Ruhçözümlemesi, hastanın sadece düşlerini değil, onun 'nasıl' konuştuğunu, 'nasıl' sustuğunu ve vücudunu 'nasıl' tuttuğunu incelemek zorundadır. Direnç, kelimelerde değil, duruştadır.
Kelimeler yalan söyleyebilir ama bedenin duruşu (postür) asla. Hastanın terapiste bakışı, omuzlarının düşüklüğü veya çenesinin sıkılığı, onun tüm hayat hikayesini anlatır. İyileşme, bu bedensel "direncin" çözülmesidir.
Duygu: Algı tarafından tetiklenen, birlikte oluşan ve istem dışı gerçekleşen iç eylemlerin toplamıdır. (Örneğin; olağan kas hareketleri, kalp hızındaki değişim, solunum, hormonal salgı-lar, yüz ifadeleri, postür, vb.) Bu tür duygusal eylemler genellikle homeostazı desteklemeyi amaçlar; buna örnek olarak, korku veya öfke yoluyla tehditlere karşı koyma ya da sevinç yoluyla başarılı durumlara dikkat çekme gösterilebilir. Hafızamızda yer alan olayları hatırladığımızda da hisler oluşur.
Hissetme: Organizma homeostazının çeşitli durumlarıyla uyumlu ve bunlara eşlik eden zihinsel deneyimlerdir. Bunlar açlık ve susuzluk, acı ya da haz gibi homeostatik duygular şeklinde birincil ya da duygusal olarak tetiklenmiş korku, öfke ve neşe gibi duygular olabilir.
"Kambur durmak yerine dik oturursanız, kendinizi daha mutlu hissedersiniz. Beyniniz, ağız ve omurganızın yaptığı bu hareketlerin, sizin neşenizden kaynaklandığını varsayar. "