Sawyer

Sawyer
@prosperity
I wonder what is ALL about?
YÜKSEK LİSANS
ALANYA
İstanbul
20 okur puanı
Kasım 2018 tarihinde katıldı
THE PAST WILL CATCH YOU UP AS YOU RUN FASTER
7/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2019 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Ağustos 2019 16:38
Kitabı bitirdikten sonra, isminin neden "Dün" olarak belirlendiğini düşündüm. Kitabın içeriğinde açlık, fakirlik, aşk, cinayet, çocukluk travması, hayatın tekdüzeliği, anlamsızlığı, kısmen ensest düşünce, kaçış gibi temalar varken neden Dün seçilmiş? Burada Tobias'ın "Dün"ü temsil eden geçmişinden hiçbir zamana kaçamadığı ve geleceğini de düne göre şekillendirdiği vurgulanmak istenmiş herhalde. Bu noktada Placebo'nun I know şarkısınıdaki " The past will catch you up as you run faster... I know....The last in line is always called a bastard" sözleri aklıma geldi. Yaşamımız öyle bir çizgide ilerlemektedir ki hiç bir noktasını dahil silemiyorsun ve bir önceki ana göre inşa ediyorsun geleceği. Yoksulluk içinde yaşayan, üzerinden bütün köy geçmiş bir fahişenin çocuğu olan ve yediği / giydiği herşey annesinin müşterileri tarafından sağlanan Tobias, babasının öğretmeni ve sevdiği kızın da üvey kardeşi olduğunu öğrendikten sonra anne/babasını bıçaklayarak yaşadığı şehri terk eder, ismini değiştirir. Böylelikle geçmişini / Dünü geride bırakıp yeni bir başlangıç yapmaya çalışır, kimseye geçmişiyle ilgili doğruları anlatmaz. Çoğu zaman bizler de aynı kaçışı yapmak istemez miyiz? Ama geçmişi yakasını bırakmaz, yıllar sonra sevdiği kıza kavuşup aşkları daha da büyüse de Line sonuçta köye dönüp bir fahişenin çocuğu olan Tobias'la resmi bir şekilde evlenmeyi kabul etmez. Tobias her ne kadar kitap yazıp çok zengin olacağını iddia etse de sonuçta o, bir fahişenin çocuğudur. Line'ın dediği gibi bu yaşadıkları olanaksız bir aşktır. Sonuçta birbirlerine kavuşamazlar. Kitapta anlayamadığım tek nokta; Tobias, Line'a kardeş olduklarını bir türlü söyleyemez. Söylemeye çalışır ama yapamaz. Bunun içerik olarak kitapta yer almasını anlayamdım. Kısa, sade ve öz bir şekilde yazılmış kitap.
Edebiyat
DünAgota Kristof · Yapı Kredi Yayınları · 20193,116 okunma
Reklam

