Mektubun Var
Mektuplu yıllar, mazinin tozlu raflarında kaldı artık. O yıllar çok daha güzel, anlamlı ve bir o kadar da özeldi. Evet, zorluklar vardı; imkânlar kısıtlıydı, ulaşım zordu. Elbette her devrin kendine has zorlukları da kolaylıkları da vardır. Konumuz bu değil; mektuplu yıllara bir yolculuk yapmak istiyorum. ​Mektup yazmak, sadece kelimeleri bir araya getirmekten ibaret değildi; kalbî duyguların, düşüncelerin ve özlemlerin kağıda dökülmesiydi. Elle yazmak bir emek ve özveri gerektiriyordu; kalem mübarekti çünkü. Duyguları ifade etmenin en zarif aracıydı. Dolma kalemle yazmak, yazının ruhunu besleyen bir özenin göstergesiydi. Bu, mektuba ve yazıya kalben önem vermekti.​ Mektupların içinde zarafet vardı; çiçek desenli mektup kâğıtları, her biri farklı bir hikâyeye ev sahipliği yapardı. Öyle ki güzel kokulu mektup kağıtları bile vardı. Kokulu mektup kağıtlarını seçmek, mektup gönderdiğimiz kişiyi ne kadar sevdiğimizi ve önemsediğimizi gösterirdi. Mektupların üzerine yapıştırılan pullar da o anın değerini artıran önemli detaylardı. Posta pulları belki de yıllarca arşivde saklanırdı; çünkü her bir pul, uzak bir yerden gelen bir özlemin ifadesini simgeliyordu. Özenle seçilmiş zarflar ise mektupta yazılan duyguların ne kadar kıymetli olduğunu gösterirdi. ​Mektubu postaya vermek için sarf edilen zaman ve emek, sadece bir zarfın kapatılması ve bir kutuya atılmasıyla sınırlı değildi. O zarf, kalbî duygularınızı sevdiğinize ulaştıracak bir köprüydü. Sonrasında günlerce gelecek cevabı beklemek; bir o kadar da heyecan dolu bir süreçti. Her an, o mektubun alıcısının eline geçmesini ve duygularınızın karşılık bulmasını hayal etmekle geçerdi. Her gün, bir umut ve merakla doluydu. ​Zamanla gelişen teknolojiyle birlikte her şey hızlandı. Dijital çağın hızı, mektupların getirdiği
Bağış değil, dolaşıma sokma pratiği
Bağış değil, dolaşıma sokma pratiği Bu süreci yalnızca “kitap bağışı” olarak adlandırmak eksik olur. Elbette bazı kurumlara basılı nüsha sağlanmıştır. Ancak yapılan iş bundan ibaret değildir. Asıl emek, doğru kurumu bulmak, doğru kişiye ulaşmak, doğru dili kurmak, eserin bibliyografik bilgilerini eksiksiz sunmak ve kitabı ilgili koleksiyon bağlamına yerleştirmektir. Bir üniversite kütüphanesine yazarken beşerî bilimler dili gerekir. Bir Türkoloji bölümüne yazarken çağdaş Türkçe edebiyat vurgusu gerekir. Bir millî kütüphaneye yazarken bibliyografik kimlik öne çıkar. Bir halk kütüphanesine yazarken okur erişimi ve dil çeşitliliği önem kazanır. Bir Avrupa üniversitesinde “collection development” dili kullanılırken, Türkiye’de “kütüphane süreci” ve “öğrencilerle buluşma” dili daha doğru olabilir. Bu nedenle bağımsız yazarın kurumsal entegrasyonu, rastgele e-posta göndermek değildir. Her kurum için ayrı bir bağlam kurmayı gerektirir. Şans ve Dans sürecinde kullanılan temel strateji de buydu: Romanı her kuruma aynı cümleyle anlatmak yerine, kurumun kendi koleksiyon mantığına uygun bir çerçeve içinde sunmak.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ahlaksızlık
Valide pazardan tereyağı niyetine aldığı o paketin arkasındaki karınca duası gibi yazılmış %15 süt yağı ilaveli margarin ibaresini fark etmesem, evdekiler safi zehri şifa niyetine tüketeceklerdi; üstelik bu utanmazlar hileleri anlaşılmasın diye margarini neredeyse tereyağı fiyatına satacak kadar arlanmazlaşmışlar! İşimi gücümü asabiyetle bırakıp, o trafik ve park sorunuyla boğulan keşmekeş pazar yerine adeta bir adalet arayıcısı gibi daldım; sırf o üç kağıtçıdan hesap sormak, hakkı haykırmak için arabayı uzun uğraşlarla park edip vardığımda, annemin tezgah başında diğer müşteriler duymasın diye nahifçe ve sessizce derdini anlatmaya çalıştığını gördüm. Karşısındaki pişkin delikanlı ise yaptığı hırsızlığın ve arsızlığın farkında bile olmadan, elimde kalacak bir teres gibi üste çıkmaya çalışıyor, yüzü