Okumaya değer mi?
9/10
·544 syf.··
Beğendi
·
2024 15. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 10 Temmuz 2024 12:39
Zamanında okumuş olduğum bu kitap hakkında “Acaba başka insanlar ne düşünüyordur?” diyerek incelemelere bakmak istedim. Gördüklerim karşısında epey bir şaşırdım doğrusu. Bu kitabı iki defa okumuştum( İlk okuyuşumda 12, ikinci okuyuşumda 16 yaşındaydım.). İkinci okuyuşumda bana daha fazla şey kattığını söyleyebilirim. Ana karakterimiz; kendisini pek sevmeyen, kusurları olduğunu düşünen, biraz çekingen bir kız. Bu kızın zamanla kendisini olduğu gibi kabul etme sürecine şahitlik ediyoruz. Kitabı okurken olay akışından ziyade çoğunlukla verilen paragraflardan çıkarmam gereken ana fikre odaklıydım. Kitaplığımda en fazla post-itlediğim kitap bile olabilir kendisi. Çoğu okurlar fazla cinsellik içeren yerler barındırdığından bahsetmiş. 12-18 yaş grubuna uygun olarak nitelendirildiğini düşünürsek; evet, pek uygun kaçmayacaktır. Lakin +16 yaş kitlesinin okuyabileceğini düşünüyorum. Okuduğum incelemeler sonrasında ana fikir belki daha farklı olay örgüsü üzerinden aktarılabilirdi desem bile bu kitabın yeri hayatımda, vermek istediği mesajla, hep ayrı olacak. Olumsuz eleştirilerin aksine ben bu kitabı öneriyorum.En çok beğendiğim kitaplardan biri olduğunu da eklemek istiyorum.
Broke & LightZeynep Sahra · Ren Kitap · 20183,239 okunma
Kasvetsiz Bir Kıyamet
9/10
·72 syf.··
2022 3. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 13 Şubat 2022 00:00
2072 yılında geçen hikayemiz; 2010'lu yıllarda çıkan büyük bir salgının tüm medeniyeti yıkmasının ardından, hayatta kalan insanların geçmişe dönük olarak salgını anlatmasını ve o apokaliptik dünyadaki yaşam biçimlerini ele alıyor. Kitap; toplumun tabulaştırdığı, sarsılmaz gerçeklermiş gibi kabullendiği hiyerarşi tarzı olgulara çok hoş göndermelerde bulunuyor. Jack London'ın evrime olan sevgisini, hayvanlar üzerinden yaptığı ufak değinmelerle yine hissediyoruz. Ve yine bir Jack London klasiği olarak zengin-fakir ayrımına güzel eleştiriler var; işçi Jack, köylü Jack, köylünün dostu, köylünün başkanı Jack :D Bence keyifli çıtır çerez bir kitap. Al, bir saatte bitir çok düşünme. Gerilmene de gerek yok, apokaliptik olmasına rağmen kasvetli bir ortam sunmuyor. Keşke daha uzun olsaydı; post-apokaliptik türünde olması eseri daha da keyifle okutuyor.
1000Kitap
Kızıl VebaJack London · Türkiye İş Bankası kültür Yayınları · 202447,7bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Zihnin Labirentlerinde Biçimsel Bir Tıkanma: Suretler ve Direkler
4/10
·111 syf.··
2026 3. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 17:57
Güray Süngü’nün Köşe Başında Suret Bulan Tek Kişilik Aşk adlı eseri, ilk bakışta absürt anlatımı ve alışılmadık metaforlarıyla şaşırtan, katmanlı bir post-modern roman denemesidir. Kitabın temel konusu; modern dünyada bireyin yaşadığı derin yabancılaşma, iletişim kanallarının tıkanması ve insanın en yoğun duygu olan aşkı bile karşısındakiyle paylaşmak yerine kendi zihninde inşa ettiği sanal bir illüzyon olarak "tek başına" deneyimlemesidir. Eserde sıkça karşımıza çıkan, bireyin adeta bir sokak direği gibi eylemsizleştiği, donakaldığı ve hayata müdahale edemediği o "direk olma" halleri, bu toplumsal felcin ve hissizleşmenin trajikomik bir yansımasıdır. ​Kabul etmek gerekir ki yazar, çağımızın en yaralayıcı ve güncel sorunlarından birine parmak