Doğaya dönüş biraz kısa öz olmuş gibi
9/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2024 2. kitabı
Genel olarak kitap bana hitap ediyor yani doğayı anlatırken sevdiriyor,hissettiriyor ve o anları yaşatıyor,anlatım biçimi olarak gayet kaliteli bir kitap fakat,serdar bey trt tv yayınları üzerinden video kaydı olarak yayınlanan içerikleri kitaba dökmesi tuhaf geldi açıkcası. Kendisi sporcu bir kişilik dağcılık treking vb eğitimleri yapan dolu dolu bilgili bir hoca. Ayrıca doğa üzerine inanılmaz bir bilgiye sahip. Velhasıl kitap kısa ve izlenilen ilk program bölümlerinin direkt baskılanmış hali gibi daha keyifli ve uzun sayfalarla detaylı doğa anlatımları olabilirdi serdar bey den devamını bekliyoruz Serdar Kılıç
Doğaya DönüşSerdar Kılıç · Destek Yayınları · 201793 okunma
7/10
·160 syf.··
2024 33. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 25 Eylül 2024 22:25
İncelememe adeta sen şimdi naneyi yimedin mi diyerek (youtube.com/watch?v=QTMa9L0...) başladığımı belirtmek istiyorum… Platon ve Russell’ın felsefi görüşleri arasında bir ayrımla başlayan yazarımız kitap boyunca kendisini Platon’a yakın tuttuğunu hissettiriyor. Yazara göre Russell felsefeyi, tamamen özgür bir zihinle alışılmış inançlardan ve geleneksel önyargılardan sıyrılmış, tarafsız bir bilgi arayışı olarak tanımlıyor. Ona göre, insanın zihni umut ve korkudan arınmalı, sadece bilgiye odaklanarak dünyayı tutkusuz ve sakin bir şekilde gözlemlemelidir. Bu yaklaşım, insanın ulaşabileceği en nesnel bilgiye erişmeyi vaat eder. Ancak Russell, bu soyut ve saf düşünce arayışının çekici olmasının yanı sıra, aslında bazı zorluklar içerdiğinin de farkındadır. Bu bağlamda Platon’un felsefesi bir toplumu içerirken, Russell biraz daha zihinsel bağımsızlığa vurgu yapar. Platon’un felsefesi toplumu sorgulayıp gerçekliğe ulaşmayı hedeflerken, Russell’ın yaklaşımı, kişisel bir dinginlikle dünyaya tutkusuz bir bakış geliştirme arzusunu yansıtır. Russell’ın bu görüşleri dile getirdiği dönemde, bu görüş daha çok üst sınıflara özgü bir düşünce biçimi olarak görülmesi ise yazar için senin tuzun kuru tabii niteliğinde saçma bir eleştiri sebebi olmuştur. Bu felsefi ayrımdan hareketle, yazar kendi felsefe görüşünü de geliştirmektedir. Onun için felsefe kabaca dünyaya yeniden büyü kazandırmak işlevini içermektedir. Tabii böyle bir tanımı belli bir referans noktasından hareketle yapmaktadır. Tahmin edileceği gibi o referans noktası da bilimdir. Ben yazarın bilim görüşünün çok sığ ve eksik olduğunu düşünüyorum, hatta biraz demode bile denebilir. Yazara göre bilim, insan yaşamının yüzeysel ama mutluluk veren yönlerini derinlemesine sorguladığı için tehlikeli addediliyor. Bilimsel
Felsefe
Akıllı Kişiler İçin Felsefe RehberiRoger Scruton · Ayrıntı Yayınevi · 201958 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·536 syf.··
2024 59. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Ağustos 2024 00:00
Merhaba canlar... Geçtiğimiz ayın etkinlik dışı okumalarından olan fakat bu güne sarkan @olimposyayınları n'dan #catahunter imzalı #aileiçicinayet le birlikte geldim... Bildiğimiz anlatımlara sahip bir roman olmadığını belirterek başlamak istiyorum. Polisiye daha doğrusu suç belgeseli izlemeyi sever misiniz? Büyük ihtimalle 'Kanıt' ı duymuş ya da izlemişsinizdir. Zamanında hemen hemen bütün bölümlerini izlediğim için aklıma ilk gelen program o oldu. Vakaların çözüm aşaması tüm ilerleyişiyle ekrana yansıtılır. Olay yeri görüntüleri, tanıklar, yapılan soruşturmalar, sürekli anlatıcı konumunda olan bir dış ses ve neyin neden yapıldığını irdeleyen sunucu... Kitabı elinize aldığınızda o minvalde bir programda olduğunuzu hissedeceksiniz. Size, belki izlediğinizi belki de o programın senaryosunu okuduğunuzu düşündürecek. Elimizde yirmi yıl önce işlenen fakat çözüme ulaşmayan bir cinayet vakası var. Şimdi ise bir grup uzman tarafında, tüm gerçekler kameralar karşısında, bütün ülkenin önünde, bir dizi senaryosuymuşçasına yeniden ele alınıyor. Bu prodüksiyon yirmi yıl önce öldürülen adamın üvey oğluna ait. Bu suç belgeselinin yönetmenliğini yapmasının tek sebebi gerçeğe ulaşmak. Sonu her ne olursa olsun... Ortalığa dökülen sırlar kendi gerçekleri bile olsa... Polisiye olarak görürsem bence sınıfta kalır, ön görülemez değil çünkü. Ama karşılıklı diyaloglarıyla, belgelerle, ses kayıtlarıyla, gazetede yayınlanan kesitlerle zenginleştirildiğini görüp bu programın bir parçası olursanız kendinizi kaptırabileceğinizi garanti ederim. Keyifli okumalarınız daim olsun... Kitapla kalın...
