Kemalizm bir felsefe veya bir teori miydi sorusuna şu cevabı verebiliriz: Atatürk ve arkadaşları, "Kemalist felsefe", "Kemalist teori" gibi nitelemelerden kaçındılar. Atatürk, Kemalizmi bir "felsefe" veya bir "ideoloji" veya bir "teori" olarak değil, "Türk Devriminin yaptığı işlerin toplamı" olarak tanımladı. Çünkü Kemalizm diye bir felsefe yoktur, Kemalizm diye adlandırılan bir ideoloji de yoktur. Ama o "işler"in, yani o devrimci pratiğin kuşkusuz bir felsefesi, bir dünya görüşü, bir ideolojisi vardı.
Evet, Kemalizm, Atatürk'ün deyişiyle bir "uygulama"dır, bir "yürüyüş"tür, o nedenle "yol" diye tanmlanmıştır. O yolun kuşkusuz bir yol göstericisi vardır. Atatürk, o yol göstericinin bilim olduğunu açıklayarak, Materyalist bir felsefeye sahip olduğunu belirlemiştir. Daha 23 yaşındayken, 1904 yılında not defterine, "Evvela sosyalist olmalı, maddeyi anlamalı" diye yazmıştır. Bu maddeyi anlama çabası, aslında Atatürk'ün bütün esasıdır.
Kemalist Devrim, Osmanlı Devletini yıktı, emperyalizme karşı tarihin ilk başarılı kurtuluş savaşını verdi; 1930'ların devletçi ve planlı ekonomi uygulamasıyla bir kalkınma modeli kurdu ve bu pratiklerden geçerek evrensel düzlemde Mazlum Milletlerin öncü konumundaki yerini belirginleştirdi.
İşte bu tarihsel pratik, Kemalizmin tanımını da belirler: Kemalizm, Türkiye'nin 19. yüzyılın ikinci yarısında başlayan milli demokratik devriminin İstiklal Savaşı ve Cumhuriyet'in inşası dönemindeki pratiğidir.
Kemalizmi uluslararası alandaki yerine oturtacak olursak, bir yönüyle Batı'ya göre gecikmiş bir burjuva demokratik devrimdi. Ancak Kemalist Devrime Ezilen Dünyadan bakacak olursak, bir öncü devrim saptamasında bulunuruz.
Türkiye'nin milli demokratik devrimi, kapitalizmin yükseliş çağında değil, çürümeye başladığı dönemde, yani