bile kızarmadan bunun tereyağı olduğunu iddia ediyordu. Çocuğun babası olan yaşlı esnaf ise kurnazca bir müşteriler gitsin, şurada sessizce konuşalım telaşıyla suçunu ikrar ederken, bir yandan validenin sessiz olalım ikazları, diğer yandan benim pazar yerinde zabıta arayışım tam bir trajediye dönüştü; hırsıza insanlık dersi vermeye çalışırken kendimi suçlu gibi savunmak zorunda kalmam ise bu asrın en büyük şahsiyet kırılmasıydı. Annemin de babamın da o masumane fıtratlarıyla şikayet etme, bırak telkinlerine karşı içimden Bu zalimlere merhamet, sizin gibi masumlara ihanettir diye haykırmak geldi; zira o arsız çocuk arkamızdan "Ben bunu başkasına tereyağı diye satacağım" diyecek kadar haramı gözüne koymuşken, benim suskunluğum bir başka mazlumun canını yakacaktı. En acısı da, park yerinden o çileyle çıkarken sıkışık trafiği açmaya çalışan memurun trafik polisi değil, demin pazar yerinde köşe bucak aradığım zabıtanın ta kendisi olduğunu görmek oldu; asıl vazifesini bırakıp
Duygu ve Düşünce
Güzel bir uygulama buldum. Hekimane diye bir Ehlibeyt kuruluşunun bu uygulamasını incelemenizi öneririm. Program üzerinden soru sorma seçeneği var ama ya benim telefonda sıkıntı var yada aktif etmemişler bilmem ama soru sormak için e-posta var. Ne zaman cevaplıyorlar bilmiyorum. İsterseniz hem bu programı indirebilirsiniz veya başka programları inceleyebilirsiniz: play.google.com/store/apps/deta... Diğer programları: play.google.com/store/apps/dev?...
beni posta çağına geri fırlatın.

Gül

@guulyya
·
Klasik posta çağında insanlar yalnızca gerçekten söyleyecekleri önemli bir şey olduğunda mektup yazarlardı. Akıllarına gelen ilk şeyi yazmak yerine ne söylemek istediklerini ve bunu nasıl aktaracaklarını önceden dikkatli bir şekilde düşünürlerdi. Bunun sonucunda da, aynı şekilde düşünülmüş bir cevap almayı beklerlerdi. Zaten çoğu insan ayda birkaç mektuptan fazlasını yazmıyordu ve gelen mektuplara da hemen cevap vermek gibi bir zorunluluk duyulmuyordu.
Milyarder Peter Thiel’ın Gizli Ağı "Dialog" İfşa Oldu
''Milyarder Peter Thiel’ın Gizli Ağı "Dialog" İfşa Oldu: Dünyayı Yönetenlerin Bilgileri Sızdı! Silikon Vadisi’nin en gizemli ve elit organizasyonlarından biri olan, milyarder Peter Thiel’ın kurduğu "Dialog" ağı, büyük bir veri sızıntısıyla sarsıldı. Yıllardır basından ve kamuoyundan tamamen saklanan ağın üye listesi, özel yazışmaları ve hatta katılımcıların "aşk arayıp aramadıklarına" dair kişisel tercihleri internete düştü. 17 Haziran 2026 — PayPal ve Palantir’in kurucu ortağı, teknoloji milyarderi Peter Thiel ile Silikon Vadisi yatırımcısı Auren Hoffman tarafından 20 yıl önce kurulan ve bugüne kadar tek bir internet sitesi bile bulunmayan süper-gizli "Dialog" ağı, tarihinin en büyük krizini yaşıyor. İş, akademi ve siyaset dünyasının en güçlü isimlerini bir araya getiren ve medyadaki gizemi nedeniyle sık sık "Bilderberg Grubu" ile kıyaslanan organizasyon, siber güvenlik dünyasının yakından tanıdığı bir araştırmacının sızıntısıyla tamamen deşifre oldu. Güvenlik Açığı Skandalı Doğurdu İsviçreli ünlü siber güvenlik araştırmacısı Maia Arson Crimew (2023 yılında ABD hükümetinin "uçuş yasağı" listesini ortaya çıkaran isim) tarafından tespit edilen veri sızıntısı, sadece üyelere açık olan kapalı devre internet sitesindeki bir kod açığından kaynaklandı. Sızıntı, organizasyonla bağlantılı 113 nüfuzlu liderin ismini, kişisel e-posta adreslerini ve telefon numaralarını gün yüzüne çıkardı. Sızan belgeler arasında, grubun önümüzdeki Ağustos ayında İrlanda’nın başkenti Dublin’de gerçekleştirmeyi planladığı gizli zirveye ait "Katılımcı Profilleri" de yer alıyor. Listede Kimler Var? Sızan veri tabanında, isimlerin organizasyondaki tam rolleri (üye, konuk veya konuşmacı) net olarak belirtilmese de dünya çapında tanınan çok sayıda popüler ve siyasi figür yer alıyor: *Scott
Duygu ve Düşünce