Giriş Bölümünden: Plastik Gelenek'in Anatomisi
Puan vermedi·183 syf.··
2025 72. kitabı
Eser boyu dört farklı bölümde geleneğin plastikleştirilme serüvenini ele almaya gayret ettim. Evvelemirde geleneği anlamak için geleneği yaşayan ve yaşatma imkanı bulunan tek varlık olarak insanı ele almak gerekiyordu. Sahih bir gelenekten bahsetmek içinse evvela sahih bir insan tanımında buluşmak elzemdir. Bu bakımdan insanın sınırlarının günümüzde silikleştiğini ifade etmek adına ikili bir mukayeseye giriştim. Bu mukayesede amacım evvela İslâm düşüncesinin insana çizdiği sınırların anlaşılması üzerineydi. Ardından Batının modern dönemlere değin insana çizdiği sınırların dönüşümünü incelemeye gayret ettim. Burada Batı düşüncesinin ana motiflerinden olan ve büyük kopuşda belki de son aktif rolünü icra eden Hıristiyanlığa değinmeden geçemezdim. Hıristiyanlık ortaya çıkışı itibariyle sûni, N. Attas’ın deyişiyle kültürel bir dindir. Sûni olmasının nedeni kurucusunun Allah’ın elçisi olan Hz. İsa değil Aziz Pavlus oluşunda düğümlenir. Modernliğin inşa edildiği zemin de Kilisenin enkazı üzerinde yükselir. Bu bakımdan Hıristiyanlığı doğru anlamlandırmak gerekecektir. Geleneğin yaşanmasının ikinci ayağı onun bir birliktelikle vuku bulması gerekliliğine dayanır. İkinci bölümde topluluk bahsini açarak nasıl bir birlikteliğin geleneği yaşatabileceğini işlemeye gayret ettim. Burada kitlenin bir geleneğe sahip olamayacağını tekrara lüzum yok. Topluluğun bir cemaat, ardından cemiyet haline gelmesinin yoluysa dil birlikteliğinden geçer. Dil meselesi çeşitli boyutları itibariyle modern dünyanın düğümlerinden biridir. Hem pratik, iletişim sağlama anlamında hem de teorik olarak bilgi üretiminde dil melekesi birincil kıymettedir. Bu bölümde gelenek kültür ilişkisini de aralarındaki irtibat bakımından sözkonusu edindim. Kültür modern dünyanın çok-anlamlı kilit kelimelerinden birisi
Plastik GelenekFatih Tekin · Ahval Yayınları · 20254 okunma
Puan vermedi·310 syf.··
2025 64. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2025 18:32
Postmodernlik ve Hoşnutsuzlukları, Polonyalı sosyolog Zygmunt Bauman’ ın toplumsal düzenin modernlikten postmodernliğe geçişini birey, toplum ve iktidar ilişkileri üzerinden incelediği eseridir. Bauman bu eserde, Giddens’ ın modern dönemin bireyin yaşamı üzerindeki etkileri ve sonuçlarını postmodern bağlamda ele almıştır. Etik yabancı, avangart, tüketim, sanat, din, kimlik, belirsizlik gibi temalarla modernlik ve postmodernliğin farklı boyutları üzerinde durmuştur. Eser çoğunlukla Bauman’ ın postmodernite tenkitlerini içermektedir. Modernitenin dönemselleştirilmesiyle ilgili Giddens’ın ‘geç modernlik’, Castells’ın ‘ağ toplumu’, Baudrillard’ın ‘tüketim toplumu’, Ulrich Beck’in ‘düşünümsel modernlik’, Georges Balandier’nin ‘ modernlik ötesi’ gibi tanımlamalarına karşılık Bauman ‘postmodernite’ tanımını tercih eder. Ona göre içinde bulunulan dönem postmodern bir dönemdir. Bu dönem modernliğin vaatlerine duyulan güvenin sarsılmasının neticesidir. Modern dönemin düzen, özgürlük, haz arayışı yerini postmodern dönemde belirsizlik, kaos ve güvensizliğe bırakmıştır. Bugün düzensizleştirme zamanıdır (s.9). Bauman’ a göre postmodern