DONduk DONduk...
Hep "Kadınlar Ülkesi" kitabının kabahati bunlar. Öyle minnoş, ütopik bir dünyaya atıldık ki, kitabı bitirdikten sonra "bunu dengelemek lazım, Allahını seven üstümüze karamsarlık atsın" diyerek sarıldık kitaba. İstediğimizi aldık mı? Bir nebze... Fakat bu sefer de öyle bir ruh haline büründük ki "Dar Lan Dum" demeden edemedik. Ayarsızız vesselam...
Schwarzach'ta bir tıp öğrencisi, yanında staj yaptığı asistan tarafından Weng köyüne gönderilir. Görevi, asistanın erkek kardeşi ressam Strauch'u gözlemlemektir. Buraya kadar zaten arka kapak bilgisi. Gelgelelim, bu öğrenci ne demeye ressamı gözlemlemeye gönderiliyor, asistan, yanında alabileceğinden daha fazla deneyimi kardeşinin verebileceğini düşünerek mi yolluyor öğrencimizi, yoksa başından mı savıyor, öğrencinin niyeti psikiyatr olmak mı yoksa?.. Sorular sorular... Ne yalan söyleyeyim, gözlemleme dendiğinde aklıma direkt psikolojik çözümlemeler vs. geldi bedensel rahatsızlıklardan ziyade. Fakat bu aradığımı da bulamadım. Yetiş ya Yalom, yetiş ya "Nietzsche Ağladığında" deyip durdum. Zaten kitabın sonuna kadar öğrencinin, ressamı anlayabildiğinden de emin değilim. Bedensel sorunlara çözüm olarak da kayda değer tek detay, bilekteki şişliğe öğrencinin sunduğu çözüm oldu (tamam, tıp öğrencisi olduğunu söylemeyip, hukuk okuduğunu söyledi kendini açık etmemek için. Yine de bunu bir bahane olarak kabul edemeyeceğim). Çözümleme olarak da, öğrencinin asistana yazdığı mektupları kabul edebiliriz de onu da anlayan beri gelsin. Kitapta baştan sona bir anlamsızlık ve cümleler çorbası içinde cebelleştim durdum. Başlarda, konudan konuya atlayan ressamı anlamaya çalıştım. Tam "aha başı sonu belli bir konudan bahsetmeye başladı" dediğimde, dememe kalmadı bambaşka bir dala atladı. Neyse ki köyde entrika gırlaydı da
DonThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 2016241 okunma
“Uslu karıncalar” o başkaldırıcı şeytanın tozunu teker teker bulup yok edeceklerdi. “Uslu karıncalar” o topal karıncanın soyundan da bir tek karınca bırakmayacaklardı.
“Uslu karıncalar” o başkaldırıcı şeytanın tozunu teker teker bulup yok edeceklerdi. “Uslu karıncalar” o topal karıncanın soyundan da bir tek karınca bırakmayacaklardı.