Aile İçi CinayetCara Hunter · Olimpos Yayınları · 2024449 okunma
Puan vermedi·288 syf.··
2024 17. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 13 Eylül 2024 03:05
Bazen öyle anlar olur ki duygularımızı yönetemeyiz... Duygularımız bizi yönetir… Öfkemizle baş etmekte zorluk çeker; sevdiklerimizi kırar, incitir, sonra pişman oluruz… Kaygılarımız yaşamımızı esir alır; adım atmakta zorluk çeker, kararsızlıklar yaşarız… Sabah uyandığımızda ‘iyi bir gün geçirmeye’ niyet eder; günü iç daralmaları ile kapatırız… İyi düşünmek yetmez; iyi hissetmekte zorluk çekeriz... İç seslerimiz bir türlü susmaz; hayata tebessüm edemeyiz… Bir telaş, bir acelecilik içinde yaşar; yeryüzünü kendi gözlerimizle seyredemeyiz… Ve tüm bunların değişmeyeceğine inanır, kalitesiz bir yaşama kendimizi mahkûm ederiz... Halbuki, duyguların zarara uğramış yanlarını onarmak, onarılmış duygularla bir iç genişliği içinde yaşamak mümkündür… Değersizlik hislerimizden, yetersizliklerimizden, güvensizliklerimizden ve içimizde yıllar boyunca birikmiş tüm hoşnutsuzluk duygularından arınabilir, ruhsal özgürlüğümüze yeniden kavuşabiliriz… Adem Güneş, Bırak ve Rahatla’da kendimizi nasıl onarabileceğimizi anlatıyor… Altı haftalık bir program içerisinde ‘Duygusal Farkındalık Eğitimi’ sunuyor… Peki ama nasıl? Telaşlı yaşamı bırakıp biyolojik ritmi düzenleyerek ‘sakinliğe’ erişmek… Bastırılmış duyguları bırakıp ‘ruhsal özgürlüğü’ hissetmek… Kaygılı bedeni bırakıp ‘iç genişliği’ elde etmek… Bırak ve Rahatla, geçmişini onarmak ve gerçek kendiliğini bulmak isteyen herkes için...
