Modern çağda şöyle bir problem var; hep başka bir yerde olmak istiyoruz. Bulunduğumuz yer bize hiç mut­luluk vermiyor. İnsan hep başka iklimlerin yeşil kırla­rına özlem duyuyor, biriyle birlikteyken aklı cep tele­fonunda oluyor. Bir yere tatile gittiğinde, "acaba buraya değil de başka bir yere mi gitseydim?" diye düşünüyor. Buna bir psikolog, "seçim paradoksu" diyor. Seçmedi­ğimiz her şey için bir tür azap hissetmeye başlıyoruz.
Alıntı
Kürdler, kendi ülkeleri Kürdistan'da (Kürdistan ulusal dinamikleri ve coğrafyası parçalanmış parçalı olarak tutularak yönetilebilen Kürdlerin kadim yurdudur.) binyıllardır yaşayan bir halktır. Kürdlüğün tanımında herhangi bir problem yoktur. Yüzyıllardır bütün işgalcilerin uğradığı bir yurttur Kürdistan. Moğol sürülerinden, İskender sürülerine kadar, Osmanlılardan, Arap istilalarına kadar bütün bu bölgenin bu coğrafyanın istilacılarının uğradığı bir uğrak yeridir Kürdistan. "Kürdlük"ün bu temel üzerinde tanımlanmasında en ufak bir problem yoktur. Türkiye'de bir Kürd sorunu yoktur bu anlamda. Kürdler kendi coğrafyalarında, kendi topraklarında yüzyıllardır yaşayan sürekli istilaya uğrayan sürekli katliamlara tabi tutulan bir halktır ve bunun tanımında da en ufak bir tereddüt yoktur.
Kendi gibi olmayan bir çocuk da orijinalliğini kaybeder, rengi solar. Rengi solan, orijinalliğini kaybeden bir çocuğun orijinal bir fikir bulması da mümkün değildir. Verilen problemleri doğru çözer ama kendisi yeni bir problem yazamaz. Problemlere öğretilen cevapları, çözümleri bulabilir ama kendi çözümünü yaratamaz.
Sayfa 165·Kitabı okudu
Alıntı
Tane tane konuşuyordu babam ve gerçekten çok üzgündü. "Bunca yıllık meslek hayatımda gördüklerimden çıkardığım dersler pek çoktur. Zalimlik, kaba kuvvet ve şiddet bir zekå sorunudur oğlum. Aklıyla problem çözebilenin dövüşmeye, silaha, yumruğa, bir başkasını ezmeye ihtiyacı yoktur. Ben iki çocuğumun da aklıyla hayatta kalmasını istiyorum. Onları böyle yetiştirmek için gayret ediyorum. Nihayetinde sen bir gençsin. Elbette kavga da edeceksin. Yanlışlar yapacaksın. İnşallah bütün yanlışlarından sonra doğruları bulmana yardımcı olabilecek kadar ömrümüz vardır. Sen çok akıllı ve efendi bir delikanlısın. Hata yapmak insana özgü. Fakat hatalarını tekrar etme. Tekrar edersen alışkanlığa dönüşür. O alışkanlıklar da huyun olursa işte o kötü. Zekân seni değil, sen zekânı yönetir ve kötüye kullanırsın. Buna da akıl denmez oğlum. 'En aptal kimdir bilmek istiyorsan, en zalimi bul! derler. Bu sözümü hiç unutma, olur mu? Zalim olma!
Sayfa 85·Kitabı okudu
İntiharcılar her zaman problem çocuk olmuşlardır. Ailenin hiç değilse bir tarafınca şımartılmış, aşırı duyarlı tiplerdir.
Alıntı
Kuşkusuz Osmanlı hükümdarları 15. yüzyılda üniversal bir devletin başındaydılar. Daha açık bir ifadeyle de süratle büyüyen askeri bir devletten sorumluydular. Büyük sorunlarla uğraştılar. Osmanlı yönetim müessesesinin karşılaştığı en büyük problem veraset sistemidir.
Tarih