Gazi Mustafa Kemal Paşa: Meclis-i Ayan'ın varlığı, hatadan korunmayı tamamen sağlayamadığı gibi milli egemenliğin temsili ve gerçekleşmesi açı­sından da sakıncalıdır. Seçilmiş olsa bile . . . Velid Bey: Mesela, mahkemelerin aşamalarında, yalnızca ilk meclisten verilen bir kararın yanlış olabilme ihtimaline karşı, birinci veya ikinci dere­cede . . . Gazi Mustafa Kemal Paşa: Efendim, söz konusu sorunu gidermek için mutlaka başka bir meclis kurmafda ısrar ediliyorsa bu çerçevede başka bir tedbir düşünmek gerekir. Program ve meslek sahibi patÛlerin efŘleri önem­lidir. Elbette mecliste bulunan partiler, kanunları kendi program ve fikirleri doğrultusunda kanun çıkarmak isteyeceklerdir. Belirli ve olumlu bir progra­ma dayanan bir partinin çıkarmak isteyeceği kanunu, Meclis-i Ayan değişti­ remez. Kanun af¨cikarirken, farkli programlar, yaklaşımlar ve bakış açılan çatışabilir. Mecliste çoğunluğu oluşturan partiņin belirli görüşü uygulanır. Müştak Bey: Meclis-i Ayan olmayan hükümetlerde, çok güçlü bir dev­ket şurası bulunur. Buradan geçen kanun, parlamentoda yalnızca siyasi bakış açısından değerlendirilir. Hem inceleme hem düzenleme hem de uygulama yetkisi sadece üstte olmamalıdır; altta da bulunmalıdır. Böylece hem dü­ zenleme hem uygulama yetkisi korunursa, denetleme imkanı çok açık bir gerçek haline gelir. Gazi MusfŖfa Kemal Paşa: Devlet şurasıni biz de kuracağız. Meclis, ka­nunları Bakanlar Kurulu ve onun içinde Adalet Bakanlığı aracıliğıyla uygular. Falih RıkƗ Bey: Paşa Hazref¥eri! Meclis konusunda bir şeyimiz daha var. İstanbul'dayken bir yabancı muhabirle görüşmüştüm. Vatandaşlığı ka­bul eden Hıristiyanlar, mesela İstanbul' da yoğun Yahudiler fïlan var.
Sayfa 61 - Can yayınları 2026
Edebiyat-Siyaset-Politika-Tarih
Birini size karşı saplantılı hale getirmek oldukça kolaydır. Kişinin benlik algısını beslemeniz yeter. Böylelikle insan, herhangi birini kolayca kendi çıkarı için kullanabilir. İpucu, davranışçı yaklaşımların en temel ilkelerinden birinde yatıyor: pekiştirme. Öngörülebilir ve sabit zamanlı pekiştirmeler olabilir bunlar. Örneğin, her cuma ödeme yapmak ya da her Sevgililer Günü'nde sevişmek gibi. Onu alacağınızı bilirsiniz ve bu memnuniyet yaratır: bütün hafta boyunca çalışmanın karşılığını vermek ya da şubat ayında, eve kalp şeklinde bir kutu dolusu çikolata getirmek. Ama bu, heyecanın bir kısmını da yok eder. Değişken aralıklı pekiştirmeler daha etkilidir. Program rastgeledir. Ödülünüzü ne zaman alacağınızı bilme şansınız yoktur. Bu durumda, fareler küçük delik canavarları gibi manivelaları itecek, bu eylemlerinden birinin sonunda, bir ikram sunulacağını umut edeceklerdir. İnsanlar açısından değişken aralıklı pekiştirme, Vegas'taki kumar makineleri gibidir. İster hesaplanmış olsun ister basit bir sokak makinesi, Shelly işin inceliklerini kapmıştı. Biraz ver, sonra geri al. Oscar'ın aklını karıştır, sonra, tekrar istediğini elde ettiğinde onu telaşa düşür.
