Çok ama çok sevdiğim yazarlardan olan Cengiz Aytmatov'un yine duygu yüklü, yine sürükleyici, yine iyi ki okumuşum dedirten kitaplarından "Gün Olur Asra Bedel" kitabını sizlere anlatmaya çalışacağım. Çalışacağım çünkü kitap dolu dolu, her sayfası ile ilgili aslında yazacak ve konuşacak çok şey var. Kısaca özetlemek gerekirse;
Yedigey savaştan döndükten sonra Sarı Özek bozkırında küçük bir tren aktarma istasyonunda çalışmaya başlar. Kazangap en yakın dostu ve emektar arkadaşıdır. Aslında kitap Kazangap'ın ölümü ve onun defnedilmesini anlatıyor. 24 saat olan bu süre aslında Yedigey için asra bedeldir. Çünkü Ana Beyit mezarlığına giderken tüm ömrünü, geçmişini bizlere anlatır. Sadece onun geçmişini değil, bir milletin geçmişini okuyoruz aslında.
Aynı paralelde bu bozkırda uzay araştırmaları programı yapılmaktadır. Bu program kapsamında bir gezegen keşfedilir. Üstelik insan ırkına benzer kişilerin yaşadığı bu gezegendekiler, araştırmacılarla tanışmak ve kendi dünyalarını göstermek üzere onları "Orman Göğüslülerin" yanına götürürler.
Kitapta efsaneler anlatılıyor. hele biri var ki, Nayman Ana Efsanesi savaşın etkilerini tokat gibi çarpıyor insanın yüzüne. "Mankurt" olarak aslında literatüre de kendinin soktuğu bir insan tanımı var yazarın. Anlamı bile insanı uzun süre düşündürüyor; insanın yani bütün geçmişini her an beraberinde taşıyan varlığın yerini, hafızası ve hatıraları olmayan, ruhunu kaybetmiş, içi komutlarla doldurulmuş biyolojik bir makinenin alması.
Her sayfasından keyif aldığım, bir sonraki bölümü hep merak ettiğim, enfes bir okuma oldu benim için. Zaten her okuduğumda pişman olmadığım yazarlardan Aytmatov. Bence sizler de okumalısınız.
Keyifli okumalar dilerim...