birey sürekli bir belirsizlik, kaos ve güvensizlik içindedir. Bu bağlamda temizlik ve düzen arasında kurulu bir düzenden söz eder. Buna göre temizlik bir düzen vizyonudur. Yani her bir şeyin olması gerektiği yerde bulunduğu ve başka hiçbir yerde bulunmadığı bir durumun vizyonudur. Bir ‘düzen’ imgesi olmadan, şeylere kendi doğru ve tam yerlerini biçmeden temizlikten söz edilemez. Temizliğin karşıtı kir, pis, kirleten unsurlar, münasebetsiz şeylerdir. Şeyleri kirli yapan onların içsel nitelikleri değil, bulundukları konumdur. (s.15) Temizlik ve bununla ilintili olan “hijyen” (pisliğin savuşturulması) merakının düzenin kırılganlığı ile ilişkisi
Postmodernlik ve HoşnutsuzluklarıZygmunt Bauman · Ayrıntı Yayınları · 200058 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Arka Kapak
Puan vermedi·142 syf.·
2025 19. kitabı
Fatih Tekin, ilk eseri olan “Modern ve Postmodern Kıskacında” kitabında İslâmi bir tefekkür usulüne dayanarak Batı düşüncesini anlama ve anlamlandırmaya çalışıyor. Eserde Batı düşüncesi dört farklı pencereden anlamlandırılıyor. Yer yer tarihi bilgilerin de araya serpiştirildiği metinlerde yazar bir kritik denemesinde bulunuyor. Modernite, postmodernite, ulusalcılık, küreselcilik, kapitalizm, âlim, aydın ve münevver kimliği gibi temel meselelerin merkeze alınarak işlendiği kitab, İslâmi tefekkür üzerinden bir anlamlandırma faaliyetine mütevazı bir katkıda bulunmak niyetinde.
Modern ve Postmodern KıskacındaFatih Tekin · Kudema Yayınları · 202322 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
Beğendi
·
2024 138. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 14 Mart 2024 00:00
Bismillahirrahmanirrahim, "Sanman taleb-i devlet-i câh etmeye geldik Biz âleme bir yâr için âh etmeye geldik". Yenişehirli Avni kitapta da anlatıldığı gibi demek istiyor ki, biz bu dünyaya makam mevki için gelmedik, biz bu dünyaya bir yâr için "âh" etmeye geldik. Âh etmek demek Allahu Teâlâ'ya tekrardan dönmeyi istemek demektir. Özlemek demektir. Biliyoruz ki Allah'tan geldik, Allah'a döneceğiz ve bu dünya bir manada bizim hasret çekmemiz gereken bir yer. Hayatımızın manası Allah'a ulaşma arzusu ve O'nun emirleri ve nehiyleri ile yaşamı güzel bir hale getirmektir. Öncelikle kitabın isminden başlamak istedim incelememe, çünkü başlık kitapta ne anlatılacağına dair fikir verme hususunda çok önemli bir yere sahiptir. Ve başlığın verdiği anlamlarda ayrı bir güzel, hem başta kendim unutmamak adına hem de okuyanlarla paylaşmak istedim. Kitabın 15. Bölümünde güzelce anlatılıyor. Kitap 17 bölümden oluşuyor, ve neredeyse her cümlesi her satırı insana birşeyler söylüyor, dikkatle ve sakinlikle okumak, üstüne düşünmek gerekir diye düşünüyorum. Tek tek bölümleri ele alıp, özetlemeye çalışacağım Allah'ın izniyle. Çünkü bu kitabı iyi tahlil etmek gerekir. Elimden geldiğince yapmaya çalışacağım tekrardan, Bismillahirrahmanirrahim, 1. Bölüm; Bu bölümde en önemli gördüğüm nokta Sadettin Ökten'in hem kendisinin hem de çocuklarının ergenlik dönemlerinde ergence davranışlarda bulunmadıklarını ve bunun sebebinin de ailelerindeki otoritenin babalarının değilde, Resulullah ve Cenab-ı Allah'ın olmasından kaynaklandığından bahsediyordu. Bu nasıl olur peki Saadettin hocadan dinleyelim; mesela babam annem ve yakın aile çevresi bize önce insanları değil Hz Peygamberi sevmeyi öğretti. Bu çok mühim bir şey. Şimdi önceliği insan sevgisine veriyorlar. İnsan sevgisi ile başlarsanız bir yere
