Emek.Sermaye.Bölmüşler dünyayı kendilerince ikiye.Biri diğeri olmadan yaşayamayan iki ayrı sürü.Eğer kabul edersen hayatı geldiği gibi, bulursun kendini cephelerden birinin içinde. Kafanı kaldırsan göreceksin oysa hepsinin kuru gürültü olduğunu.
"Onların oynadıkları oyun, günün üç saatini içlerinde bağırıp çağıran anarşiste ayırıp geri kalan zamanında normal bir insan gibi yaşamaktan ibaret.Çok azı söylediklerini yapar... Barış ve anarşi işaretini sokaktaki bir kadın heykelinin iki göğsüne çizenler bu salaklardır işte ...
Çelik hümanistler çelik kapı taktırırlar evlerine, adlarına methiyeler dizdikleri kaosun, devrimin geldiği gün kedilerine bir zarar gelmesin diye.Sağdan nefret ederken soldan da nefret etmeyi unutanlardır bunlar.Kişisel muhalefetlerine bir kalabalığın fikrini eklemekten zevk duyarlar. “Sola daha yakınım!” derler utanmadan.Gölgesiz yaşayamazlar, yalnız kalmaktan ödleri koptuğu için. Yakın olmazlarsa herhangi bir tarafa, yok olacaklarını düşünürler."
"Okumayı ve yazmayı öğrendiğim güne lanet ediyorum.Pişman olabilseydim, bu ikisini yapabildiğime pişman olurdum.Eğer okumasaydım kimsenin ne düşündüğünü bilemezdim.Dünyanın döndüğünden habersiz olurdum.Ve her şeyi kendim keşfederdim.Cehaletimi bilemek harika olurdu.Ve tırnaklarımla kazıyarak öğrenebildiğim çok az ama bir o kadar da keskin ve kesin bilgiyle ölür giderdim.Kafamda hiç bir kuşku olmazdı.Sadece kesinlikler cirit atardı bedenimde.Hak ederek elde ettiğim, sadece düşünerek ulaştığım kesinlikler."