Askerî alanın yanı sıra idari, mali ve siyasi alanlarda da yapılacak reformları içeren bir program hazırlandı. 1794’te Nizâm-ı Cedid, yani “Yeni düzen” uygulanmaya başlandı. Arka arkaya mağlubiyetler alındığı için daha önceki devirlerde olduğu gibi yeniliklere ordudan başlandı. Fransa başta olmak üzere Avrupalı devletlerden askerî uzmanlar getirilerek, onların teklifleri doğrultusunda yeniliklere başlandı.
Avrupa Model Alındı III. Selim, artık büyük bir dönüşüm yapmadan imparatorluğu toparlayamayacağını anlamıştı. Kendisinden önce birçok padişah ıslahat yapmışsa da bunlar bir program dâhilinde olmamıştı. Tehlike kapıya geldiği zaman ıslahat yapılmış, uzaklaşınca bırakılmıştı. III. Selim, ıslahatlara girişmeden önce Avrupa’yı tanımak için elçiler gönderdi. Viyana’ya giden Ebubekir Ratib Efendi buradaki askerî sistemi ve diğer kurumları anlatan bir sefaretnâme, yani elçilik raporu kaleme aldı. Bu eseri inceleyen padişah kendi düşüncelerini de ilave ederek bir ıslahat programı hazırlamaya başladı. Ayrıca çoğunluğu ileri gelen devlet adamlarından oluşan 22 kişiye yapılması gereken ıslahatlar için layihalar hazırlamalarını emretti. III. Selim, bu görüşleri aldıktan sonra bir heyet kurarak yapılacak ıslahat için bir program hazırlanmasını istedi.
Reklam
Paulus, kozmik bir program hayal etmiştir; insanlığın ortak günahına sıradan bir beşerin değil ancak Tanrı’nın Oğlu olan kurtarıcı bir Mesih’in kefaret olabileceğine inanmıştır. Bir başka deyişle kendisini insanlık için feda ederek gelecek gazabı kaldıran bir figür de kozmik olmalıdır ki, Paulus’a göre ancak Tanır’nın Oğlu bu imtiyaza sahiptir. Tanrı, kendi öz oğlunu insanlık için ölüme teslim etmiştir. Tanrı Oğlu’nun ölümü sayesinde insanlık Tanrıyla barışmıştır.
Sayfa 295·Kitabı okudu
Din
Sızma
Örgütün öncelikle tayin daire başkanlıklarını ele geçirdiği, sonrasında Harp Akademileri'nin en kritik şubeleri olan Plan Program Şubeleri'ne uygun örgüt mensubu atamalarının yapıldığı anlatılmakta. Son yıllardaki kurmay subayların tamamının kendilerine uygun olması sağlanarak TSK'daki en kritik yerlere yerleştirildiği belirtilmiştir. Kurulan sistem ile önümüzdeki yıldan itibaren terfi edeceklerin tamamının bu yapı içerisinde olacağı kaçınılmaz olduğu değerlendirilmekltedir.
Köy Enstitüleri...
Anlayacağınız, sabah 6'da başlayan program gece 11 'e kadar genel kültür, tarım ve teknik derslerle sürerdi. Yılda 11 ay, günde 8 saat ders, 1 saat kitap okuma, 2 saat ders çalışma zamanı, Cumartesi 4 saat, yani toplamda 44 saatlik bu program sayesinde görünürde 5 yıl olan ortaöğretim aslında 7-8 yıllık eğitime eşti. Bu da "Beş yıllık orta-lise eğitimiyle köy öğretmeni mi olunurmuş?" sorusuna bir cevaptır aslında.
Sayfa 86·Kitabı okudu
Köy Enstitüleri
Meryem: KYK yurdu mu, Tarikat yurdu mu belli değil
Diyanet lşleri Başkanı Ali Erbaş, KYK yurtlarında görevlendirilen manevi rehberlere hitaben yaptığı bir konuşmada "Bizim gönülle­ri fethetmemiz gerekiyor. Fırsatları çok iyi değerlendirmek zorun­dayız," diyor. Diyanet için bir fırsat olan manevi rehberlik, yurtlardaki ba­zı öğrenciler için kendilerini yaşam alanlarında köşeye kıstırılmış hissettiriyor. Kahramanmaraş Sütçü lmam Öğrenci Yurdu'nda ka­lan Meryem, manevi rehberlik faaliyetleri için "dini baskı" diyor. Meryem'le 2019 yılının Ramazan ayında telefonla görüşüyoruz. Kendisine manevi rehberleri sorduğumda bana hemen yurdun ye­mekhanesinde çekmiş olduğu fotoğraflan gönderiyor. Bu fotoğraf­larda manevi rehberin yemekhaneye astığı küçük notlar var. Oruç­la ilgili güzel sözlerin bulunduğu notlardan iki örnek şöyle: Oruç vücut fabrikasına yıllık bakım ve tamir fırsatı vermektir. Allah'a yemin ederim ki oruçlu ağzın açlık kokusu, Allah katında misk kokusundan daha hoş temiz ve daha sevimlidir / Hadis-i Şerif. Meryem, Alevi bir genç, oruç tutmuyor ve bu cümleleri yemek alırken, yemeklerin bulunduğu camekanın üzerinde görüyor. Böy­le bir durumda kalmak onu kötü hissettiriyor: Biz yemek yerken o yazılan okuyoruz (...) Psikolojikman çok et­kiliyor yazılar. Sanki doğru olan sadece oymuş gibi, biz yanlış yol­daymışız gibi bir izlenim var. Maraş, 1978 yılında onlarca Alevi'nin vahşice öldürüldüğü, Cumhuriyet tarihinin en korkunç katliamlarından birine sahne ol­du. Bugün Kahramanmaraş Sütçü !marn Üniversitesi bu katliam­la yüzleşmek, yaralan sarmak için toplumda öncü rol üstlenebilir. Ancak tam aksine Alevilerin ötekileştirilmesinin, yok sayılmasının Diyanet'in örgütlü çalışmalarıyla üniversitenin yurdunda sürdü­ğünü görüyoruz. Genç bir Aleviye oruç tutmadığı için yanlış yolda olduğu hissettirilmeye
Reklam
Reklam