"Neville onu niye ninesinin büyüttüğünü sana anlatmadı mı?" dedi.
Harry başını iki yana salladı. Neville'i dört yıldır tanıyordu, nasıl olup da bunu sormayı akıl etmediğini anlayamıyordu.
"Evet, Neville'in annesiyle babasından bahsediyorlardı," dedi Dumbledore. "Babası Frank tıpkı Profesör Moody gibi bir Seherbaz' dı. Duyduğun gibi, o ve eşi, Voldemort'un gücünü yitirdikten sonra nerede olduğunu söyletmek amacıyla işkence gördüler."
"Yani öldüler mi?" dedi Harry alçak sesle.
"Hayır," dedi Dumbledore. Sesinde Harry'nin daha önce hiç duymadığı bir acı vardı. "Delirdiler. İkisi de St Mungo Sihirsel Hastalıklar ve Sakatlıklar Hastanesi'ndeler. Sanırım Neville tatillerde ninesiyle birlikte onları ziyaret ediyor. Onu tanımıyorlar."
Neville'a kocaman sarilmak istiyorum. Onu cok seviyorumm. O kadar guclu ki bu yasadiklarina ragmen·Kitabı okuyor
Yükseköğretim Yasası’nın mimarlarından Profesör İhsan Doğramacı, seçkin devlet üniversitelerine giremeyen zengin çocukları için, Türkiye’nin ilk özel üniversitesi olan Bilkent’i açtı. Bu üniversite, Amerikan üniversite kampüsünü model aldı ve kafetarya menüsü de dahil olmak üzere her şey İngilizce yazıldı.
Siyonist lider Halın Weizmann-Celal Bayar buluşması
Haim Weizmann'ın hayali nihayet gerçekleşmişti.
Takvimler 27 Kasım 1938'i gösterirken eşiyle birlikte İstanbul'a ulaştı. Amacı Siyonizm davası içindi. Kendilerini kısa boylu, geniş omuzlu, kızılımtırak bıyıklı, melon şapkalı Avrupalı bir Levanten kırmasını andıran *Dişçi Sami Günzberg* ve birkaç Yahudi profesör karşıladı.
Fransız doktoru Fissenger ile Viyanalı Profesör Eppinger ve Berlin'den Profesör Bergman konsültasyona çağrılmışlardı. Has ta demir gibi kuvvetli naturası ve kırılmak bilmeyen yaşamak azmi ile krizlere mukavemet etti ve günün hadiseleriyle alakadar oldu. Fakat maatteessüf hastalık ilerlemekte devam etti:'