırada, karadaki birçok piyade eşit derecede tehlikeye ve çok daha fazla fiziksel zorluğa maruz kalmalarına rağmen savaşmaya devam etmişlerdir.
Gerçek şu ki tarihte, tıpkı yaşadığımız an gibi, insanın umutsuzluğa kapılmasını engelleyen, inanmasını ve yaşamayı sürdürmesini sağlayan ne varsa, bir sığınağa, gizlenecek bir yere ihtiyacı vardır. Bu sığınak bazen bir kitap, bir şiir, bir şarkı ya da müzik olabilir.