"Kışvurgunudeliyüreğimdeçocukgülüşlübirbaharvar"
10/10
·86 syf.··
Beğendi
·
2026 54. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 20:33
>Şimdiden birkaç kişiyi okuması için darladım bile ama baktım böyle içim rahat etmeyecek inceleme de yazmam gerek, dedim. Ben haber veriyorum, görmezseniz algoritmanın suçu, benim değil. >Hani bazı kitaplar olur... Okumaya başlarsınız ve daha başında özel bir bağ oluşur aranızda. Kana kana okumak istersiniz ama bitecek diye okumaya da kıyamazsınız... Tam olarak bu minvalde bir yolculuktu benim için. >Şiir kitaplarını araştırırken karşıma ilk Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek kitabı çıktı. İsmi bile beni oku diyor daha ne diyeyim?? (ama diyeceğim:)) Sonra yazarın diline, yazım tarzına tutuldum (evet, doğru kelime bu) ve bunu sırayla Acıya Kurşun İşlemez ile Bir Özlem Bir Türkü kitapları izledi. Niyet ettim diğer kitaplarını da okumaya. Sanırım ben zirve kitaplarını okudum başta ama olsun önemli değil çünkü ara ara açıp tekrar okuyacağımı biliyorum.. >Bilmediğimiz, popülarite yüzünden kaybolan o kadar şairimiz/yazarımız var ki.. Onları keşfettikçe hazine bulmuş gibi oluyorum, nasıl bir duygu anlatılmaz yaşanır. Bence Adnan Yücel de onlardan biri. En yüksek puanlı kitabı bile 3000 okumaya ulaşmamış, buna bir el atmamız gerek!! Ve bence -belki biraz da ileri gidip- şunu da söyleyeyim ki Adnan Yücel>>>>Can Yücel. Selam sana yüreğindeki kışa rağmen çocuk gülüşlü baharını kaybetmeyen şair... >Okuduğum bu 3 kitap hakkında kısa bir değerlendirme yapacak olursam Bir Özlem Bir Türkü duygu ağırlıklı, Acıya Kurşun İşlemez direnç ağırlıklı (toplumsal yönü duygusunu kaybetmeden ağır basıyor), Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek ise bunların sentezi, bu yüzden bunu en son okumanızı öneririm. >Size tavsiyem kitaplarını okumaya başlamadan önce şu linkteki sanatkritik.com/yazilar/mucadel... yazıyı okumanız. Şair, şiirleri ve yazıldığı dönem hakkında az da olsa bilgi edinmek şiirleri anlamamızı da kolaylaştırıyor zannımca. >Dil
Bir Özlem Bir TürküAdnan Yücel · Yurt Kitap · 2013784 okunma
1/10
·156 syf.··
Beğendi
·
2026 77. kitabı
Çürümenin Estetiği.... Bazı figürler toplumun entelektüel çölleşmesinin, estetik yoksulluğunun ve manevi iflasının en net aynasıdırlar. Karşımızda duran Sevda Türküsev portresi, bir fikir insanı ya da bir yazarın çok ötesinde; kutuplaşmadan beslenen, hınçtan (ressentiment) güç alan ve "değerleri" birer ticari mal gibi pazar tezgahına süren modern bir illüzyondur. Bir yazarın dili, onun zihin dünyasının sınırlarını belirler. Türküsev’in diline baktığımızda gördüğümüz tek şey; edatlarla bağlanmış nefret kırıntıları, bağlaçlarla yamalanmış magazinel dedikodular ve ünlemlerle şişirilmiş bir "ahlakçı" kibridir. Friedrich Nietzsche’nin "Pazar yerindeki sinekler" (1) dediği o gürültülü güruhun başını çeken bu zihniyet, hiçbir zaman bir "fikir" inşa edememiş; sadece mevcut öfkeleri bir araya getirerek bir kariyer gökdeleni dikmiştir. Bu gökdelen, rasyonel bir eleştirinin ilk rüzgarında yıkılacak kadar kumdan yapılmıştır. Dervişin fikri neyse zikri odur; peki bir insanın zikri sürekli başkalarının "bacakları", "çapkınlıkları", "yatak odaları" ve "uçkur hikayeleri" ise, o fikrin içinde hangi karanlık mahzenler gizlidir? Türküsev’in "muhafazakarlık" kalkanı altına gizlediği şey aslında safi bir röntgenciliktir. Başkalarının günahlarını bir cerrah titizliğiyle (!) deşerken duyduğu o gizli iştah, aslında bastırılmış bir hayranlığın ya da yaşanamamış bir hayatın intikamı mıdır? Charles Bukowski’nin o "hiçbir parfümün örtemeyeceği ekşi koku" (2) diye tarif ettiği şey tam olarak budur. Sürekli ahlak diyenin zihninde sürekli ahlaksızlığın dönmesi, bir psikiyatrik vakadır, edebi bir duruş değil. Bu kadın, toplumun namus bekçiliğine soyunurken, aslında o toplumun en alt tabakadaki "dikizleme" dürtüsünü estetize ediyor. Bu muhafazakarlık değil, "ahlak soslu bir
Muhafazakar ÇapkınlarSevda Türküsev · Akis Kitap · 200431 okunma
Reklam
9/10
·408 syf.··
2026 6. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2026 19:02
Osman Balcıgil, Yeşil Mürekkep ile sadece bir yazarın biyografisini sunmuyor; Sabahattin Ali şahsında, Türk aydınının devletle, aşkla ve kendi iç dünyasıyla olan ezeli kavgasını bir anlatıya dönüştürüyor. Romanı bitirdiğimde, Ali’nin hayatının Türkiye’nin geçmişinin bir aynası, ve bir "manifesto" metni olduğunu bir kez daha anladım. Roman, Ali’nin Almanya yıllarına yaptığı projeksiyonlarla onun dünya görüşünün nasıl temellendiğini gösteriyor. Almanya yıllarında kısa bir Alman tarihi de görüyoruz. Hitler’in iktidar yürüyüşünün temellerinin atıldığı o yıllar, aşırı milliyetçi Alman halkı.. O satırları okurken Hitler’i, Trump’ı ve başka malum şahısları iktidara getiren halkı düşündüm.. Demokrasi böyle bir şey mi gerçekten! Ciddi anlamda bu hususun sosyolojik açıdan incelemesi gerektiğini düşünüyorum. Neyse dönelim hikayeye… Avrupa’nın o dönemki kaynayan kazanında, dünya edebiyatını ve sosyalizmi tanırken yaşadığı o kültürel şok, Türkiye’ye döndüğündeki "öğretmenlik" yıllarının da karakterini belirliyor. Aydın ve Konya’daki öğretmenlik günlerinde, bürokratik engeller ve "ihbarlar" gölgesinde verdiği mücadele, onun sadece bir edebiyatçı değil, bir aksiyon adamı olduğunun da kanıtı. Balcıgil, dönemin siyasi yapısını ve İkinci Dünya Savaşı’nın Türkiye üzerindeki ağır baskısını romanın arka fonuna harika yerleştirmiş. Romanın en zarif tarafı, Ali’nin eserlerini yazma aşamaları ile hayatına giren kadınlar arasındaki bağı kurması. Aliye Hanım’a olan aşkı bir yanda, zihnini meşgul eden platonik ya da ideolojik etkilenmeler diğer yanda... (Gerçi Aliye Hanım’a gelene kadar pek çok kez aşık oldu Ali. Bu yönüyle bana Nazım’ı hatırlattı. :) ) Kürk Mantolu Madonna’daki Maria Puder’in hangi hatıranın hayatına yansıması olduğu, Kuyucaklı Yusuf’un o sessiz öfkesinin hangi Anadolu
Yeşil MürekkepOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 20266,6bin okunma
Puan vermedi·535 syf.··
2026 3. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2026 15:35
Nilgün Marmara’nın Slyvia Plath üzerine yazdığı tez çalışmasını okuduktan sonra, ayrıca herkesin övgüyle bahsetmesi üzerine bu kitabını ve daktiloya çekilen şiirlerinin kitabını aldım. Edebiyatçı değil, yalnızca okurum. Bu nedenle bir yazarı yargılamak -vefat ettiği için tercih etmiyor da olabilirim- benim işim değil. Ancak defterine yazdığı bu sıradan notlara verilen önemi anlamlandıramadığım doğru. Öyle ki, bu defter Nilgün Marmara’nın vefatından sonra annesinden alınarak çarpıtılmış bir şekilde kitap haline getirilmiş. Eşi de bundan doğan yanlış anlaşılmaları (kendisi için eşini hiç sevmiyordu algısını) düzeltmek adına defterin tamamını yeni bir kitap olarak bastırmış. Kitap, eşinin işi sebebiyle gittikleri Libya’da sevdiklerine yazdığı mektuplarla başlıyor. Bir insanın defalarca kez aynı şeyden dem vurması ne kadar sıkıcıdır değil mi? Nilgün Marmara, hiç sıkılmadan aynı problemleri herkese farklı şekilde anlatmaktan pek sıkılmamış belli ki. Bazılarına birtakım oyun denemelerinden bahsetmiş ve anekdotlar da kondurmuş içine. Libya’da epey sıkıldığını söyleyebilirim. Sonraki sayfalara, mektuplarında bahsettiği oyunu eklenmiş. En sona ise intihar mektubu ve yazarın biyofrafisi. Velhasılkelam, bir yazarın müsvedde defterinden çok şeyler beklenmemelidir zaten. Ben de iç dünyasını görebilmek, intiharının ve Slyvia Plath’le ilgili yazdığı tezin arasındaki bağı kurabilmek, en çok da yazarın bu kadar saygınlık ve popülarite kazandığı bu dönemde bunun nedenini kavrayabilmek için okumak istemiştim. Birtakım izlenimler de elde ettim elbette. Ancak intihar etmiş bir insanı eleştirmek bence çok kabaca. Edebi eserleri de neredeyse hiç olmadığından, onlar üzerinden de eleştiri yapmak olanaksız. Sonuç olarak, yalnızca okudum ve bitirmeye çalıştım. Olumlu/olumsuz izlenimlerimle
DefterlerNilgün Marmara · Everest Yayınları · 2016964 okunma
2/10
·512 syf.··
2026 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2026 13:29
Biraz daha heyecanlı olmasi bakımından iki yıldız versem de bu nedir anlamadım, olay ne? Neden durmadan birbirlerine ihanet ediyorlar affettiler hicbir şey olmadı tekrar tekrar ihanet. Birde Allah aşkına yazar biraz dogru bir hikaye üretebilir mi? Yani kızın kanı bile Kumrala değmedi ama uzun süre ayrı kaldılar. Neden? Ya da baska bir şey geçmedi aralarında. Yine ve yine bence çok gereksiz bir kitap ama yine de yarım bırakamıyorum bitirmem gerektigi hissi yüzünden seriyi bitireceğim mecbur. İnşallah diğer kitaplarda daha fazla mantıklı açıklama vardır. Yani popularite, güzellik, yakışıklılık, manipülasyon ve en onemliside baştan çıkarma uzerine dönüyor kitaplar. Başka ne mantıklı bir olay ne de mantıklı bir Neden var
Gecenin Hikayesi - Aşeka N. G. Kabal ·  Ephesus Yayınları · 20192,792 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2025 5. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2025 00:00
Orhan Karaağaç - Mademki Bir İnsanım -röportaj/kişisel gelişim- Orhan Karaağaç tarafından hazırlanan eserin her bölümünde farklı bir değerli yazarımızla farklı bir konu çerçevesinde konuşuluyor. Nurullah Genç ile tefekkür, Uğur Batı ve Reshad Strik ile tarihi, Serhat Yabancı ile evlilik ilişkileri, Cem Uçan ile popülarite, Hakan Bilgin ile sanat hikayesi, Nevzat Tarhan ile değerlerimiz, Cihan Çelik ve Sadak Barkçin ile insan olmanın doğası, Yasin Pişgin ile dünya hayatı hakkında kısa ama öz konuşmalar yapılıyor. Bölümlerde farklı konular olsa da her biri aynı yere varıyor aslında; insanın kendini sorgulaması, dünyaya ne için geldiğini, kendi sorumluluğunu alabilmesini... İnsan kelimesinin yalnızca beş harften ibaret olmadığını içinde bir alem barındırdığını ve bizim de bu alemi ortaya çıkarmamız gerektiğini düşündürüyor. Bu tarz kitapları roman dışında kitap okurken sıkılanlara tavsiye ediyorum genelde, çünkü hem akıcı bir okuma sağlıyor hem de basit diliyle okuru sıkmadan düşünmeye sevk ediyor. #timaşyayınları #mademkibirinsanım #kişiselgelişim #röportaj #kitapönerisi
Mademki Bir İnsanımOrhan Karaağaç · Timaş Yayınları · 202513 okunma
Reklam
Reklam