basmaktadır. Dijitalleşen ve kalabalıklaşan dünyada insanın giderek yalnızlaşması, ötekiyle gerçek bir bağ kuramaması ve duygularını nesneleştirmesi sosyolojik açıdan oldukça etkileyici bir damardır. Ancak bu güçlü tematik zemin, kitabın anlatım tarzı ve kurgusal tercihleri sebebiyle ne yazık ki ciddi bir ritim kaybına uğramaktadır. ​Kitabın Temel Önermesi şudur: Modern insan kalabalıklar içinde yapayalnızdır; kendi oluşturduğu savunma mekanizmaları ve egosu yüzünden "ötekiyle" sahici bir bağ kurma yeteneğini kaybetmiştir. Bu nedenle yaşadığını sandığı aşklar ve ilişkiler, aslında karşısındaki insandan bağımsız olarak kendi zihninde dönüp duran, köşe başlarında biçim bulan tek kişilik birer yansımadan ibarettir. ​Romanın değindiği bu felsefi önerme her ne kadar takdire şayan olsa da, Süngü'nün tercih ettiği aşırı ironik, tekrarlara dayalı ve parçalı post-modern dil, yapıtın sürükleyiciliğine büyük bir darbe vurmaktadır. Anlatımdaki bu deneysel ve soyut tarz, okuyucunun metinle ve karakterlerle bağ kurmasını zorlaştırmakta,
Köşe Başında Suret Bulan Tek Kişilik AşkGüray Süngü · Dedalus Yayınları · 2014698 okunma
Bahçıvan ve Ölüm (Kısaltılmış İnceleme)
Puan vermedi·208 syf.·
2026 19. kitabı
Bir Bahçıvanın Portresi: 'Bahçıvan ve Ölüm' Romanındaki Baba Karakteri Giriş: Bahçıvandan Bahçeye Dönüşen Bir Hayat Georgi Gospodinov'un romanı, anlatıcının babasını en merkezi ve dokunaklı metaforla tanıştırır: "Babam bahçıvandı. Şimdi bir bahçe." Bu basit ama derin cümle, karakterin tüm portresini çizen bir tohum gibidir. Bu ifade, onun yalnızca mesleğini değil; kimliğini, yaşam felsefesini, acıyla başa çıkma yöntemini ve en nihayetinde geride bıraktığı ölümsüz mirası özetler. O, toprağa kök salmış, kelimelerden çok eylemleriyle konuşan, sessiz bir onur, sarsılmaz bir direnç ve ölçüsüz bir sevgiyle dolu bir adamdır. Bu karakter portresi, romanın bu sessiz, metanetli ve sevgi dolu kalbinin katmanlarını aralamayı amaçlamaktadır. -------------------------------------------------------------------------------- 1. "Korkacak Bir Şey Yok": Stoacı Bir Ruh Babanın karakterinin temel taşı, hayata karşı sergilediği stoacı duruştur. En zorlu anlarda bile sığındığı ve etrafındakilere sunduğu teselli, onun kişiliğinin en belirgin özelliğidir. 1.1. Hayat Felsefesi Olarak Bir Cümle Babanın dilinden düşürmediği "Korkacak bir şey yok" ifadesi, basit bir teselliden çok daha fazlasıdır; bu, onun için bir savunma mekanizması, bir metanet ilkesi ve acıya karşı ördüğü bir duvardır. Bu söz, onun iç dünyasındaki fırtınaları gizleyen sakin bir yüzey gibidir. Aşağıdaki tablo, bu ifadenin ardındaki acı gerçekliği ve babanın sarsılmaz metanetini gözler önüne sermektedir: Söylediği Söz Karşılaştığı Gerçeklik "Korkacak bir şey yok." Ölümcül bir hastalıkla mücadele ediyor, dayanılmaz ağrılar çekiyor. "Korkacak bir şey yok, Durumunun
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,4bin okunma
14 Yaşındaki Akıl Hastası Edgelordun Maceraları -SPOILER-
6/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 23:58