Reklam
KURAN, ARI, MUCİZE, BİLİM.. OKU NOT AL. ÖĞREN, ÖĞRET, NAHL-68
=>Arıların Özellikleri-Bal.<= Arılar, dünyadaki düzen için temel taşı mahiyetinde canlılardır. Arıları ekosistemden çekersek insan nesli bile tehlikeye girer. Çünkü arıların bal yapmak haricinde çok önemli vazifeleri vardır. Buna rağmen arıların sadece bal yapma vazifesine bile bakılsa onların dünya için ne kadar kıymetli oldukları anlaşılır. Arılar, milyonlarca yıldır bal yapmalarına rağmen yaptıkları balın şekli hiç değişmemiştin Kraliçe arının omrü 3-5 yıl, işçi arılarının yazın 1-1,5 ay, erkek arıların ise ömürleri altı aydır. Bir arının ömrü boyunca yaptığı bal, bir çay kaşığının ancak onda biri kadardır. Yani bir çay kaşığı bal için 10 tane arının ömur boyu çalışması ve bir kilogram bal için bir kovan arının yaklaşık 240.000 kilometre uçması gerekir. Dünyanın çevresi 40.075 kilometredir. Yani bir kilogram balın üretilmesi için arıların dünyanın etrafını neredeyse altı kez dolaşacak kadar yol katetmesi gerekir. Ayrıca arılar bir kilogram bal için birkaç milyon çiçek ziyaret eder. Orijinal bir bal, iki bin sene bozulmadan yenilebilir. Böyle bir işi, tüm meslek gruplarının en iyi elemanları dahi toplansa yapamaz. Zira arı, dünyaya mükemmel bir program dahilinde gönderilmiştir. Arılar, çiçekleri gezerken arının gövdesine, kanatlarına ve ozellikle de bacaklarına tozlar-polenler bulaşır. Arılar, kondukları çiçeklerin cinsine dikkat ederler; örneğin bir gülün üzerine konan arı, ardından sümbüle değil, yine başka bir güle gider. Yani her seferinde aynı tür çiçeğin farklı fertlerini tercih eder. Bu sayede bitkiler arasında doğru şekilde döllenme gerçekleşi r ve arılar, âdeta çiçeklerin aşlamasını yapmış olur. Eğer arı, bir güle konduktan sonra gidip sümbüle veya başka bir tür çiçeğe uğrarsa, taşıdığı polen farklı bir türe ait olacağı için döllenme meydana gelmez. Arının
Ergenler için güçlü bir ortak insanlık deneyimi sağlayan Challenge Day adlı harika bir program vardır. Program bir grup lise öğrencisini, akranlarıyla bağlılık duygularını geliştirmek için tasarlanmış, gün boyu süren bir dizi etkinliğe sokar. Örneğin "Bizi Ayıran Çizgiler" adlı bir alıştırmada, gençlerden okulun spor salonunun bir tarafinda sıraya girmeleri istenir. Ardından bir takım lideri, bir dizi acı verici deneyimden bahseder ve insanlardan bu deneyimi daha önce yaşamışlarsa spor salonunun diğer tarafina geçmelerini ister. Her olay, herkesin kendi arasında kimin acı çektiğini görmesi için yeterli zaman sağlanarak yavaş yavaş duyurulur. "Ten renginizden dolayı incinmiş veya yargılanmış hissettiyseniz, lütfen çizginin diğer tarafina geçin... Bir sımifta bir öğretmen veya bir öğrenci tarafından küçük düşürüldüyseniz... Gözlük, diş teli veya işitme cihazı taktığınız için, konuşma tarzınız, giydiğiniz kıyafetler ya da vücudunuzun şekli, boyutu ya da görünüşü nedeniyle zorbalığa uğramış, alay edilmiş veya incinmişseniz..." Bir noktada odadaki hemen hemen herkes çizginin diğer yanına geçer, bu da tüm gençlerin bir noktada yargılayıcı zulümden mustarip olduğunu açıkça ortaya koyar. Bu alıştırma,en katı çocukların bile, kendileri ve başkaları için şefkatle gözyaşları dökmesini sağlar. Bu deneyim, gençlerin kendilerini yapayalnız hissetmelerine neden olan hayali duvarları parçalayarak onların soyutlanma duygularının bir yanılsama olduğunu anlamalarını sağlar ve aralarındaki çatışma olasılığını azaltır.
Proje x, amacımız zamanı daha iyi kullanmanın yolunu bulmakta program çok başarılıydı. insanlara saatler kazandırdık. işleri hızlandı, verimlilik arttı ama sonra fark ettim ki hızlanan saatler kalpleri yavaşlatıyordu. Çünkü zamanını kazanıyorlardı ama anı yaşamayı kaybediyorlardı. Ben de aynı hataya düştüm.planların, tabloların içinde yaşarken ailemi dostlarıma gerçek hayatı erteledim. işte bu yüzden proje eksik gizledim. insanlara vermek istediğim mesaj, onları sadece daha hızlı yapan bir yöntem olamazdı. onları asıl söylemek istediği bir şey şuydu: zamanı değiştirmeye çalışmak yerine kendimizi değiştirmeliyiz.
Sayfa 113
“Sen kadere inanır mısın?” “Nedir o? Bir program mı?” “Daha çok, programları altüst eden bir şey.”
Sayfa 84·Kitabı okudu
Reklam
Reklam