Sawyer

, bir kitap okudu
7/10
·72 syf.··
Beğendi
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Ağustos 2019 16:38
·
2019 4. kitabı
Agota Kristof
7.8/10 · 3.116 okunma
2014'de Fransa'da yılın Edebiyat Olayı
10/10
·133 syf.··
Beğendi
·
2019 3. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 19 Ağustos 2019 15:50
Ana karakter Guylain, kağıt dönüşüm fabrikasında kitapları kırpmakla görevlidir ki aynı zamanda kitapları çok sevmektedir. Bu nedenle her günümüz insanı gibi yaptığı işten ve bunu ona zorlayan yöneticilerden, iş arkadaşlarından nefret etmektedir. Tek sahip olduğu; aynı fabrikada çalışırken kazayla bacaklarını Zerstor'a kaptıran ve iyileştikten sonra söz konusu kazanın olduğu tarihte basılan kitabın sayfalarında bacağının parçalarına ulaşacağına inanan ve bu kitabı aramakla geçiren Guiseppe, sürekli kafiyeli cümleler kuran ve bu şekilde konuşan Yvon ve öldükçe benzerinin yeniden satın alındığı kırmızı küçük Japon balığıdır. En büyük zevki veya rutinin dışında sergilediği faaliyet ise; Zerstor'un zarar veremediği sayfaları amaçsızca ve birbirinden bağımsız olacak şekilde sabahları 6,27 treninde yüksek sesle okumak. Hayatının tekdüzeliği, bir gün trende bir flash bellek bulmasıyla değişir. Bir AVM'de umuma açık bir tuvalette temizlikçi olarak çalışan Julien'in edebi ustalıkla kaleme aldığı notlara benim gibi hayran kalan Guylain, Julie'nin peşine düşer ve en sonunda ona kavuşur. Kitabın bu kadar büyük ses getirmesiyle ilgili şu sorulabilir: Sıradan ve tekdüze yaşamları olan bir fabrika işçisi ve tuvalet temizlikçisi ile ilgili bir hikaye nasıl olur da 2014'te Fransa'da yılın edebiyat olayı seçilir? Aslında her ikisinin yaşamı, hiçbirimizin hayatından çok da farklı değil. Burada hikayeyi anlamlı kılan şey; anın farkındalığı ve bunun usta bir şekilde kaleme alınmasıdır. Özellikle Julien'in işiyle ilgili (tuvaletle ilgili) aldığı notlar nasıl büyük bir edebi esere dönüşebilir? Google, instagram Facebook arasında sıkışmış ve en büyük yeteneği "kes, kopyala" olan hangi birimiz , özellikle tuvalet ihtiyacını gideren insanı Julie gibi tanımlayabiliriz? "(sy.106) Kabin
6.27 TreniJean Paul Didierlaurent · Can Yayınları · 20171,336 okunma
HAYATIN ANLAMI VEYA SCHOPENHAUER'IN KÖTÜMSERLİĞİ:
9/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2019 2. kitabı
·
198 günde okudu
·
Okunma: 16 Temmuz 2019 16:40
Bu yaşamda, özellikle son yıllarda sıkça kafamı kurcalayan soru şu: What is all about: Bütün bu olanların nedeni/anlamı ne? Milyarlarca hücreden oluşan canlı mikro/makro organizmalar, milyarlarca gezegenlerden birinde (veya birçoklarında) büyük bir yaşam mücadelesi veriyor. Doğum veya var oluş; öncelikle temel ihtiyaçlar için verilen mücadele; sonrasında bunlar giderildiğinde diğer sosyal ihtiyaçların gerçekleştirilmesi / gerçekleştirilememesi, tatmin / tatminsizlik, acı /can sıkıntısı, ve sonucunda başladığın yere geri dönüş-ölüm veya yok oluş. what is all about. Bütün bunlar neden. Doğada Canlılar var olmak için diğerini, güçsüzü öldürmek / yemek zorunda. İnsanlarda benzer şekilde varolmak, daha çok kapitale sahip olmak için başkasını tüketmek zorunda. Sonuçta canlıların ihtiyaçları sonsuz, imkanlar kısıtlıdır. Bu nedenle imkanlar sürekli el değiştirmektedir. Bu yaşam mücadelesi gerçekten maliyetini karşılayan bir uğraş mıdır? Sonucunda yokolacağını bile bile var olmayı yine de tercih eder miydin; yoksa hiç var olmamayı mı? Sahip olup kaybetmeyi mi tercih edersin; hiç sahip olmamayı mı? Bu anlam arayışı içerisinde karşılaştığım kitap. Bu zamana kadar düşündüğüm hissettiğim düşünce ve duyguları Schopenhauer'in kaleminden okumak ayrıca gururlandırdı beni. Yazar bu kitabında tamamen olmasa da büyük bir oranda yaşama kötümser yaklaşmış. Küçük bir oranda ise bu kötümserliği nötüre çevirebilecek bir yol sunmuş. Kısaca kitabı yorumlayacak olursam: Hayat; istekler, bu yönde mücadele, elde etme/edememe, boşluk/can sıkıntısı ve yeni bir döngü üzerine kuruludur. Bu süreçte acı, sefalet, fakirlik, hastalık, savaş, kan, gözyaşı, kıyılara vuran bebekler, kolları bacakları canlı canlı kesilen insanlar, yıkılan kentler, işkenceler vs ile kuşatılmışızdır. Her an her türlü felakete
Felsefe
Hayatın AnlamıArthur Schopenhauer · Say Yayınları · 20103,836 okunma