" Dikenlikler Prensi " roman formunda tükettiğim ilk grimdark eser oldu ancak türü çekici kılan ahlaki gri alanları,karakter dilemmallarını, yozlaşmış dünyanın ikilemleri gibi hikayeye derinlik katan konuları bu eserde bulamadım. Yazar grimdark anlatımını okuyucuyu şoke etmek için salt vahşeti kullanarak vermeye çalışmış ancak derinliksiz olduğu için çiğ durmuş. İnsanı arada bırakan saf bir kötü veya saf iyi olmayan kompleks ve katmanlı karakterler yerine (Örneğin Guts ve Griffith); ana karakterimiz domestos mikrobu gibi "Ben kötüyüm! Bakın çocuk halimle masum köylüyü r*pe edip, yağmalayıp, evlerini yakarak öldürdüm hehehehe" diyerek dolaşan, saf kötü, dandik bir edgelord. Ancak en azından yazar bu kötülüğü fena olmayan bir temele oturmuş. 9 yaşındaki Jorg, seyehat ederken pusuya uğruyor. Prensimiz bulunmasın diye yakın bir çalılığın içine atıldıktan sonra annesinin r*pe edilip kardeşiyle birlikte katledilişini saklandığı ve saplandığı zehirli dikenlerin arasından izlemek zorunda kalıyor. Günlerce dikenlerin yoğun zehrine maruz kalıp bir de yanlış tedavi sonucu 9 hafta boyunca ateşli krizlere girip aklını yitirmesi yetmezmiş gibi; sonrasında da bir büyücünün zihin manipülasyonuna uğraması ve en son finale yakın öldürdüğü nekromanser cadının kalbini yemesi... Tamam "Karakter kötü ama sebepleri var." diyorsun da eh. İyileştikten(!) sonra babasının kan parasını alıp intikamdan vazgeçmesini öğrenmesiyle daha da bilenen Jorg, zindandaki haydutları salarak onlarla birlikte hisardan kaçıyor ve hisarda yaşayan tecrübesiz burjuva prensimiz, lanetlenip aklını yitirdi diye anında insan müsveddesi dolu haydut grubuna ve raconlarına uyum sağlıyor. Yıllar sonra haydutların başına geçip geri döndüğünde babası krallığın birinci veliahtını, ilk oğlunu ortadan kaldırmak için
İnceleme
Dikenlikler PrensiMark Lawrence · Pegasus Yayınları · 2015276 okunma
10/10
·724 syf.·
2026 46. kitabı
Oğuz Atay ’ın TUTUNAMAYANLAR romanı Türk Edebiyatında ilk post modern roman değildir; ilk modern romanıdır. Oğuz Atay’ın bu kitabı modern akımın roman türündeki karşılığıdır. Oysaki Türk edebiyatına modern akım, öykü ile girmiştir ve aslında çok uzun zamandır vardır. Bu bağlamda öyküde Modernist akım ellili yıllarda ortaya çıkmıştır diyebiliriz. Modern Türk romanı açısından önemli bir kırılma noktası kabul edilir. Biçimsel cesareti, ironisi ve yabancılaşma temasını işlemesi nedeniyle çok sevilir. Ancak birçok okur için gereğinden fazla dağınık, zorlayıcı ve kendine hayran bir metin gibi görünür. Sevenleri onu başyapıt olarak görürken, sevmeyenleri romanın çevresindeki kültü daha büyük bulur. Bilinç Akışı Yöntemi Bilinç akışı yöntemi, oluşturulan roman kahramanın zihninden geçenleri, zihninden geçtiği gibi romana aktarma çabasıdır. Modern romanların zor anlaşılmasını sağlayan en önemli unsurdur. Şöyle açıklayalım: Realist bir romanda kahramanın saatlerce düşüncelere daldığını ve saatlerce aynı düşünce etrafında düşünce ürettiğini okuruz. Ancak Modernist roman kahramanı öyle saatlerce aynı konu üzerinde fikir üretemez. Çünkü bilinçten akan şey, o karmaşa, sapmalar olduğu gibi yansıtılır. Buna bilinç akışı denir. Ama Modernistler, sadece bilinç akışı yöntemini kullanmazlar. Modernistler bir konuya odaklanmış iç konuşma, iç monolog tekniği denilen bir konuşma aktarımını gerçekleştirirler ki bunu da ilk kez onlar ortaya çıkarmıştır. Bunlara iç diyalog yöntemi denilebilir. Mesela bazen kendi içimizde muhayyel bir kişiyle konuşuruz, kavga ederiz, kendi kendimize sorular sorarız ki iç monolog da tam olarak budur. Modernist yazarlar, zihinden geçenlerin dolaysız aktarımı konusunda oldukça önemli yenilikler gerçekleştirirler. Modernist yazarlar için insanın fiziksel
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma