10/10
·343 syf.··
2026 158. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 19:34
Toplumsal düzene, kimlik arayışına, bürokrasiye karşı eleştirel ve güldürü biçiminde yazılmış şahane eser. Yer yer güldüm, fakat aynı düzeyde, düşüncelere dalıp hüzünlendim. Zira günlük, pratik sorunları aşmak adına verilen bir mücadele değildi Yaşarınki, var olma çabasıydı adeta. Yaşadığını kanıtlama, ben buradayım diyebilme mücadelesi..
Yaşar Ne Yaşar Ne YaşamazAziz Nesin · Nesin Yayınevi · 200816,2bin okunma
9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 16:32
Bu kitap 336 sayfalık genişletilmiş baskının 160 sayfalık özet/pratik versiyonudur Elimizdeki bu 160 sayfalık eserin ilk 100 sayfası Abdulfettah Ebu Gudde'nin Riyad’da Arapça olarak yazdığı orijinal 'Kıymetü'z-Zaman Inde'l-Ulema' kitabı merkez alınmış ve aynı zamanda çevirmenimiz Enbiya Yıldırım aydınlatıcı dipnot ve şerh açıklamalarıyla okuyucunun anlatılanları daha doğru ve kapsamlı bir şekilde kavramasını sağlıyor Geriye kalan 60 sayfada ise Enbiya Yıldırım 'Ekler' bölümü altında konuyu zenginleştirmek amacıyla Ali Fuad Başgil, Osman Nuri Topbaş, Gürbüz Deniz gibi yazarlardan destekleyici alıntılara yer veriyor Abdulfettah Ebu Gudde eserinde geçmiş dönemdeki büyük İslam alimlerinin hayatlarından örnekler veriyor bu alimlerin yemek yerken yürürken hatta ve hatta ölüm döşeğindeyken bile vakitlerini boş yere harcamamak için nasıl çabaladıklarını anlatıyor Büyük İslam alimlerinin zamanı değerlendirme konusundaki çabalarına gerçekten imrendim çok vaovluk örnek hayatlar anlatılmış kitapta bunu da mı yapmışlar diye diye okudum ilk 100 sayfayı ama tabii çok uç örnekler olduğu için biraz yavaş aktı sayfalar... Enbiya Yıldırım'ın farklı yazarlardan derlediği son 60 sayfalık 'Ekler' bölümü ise daha günümüze uyarlı pratik ve üstünde düşünülebilir nitelikte olduğu için su gibi akıp gidiverdi Velhasılıkelam yavaşıyla hızlısıyla her türlü okunması gereken insanın vicdanına dokunan durup da zamanımın gidişatı nasıl bir gidişat sorusunu kendisine sorduran fazla uzatıp da insanı yormayan bir kitaptı Alın aldırın okuyun okutturun zamanınızın kıymetini de bilin Saygılarla
Zamanın Kıymeti-Pratik BaskıAbdulfettah Ebu Gudde · Takdim Yayınları · 20197,3bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Biraz da tarih incelemeleri :)
Puan vermedi
Menderes'in Dış Politikası Batı'nın Güdümündeki Türkiye Hüner Tuncer Doç. Dr. Hüner Tuncer’in titiz bir arşiv çalışması ve diplomatik birikimiyle kaleme aldığı Menderes’in Dış Politikası eseri, Türk dış politikası tarihinin en radikal dönüşüm süreçlerinden birini uluslararası ilişkiler disiplininin temel yapı taşları üzerinden analiz eden sarsıcı bir kitaptır, Tuncer, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini oluşturan ve geleneksel dış politikayı biçimlendiren Atatürkçü ilkeler ile 1950-1960 yılları arasında Demokrat Parti (DP) iktidarı tarafından hayata geçirilen pratikler arasındaki derin kırılmayı mercek altına almaktadır. Kitap, temelde realist bir uluslararası politika perspektifiyle yazılmış olup, bir devletin kendi ulusal gücüne dayanmaksızın, salt bir süper gücün koruyuculuğuna ve dış yardımlara yaslanarak tam bağımsızlığını sürdüremeyeceği tezini savunmaktadır. Tuncer, yapısal analize geçmeden önce, Atatürk dönemi dış politikasının "gerçekçilik", "tam bağımsızlık", büyük güçler arasında denge kurma ve ideolojik dogmalardan uzak durma gibi temel prensiplerini anımsatarak, Menderes dönemindeki "sapmanın" teorik ve pratik boyutlarını daha görünür kılmaktadır. Uluslararası sistemin İkinci Dünya Savaşı sonrasında çok kutupluluktan iki kutupluluğa evrilmesi ve Soğuk Savaş’ın tırmanması, Türkiye’nin jeopolitik konumunu kırılgan bir zemine taşımıştır. Eserde, bu dönemin en kritik eşiklerinden biri olan İkinci Dünya Savaşı ertesindeki Türk-Sovyet ilişkileri ve SSCB’nin Boğazlar ile Doğu Anadolu üzerindeki haksız talepleri teferruatlı bir biçimde incelenmektedir. Yazar, bu noktada önemli bir tarihsel ayrım yapmakta; İsmet İnönü dönemindeki Batı’ya yakınlaşma hamlelerinin savaş sonrası koşulların ve Sovyet tehdidinin dayattığı istisnai, konjonktürel bir zorunluluk olduğunu belirtirken, DP iktidarının bu çizgiyi
Menderes'in Dış Politikası Batı'nın Güdümündeki TürkiyeHüner Tuncer · Kaynak Yayınları · 20133 okunma
Zaman akıyor da ya sen?
Puan vermedi·160 syf.··
2026 5. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 16:11
Şüphesiz ki çoğumuz zamanın ne kadar kıymetli ve geri getirilemez olduğunun farkındayızdır. Zaman, bu kadar ehemmiyetli iken bu farkında oluş tek başına yeterli değildir ve tek başına bizlerin yaşam kalitesinde değişikliğe yol açmaz. Zamanın kıymetini bir şeyleri kaybedince ya da bazı fırsatları kaçırınca daha iyi idrak ederiz. O anlarda bir saniyeyi dahi geri getirememek en büyük pişmanlığımız ve yakarışımız haline gelir. Keşkelerle boğuşur, ah vah ederiz. Böyle durumlarda zamanın acımasız ve hızlı geçişini iliklerimize kadar hissederiz. Zaman, her ne kadar bizler için soyut bir kavram gibi görülse de aslında en somut, yaşamımızın düzenini en çok belirleyen ve hayat kalitemize en çok etki eden mefhumdur. Biz zamanı her şeyden bağımsız, bizimle ilgisi olmayan ve kendi halinde alan bir nehir gibi zannederiz. Oysa saçlarımız beyazlayınca anlarız zamanın ne kadar hızlı geçtiğini ve o zaman anlarız yılların bizi eskiten bu acımasız geçişini. Yüce Allah'ın, ayetine zamana yemin ederek başlaması onun aslında ne kadar önemsenmesi ve dikkatli kullanılması gereken bir değer olduğunu gözler önüne seriyor. "Zamana yemin olsun ki insan ziyandadır." Burdan anlaşılması gereken bir diğer husus ise zamanı boşa tüketen insanın açıkça bir ziyanda olduğudur. En kötüsü ise insanın ziyanda olduğunun farkında olmayışıdır. Kısaca, zaman ziyan eder. Zaman sizi yönetirse sizi ziyan eder, zarara uğratır. Siz zamanı yonetirseniz hayatınızın düzenini kuracak en büyük sermayeyi elinize almış olursunuz. Ve büyük yararlar sağlarsınız. Allah da inşirah süresinde bizlere; "O halde mühim bir işi bitirdiğinde hemen başka bir mühim işe sarıl. Dua ve niyazla yalnızca Rabbine yönelip yalvar!" Buyurmaktadır. Allah tembelliği değil, dünya ve ahiret için çalışmayı öğütler. Kitapta birkaç örnekte bazı
Zamanın Kıymeti-Pratik BaskıAbdulfettah Ebu Gudde · Takdim Yayınları · 20197,3bin okunma
7/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2026 00:00