Bırak ve RahatlaAdem Güneş · Timaş Yayınları · 20192,503 okunma
10/10
·504 syf.··
2024 170. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 13 Eylül 2024 16:54
Allah'ım ne okudum ben! artemismilenyum ne yaptın sen! Soru işareti değil şaşırma tepkisi bu millet. Haydi size karşı dürüst olacağım. İlk başta hiç ilerleyemedim, ne olduğunu kayrayamadım, kitabın ismini alan olayı konduramadım. Ha bir de tahmin ettiğim bir şeyler vardı ve olay oraya bir türlü gelmiyordu. Sürekli bir gizem sürekli bir sır ve bunlar çözülecekleri yerde başkalarıyla düğüm olmuşlardı. Anlayacağınız beynim error vermişti. Ta ki ergen kızımız Daisy ve kaçık anası Grace o melun köşe dönene kadar. Grace'e ablasının eski kocasından bu ev miras kalmıştı ve Daisy kendini bildi bileli annesinin o eve sahip olduğunda her şeyin düzeleceğini iddia ettiği gibi olacağını sanıyordu. Bizim küçük enişte gibi değil bu enişte Peter efendi. Bir kesim iyi olduğunu söylerken küçük bir kesim ondan bahsetmek istemiyordu. Sonra bir baktım ki meğer hikaye iki koldan anlatılıyor. Yıllar sonra Britney arkadaşı Jayden ile yaptıkları program için Daisy'nin geçmişini araştırıyorlardı. Ama burda evden çıkan cesetlerden bahsediliyor, Daisy suçlanıyordu. Beynim nasıl yanmasın ki? Tabii kitabın sonuna bakma gafletinde bulundum onu da yarı ortadan bakmışım iyice aklım gitti. Yeniden Daisy'e döndüğümüzde kızcağız annesinin ağzından kerpetenle laf alabildiği için başkalarından çare arıyordu ve annesi eve asla yalnız girmemesi gerektiğini söylüyordu. Yaa öyle işte. Bi kere küçük zındık eniştenin gizemi neydi? Yav bu kız 16 yaşında 4 kişiyi nasıl öldürmüş? Hele ev! Evde ne oluyor ya hu Stephen King Rose Red Konağı gibi bir şeyler oluyor. Direk aklıma o geldi bu evin marifetlerini öğrenince. Neyse ki çok güzel bir şekilde son buldu kitap. Bu arada fantastik değil. Korku romanıdır! Ayrıca psikolojik bazı şeyleri içeriğinden biraz rahatsız edici olabilir, tam olarak yetişkin diyemeyiz. Ama
Lezzetli ÇığlıklarLiselle Sambury · Artemis Yayınları · 202420 okunma
Kemalizm'de, sosyalizm etkisi.
Puan vermedi·128 syf.··
2024 29. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 09 Eylül 2024 11:53
Kemalizm bir felsefe veya bir teori miydi sorusuna şu cevabı verebiliriz: Atatürk ve arkadaşları, "Ke­malist felsefe", "Kemalist teori" gibi nitelemelerden kaçındılar. Atatürk, Kemalizmi bir "felsefe" veya bir "ideoloji" veya bir "teori" olarak değil, "Türk Devriminin yaptığı işlerin toplamı" olarak tanımladı. Çünkü Kemalizm diye bir felsefe yoktur, Kemalizm di­ye adlandırılan bir ideoloji de yoktur. Ama o "işler"in, yani o dev­rimci pratiğin kuşkusuz bir felsefesi, bir dünya görüşü, bir ideolo­jisi vardı. Evet, Kemalizm, Atatürk'ün deyişiyle bir "uygulama"dır, bir "yürüyüş"tür, o nedenle "yol" diye tanmlanmıştır. O yolun kuşku­suz bir yol göstericisi vardır. Atatürk, o yol göstericinin bilim oldu­ğunu açıklayarak, Materyalist bir felsefeye sahip olduğunu belirlemiştir. Daha 23 yaşındayken, 1904 yılında not defterine, "Evvela sosyalist olmalı, maddeyi anlamalı" diye yazmıştır. Bu maddeyi anlama çabası, aslında Atatürk'ün bütün esasıdır. Kemalist Devrim, Osmanlı Devletini yıktı, emperyalizme karşı tarihin ilk başarılı kurtuluş savaşını verdi; 1930'ların devletçi ve planlı ekonomi uygulamasıyla bir kalkınma modeli kurdu ve bu pratiklerden geçerek evrensel düzlemde Mazlum Milletlerin öncü konumundaki yerini belirginleştirdi. İşte bu tarihsel pratik, Kemalizmin tanımını da belirler: Kema­lizm, Türkiye'nin 19. yüzyılın ikinci yarısında başlayan milli de­mokratik devriminin İstiklal Savaşı ve Cumhuriyet'in inşası döne­mindeki pratiğidir. Kemalizmi uluslararası alandaki yerine oturtacak olursak, bir yönüyle Batı'ya göre gecikmiş bir burjuva demokratik devrimdi. Ancak Kemalist Devrime Ezilen Dünyadan bakacak olursak, bir öncü devrim saptamasında bulunuruz. Türkiye'nin milli demokratik devrimi, kapitalizmin yükseliş ça­ğında değil, çürümeye başladığı dönemde, yani
Alıntı
Kemalizmin Felsefesi ve KaynaklarıDoğu Perinçek · Kaynak Yayınları · 201456 okunma