"Kadın bu sorumluluğu yeniden ele geçirmeli, diyordu Simone de Beauvoir.Kendini geri kazanmalı, kimliğini erkeğin kimliğine bağımlı kılmaktan vazgeçmeli.Çünkü kadını baskı altında tutan yalnızca erkek değildir, yaşamının sorumluluğunu ele almayan kadın kendi kendine de baskı uygular."
"İyi güzel ama, ben işim için, karım ve çocuklarım için yaşamak isterken, barbarlar ya da Almanlar, Japonlar, Ruslar ya da bilmem kimler zorla üzerime saldırır, bana savaş açarsa ne yapacağım? Evimi, yuvamı savunacak değil miyim?"
Haklısın küçük adam. Şu ya da bu ulusun barbarı sana saldırdığında tüfeğine yapışacaksın. Ama bak sen şunu anlamıyorsun bir türlü: Tüm ulusların "barbarlar"ı ömründe hiç çalışmamış olan Prens Şişinikus'un savaş çağrısı üzerine Yaşa! Varol! diye bağırıp duran milyonlarca küçük adamdan başka bir şey değildir, onlar da tıpkı senin gibi adamdan sayamadıklarına inanmakta ve "Ben kim oluyorum ki kendi görüşüm olacakmış?" demektedirler. "Ben kim oluyorum," diye sormadığın, bir insan olduğunu bildiğin, buna inandığın an, kendi görüşünün doğru, tarla ya da fabrikanın ölüme değil, yaşama hizmet etmek durumunda olduğunu anladığın, bu bilince vardığın an, kendi soruna kendin yanıt vereceksin. Bu sorulara yanıt vermek için diplomatlara gereksinmen olmayacak artık. Yaşa! Varol! diye bağırmak ve "Meçhul Asker" anıtlarına çiçekler koymak yerine, Prens Şişinikus, ya da tüm proleterlerin Mareşalinin sendeki ulusal bilinci ayağının altında ezmesine izin vermek yerine, onlara özgüveninle ve çalışma bilinciyle karşı koymalısın.
Başka yazarlardan yaptıkları alıntılı tekrar tekrar paylaşan arkadaşlar 'Ne yapmak,Nereye varmak istemektedirler.' sitede doldurulması gereken belli bir like kotası varda bizim mi haberimiz yok.Başkalarının alıntılarını tekrar telrar paylaşıp like yada etkileşim alma çabası instagrama yakışıklı yada güzel birinin resmini koyup gelen etkileşimden mutlu olma çabası ile eşdeğerdir.