Âleme Bir Yâr İçin Âh Etmeye GeldikM. Kemal Sayar · Truva Yayınları · 20211,222 okunma
Kültür kavramına kültürel antropolojik yaklaşımlar
8/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2025 6. kitabı
Egalité Bu kitabın yazarının başka kitaplarını daha önce okumuştum. Gayet objektif ve temiz yazan biri. Küreselleşmeyle beraber gelen kültür, postmodernite ve kimlik konularına alanında önde gelen antropolog ve düşünürlerin yaklaşımlarını aktarıyor ve yeri geldiğinde başkalarının ve kendisinin eleştirilerini sergiliyor. Bu tartışmada ayrıntılı olarak ele alınan antropologlar arasında, ülkemizde de kitapları yayınlanan Clifford Geertz ve Marshall Sahlins de var. Bu kitabın dilimize henüz aktarılmamış olması, antropoloji arkeoloji mitoloji alanlarında kitapların peşpeşe yayınlandığı ülkemizde bir eksiklik olarak görülmeli.
Düşünce
Culture: The Anthropologists' AccountAdam Kuper · Harvard University Press · 20001 okunma
9/10
·608 syf.··
Beğendi
·
2024 36. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 12 Mart 2024 10:38
“Çocukların anne babalarının iç hayatını anlama kabiliyetleri sınırlıdır, onu kendi öznelliklerinin merceğinden algılar ve sadece kendilerini etkilediği ölçüde anlarlar. Çocuklar bu bakımdan son derece kalın kafalıdır”. Hayata eksik ve bağımlı olarak başlamak bizi bir çok şeye mahkum bir varoluş sunar. Bu istesek de istemesek de başımıza gelir. Biz bir toplum içinde yaşadığımız için tüm öğretiler buna göredir. Yapı böyledir çünkü. Çok büyük çoğunluğumuz bir aile ortamına doğar. Bir kısım ise bitki misali yetiştirilmek üzere aynı ‘hane’ ye ekilir. İster bir ister iki ebeveyniniz olmadın ök’süz hane yoktur; sadece ‘yetim’ haneler vardır. Bu bize soy-ad varlığına götürür. Soy ve mal üzerine kurulu bu dünya düzeni içinde, kişi sıkışmıştır. Bu sıkışıklık ise normalize edilir. Tüm kurumlar bu normalizasyon içinde yer alır. Aile, okul, kilise, işyeri ve hukuksal düzen. Modernite denilen kavram tam olarak ortaya koyulamadan postmodernite gündeme gelmiş durumda. Modernite bir sürü yere çekiştirilen şekilsiz bir durum. İş, ekonomi, sanat, psikoloji alanları ilk aklıma gelenler. Postmodernite ise tam oluşmamış bu kavramın üzerine oturdulan bir kavram. Tıpkı kitap gibi tekinsiz bir varoluş süreci sonucu meydana gelmiş şekilsiz ve kesintisiz durumlar. İnsan evladı bir bilinmez karşısında daima yaptığı şeyi yapar elinde olanla onu tanımaya ölçmeye çalışır. Ölçme aletinin hassasiyeti ise bilinmezi bir kalıba mahkum eder. Jung bu noktada insan davranışlarının doğasını ortaya koymak için bir sürü arketip üretmiş ve tüm söylemlerinde bunlardan bahsetmiştir. Kitabın kahramanı Benny ise gerçeküstü bir anlatımla bu çoklu arketiplerini bize aktarır. Konuşanın kim ve ne olduğundan bağımsız; kitap kapital sistemden sıkışan bireyin cılız ve çoklu sesidir. Bir annedir çöplerden bir dünya
Edebiyat & Roman
Biçimin ve Boşluğun KitabıRuth Ozeki · İthaki Yayınları · 2023147 okunma