Kitabın temel iddiası, "İnsanlar karmaşık mesajları anlamaz, net hikâyeleri anlar. Eğer markanız ne sunduğunu birkaç saniye içinde anlatamıyorsa, müşterilerin ilgisini kaybetmesi kaçınılmazdır." olarak özetlenebilir. Miller, kitabında markaları bir hikâye anlatıcısı gibi düşünmeye davet ediyor. Bu hikâyede kahraman marka değil, müşteri. Marka ise müşterinin sorunlarını çözmesine yardımcı olan rehber rolünde. Bu yaklaşım, birçok işletmenin yaptığı en büyük hataya işaret ediyor; müşterinin ihtiyaçlarına odaklanmak yerine, sürekli kendinden bahsetmek. Verilen örnekler sade, uygulanabilir ve özellikle küçük işletmelerden büyük şirketlere kadar geniş bir kitleye hitap ediyor. Bu nedenle, özellikle girişimciler, içerik üreticileri, küçük işletme sahipleri ve kişisel marka oluşturmak isteyenler için yeni bilgiler içeriyor. Okuduktan sonra birçok reklamın, internet sitesinin ve sosyal medya hesabının neden etkisiz kaldığını farklı bir gözle değerlendirmeye başlıyorsunuz. Marka Yaratmak, pazarlamayı insan zihninin hikâyelere nasıl tepki verdiği üzerinden açıklayan pratik bir rehber. Hikâye, mit ya da masalın yakalayamayacağı insan zihni henüz evrimleşmedi :)
Marka YaratmakDonald Miller · Epsilon Yayınevi · 202329 okunma
Puan vermedi·540 syf.··
2018 120. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 17 Aralık 2018 00:00
Kitap için sayfa sayısına rağmen 24 saatte biterek bir ilk'e imza attı diyebilirim. Çünkü konuya girmek için gereksiz yere uzatılan sayfalar karşılamadı beni. İlk sayfalardan içine hapsedince bitirmeden çıkmak olmuyor malumunuz. Tabi ki çok sevdiğim ve bir kaşık suda boğmak istediğim henüz iyi miii, kötü mü olduğuna karar veremediğim gizli kahramanlarım vardı. Bunların yanı sıra hayrete düşürenler de vardı ki ana karakterde bunu sık sık yaşadım. "sen insansın" diye tutup sarsmak istedim. "evet yakışıklı olabilirsin, çekici olabilirsin, zeki olabilirsin, pratik zekaya sahip olabilirsin, dirayetli olabilirsin, sadık olabilirsin, iradeli olabilirsin, romantik olabilirsin, düşünceli olabilirsin, detaycı olabilirsin, merhametli olabilirsin, acı çekmiş olabilirsin, dürüst olabilirsin, güvenilir olabilirsin ... Ama hepsi birden olamazsın kendine gel" demek istedim. Ama bu büyüyü bozmak istemediğim için sustum. Bir karakterde bu saydıklarımın hepsi var ve bu yüzden başına gelenleri, verdiği tepkileri, olaylara yaklaşımını, bulduğu çözümleri merak ve hayretle okuyorsunuz. Sanırım kitabın sıkmaması da bundan kaynaklanıyor. Şahsen ben sıkılacak vakit bulamadım. Karakterlerin ağzından, geçmişlerine yönelik anlattıkları hayat kesitleri de çok etkileyiciydi. Hepsinde ayrı bir kırılma noktası mevcut. Eh böyle olunca yan karakterlerin hayatları da okuyanı sıkmaktan uzaklaşıyor. Tepkileri hafif bulduğum kısımlar yok değil, ama karakterlerimiz daha sonra birbirlerine anlatırken ya da hatırlarken yaşıyorlar asıl yoğunluğu. Bu yüzden devamını çok merak ediyorum. Tek kötü yanı var, fazla kahve içirtiyor. Okuyunuz efendim, hayatın içinde ki her duygudan dozunda bulacaksınız. Keyifli okumalarınız daim olsun...
Acı Bir Tebessüm-BaşlangıçBarış Demirbaş · Anatolia Kültür Yayınları · 201857 okunma